Özgün Metin

Vezin: Mefā‘īlün Mefā‘īlün Mefā‘īlün Mefā‘īlün

Senüñ mihrüñle iy meh sīnem üzre iki dāġum var
Yanar ġam tekye-gāhında iki rūşen çerāġum var
Ṣunarsa kāsesi çerḫüñ ne ġam ben ‘āşıḳa sāḳī
Bugün çün iki destümde iki ṭolu ayaġum var
İki ‘ālemde bir dīdāre ḥayrān ‘āşıḳ-ı pākum
Yeter gül-zār-ı ḥüsnüñ bāġ-ı ‘ālemden ferāġum var
Alup başum ele ben kim temennā eylerüm būseñ
Şarāba giderüm gūyā elümde bir ḳabāġum var
N’ola bāġ-ı cefāña ẕerrece meyl itmesem ṣūfī
Bugün Fażlī gibi çün yār işigünde ṭuraġum var

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey ay (yüzlü), senin sevgin (mihrin) yüzünden göğsümün üzerinde iki yara izim var; (bunlar) gam tekkesinde yanan iki parlak kandilimdir.

2. Saki, feleğin kâsesini sunarsa ben âşığa ne gam; bugün iki elimde iki dolu kadehim var.

3. İki âlemde bir yüze hayran temiz bir âşığım; senin güzelliğinin gül bahçesi (bana) yeter, dünya bahçesinden vazgeçmişim.

4. Başımı ele alıp öpücüğünü dileyen ben, sanki elimde bir kabakla şaraba gidiyorum.

5. Ey sofu, senin cefa bahçene zerre kadar meyletmesem şaşılır mı; bugün Fazlî gibi yârin eşiğinde duracak bir yerim var.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir gazeldir ve aruzun hezec bahrinden "mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "-um var" sözüdür; Özkat bu gazeli ek ve Türkçe kelimeden oluşan ek grubu redifli gazeller arasında sayar. Kafiye "dāġ, çerāġ, ayaġ, ferāġ, ḳabāġ, ṭuraġ" kelimelerindeki "-āġ/-aġ" sesiyle kurulur. Mahlas son beyitte geçer. Gazel, Özkat'ın neşrinde elli sekizinci gazeldir ve yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 235a) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin ilk üç beytinde "iki" sayısı tekrarlanır: göğüste iki yara izi, gam tekkesinde iki kandil, iki elde iki kadeh ve iki âlem. Bu tekrar, kafiyedeki "-āġ" sesiyle birlikte gazele belirgin bir ahenk verir; bu tespitimizdir. İlk beyitte "mihr" kelimesi hem sevgi hem de güneş anlamına gelir ve "meh" (ay) ile bir tenasüp kurar. Âşığın göğsündeki "dāġ"lar, aşk uğruna vücuda yakılan yara izleridir; burada bu yaralar gam tekkesinde yanan iki kandile benzetilir. Tekke ve kandil imgesi, aşk acısını tasavvufî bir çile diliyle anlatır.

İkinci beyitte felek, âşığa kâse sunan bir saki gibi düşünülür; ama âşığın iki elinde iki dolu kadeh olduğu için feleğin sunacağı kâseye ihtiyacı yoktur. "Ayaġ" kelimesi hem kadeh hem de ayak anlamına gelir. Üçüncü beyit, iki âlemde tek bir yüze bağlanan âşığın dünya bahçesinden vazgeçişini söyler; "gül-zār-ı ḥüsn" ile "bāġ-ı ‘ālem" karşı karşıya konur. Dördüncü beyitte âşık, başını ele alıp öpücük dileyen birini, elinde kabakla şaraba giden birine benzetir; şarabın kabak testilerde taşınması ile başın kabağa benzetilmesi arasında bir ilgi kurulmuş görünür, ancak bu bizim yorumumuzdur. Son beyitte sofunun "cefa bahçesi", yani zühd yolu, sevgilinin eşiğiyle karşılaştırılır; âşık için yârin eşiğinde duracak bir yer bulmak, sofunun bütün bahçesinden üstündür.

Kaynakça

  • Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 318-319, gazel no. 58 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 235a); ayrıca s. 69 (redifler) ve s. 119-120 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar