Özgün Metin
Vezin: Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün
Bulmadum bir gün vefâ sevgülü yârumdan benüm
Geçmedi bilmen nedür devlet kenârumdan benüm
İñlerem tâ ṣubḥ olınca nâlem işitmez ḥabîb
Gerçi ‘âlemler ṭolupdur âh u zârumdan benüm
Umma ey dil bülbüli ol gülden iñen raḥm kim
Yeg anuñ ḳatında bir ḫârı hezârumdan benüm
Şem‘ gibi yanduġum hecrüñde görüp ehl-i ‘aşḳ
Cân virür pervâne-veş almaġa nârumdan benüm
Cânı vir cânân yolında yâri kes aġyârdan
Yoḫsa ey Mihrî n'olur ‘âlemde varumdan benüm
Günümüz Türkçesiyle
1. Sevgili yârimden bir gün olsun vefa görmedim; bilmem neden, mutluluk benim yanımdan bile geçmedi. (İkinci mısra "mutluluk kıyımdan geçmedi, devlet nedir bilmem" diye de okunabilir; "devlet" burada talih ve mutluluk demektir.)
2. Sabah oluncaya kadar inlerim, sevgili feryadımı işitmez; oysa bütün âlemler benim ahımla, inleyişimle dolmuştur.
3. Ey gönül bülbülü, o gülden pek merhamet bekleme; onun katında bir diken, benim bin feryadımdan daha değerlidir. ("Hezâr" kelimesi hem "bin" hem "bülbül" demektir; mısra "bir diken, benim bin bülbülümden yeğdir" diye de anlaşılır. Diken, gülün yanından ayrılmayan rakibi anlatır.)
4. Aşk ehli, ayrılığında mum gibi yandığımı görünce, benim ateşimden almak için pervane gibi can verir.
5. Canını canan yolunda ver, sevgiliyi yabancılardan ayır; yoksa ey Mihrî, dünyada varlığımın ne anlamı olur?
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Divanın yüz ikinci gazeli harfü'l-mîm bölümündedir ve beş beyittir. Aruzun remel bahrinden "Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "-umdan benüm" sözüdür; kafiye "-âr" sesiyle kurulur (yâr, kenâr, zâr, hezâr, nâr, var). Gazel dört nüshada da bulunur (F 57a, M 79b, S 59a, Ü 51b). Neşirdeki tek nüsha farkı ikinci beyitte F nüshasının "ṭolupdur" yerine "ṭolıdur" okumasıdır. Kime yazıldığına dair bir bilgi yoktur.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel, karşılık görmeyen bir aşkın şikâyetiyle başlar. Matla beytinde âşık sevgiliden bir gün olsun vefa görmediğini, mutluluğun yanından bile geçmediğini söyler. İkinci beyitte bu yalnızlık bir mübalağayla büyütülür: âşığın ahı ve inleyişi bütün âlemleri doldurmuştur, ama sevgili bu sesi duymaz. Sabaha kadar inleme imgesi, divan şiirinde geceleri uyumayan âşığın bilinen hâlidir.
Üçüncü beyit gazelin sanat bakımından en dikkat çekici beytidir. Divan şiirinde gül sevgiliyi, bülbül âşığı, diken ise gülün yanından ayrılmayan rakibi temsil eder. Şair gönlünü bir bülbüle benzetir ve ona o gülden merhamet beklememesini söyler, çünkü gülün katında bir diken, âşığın "hezâr"ından yeğdir. "Hezâr" Farsçada hem "bin" hem de "bülbül" anlamına gelir. Mısra bu yüzden iki anlamı birlikte taşır: bir diken, âşığın bin feryadından da, binlerce bülbülünden de daha değerlidir. Kelimenin iki anlamının birlikte kastedildiği bu kullanım tevriye sanatıdır. Ayrıca "ḫâr" (diken) ile "hezâr" kelimeleri ses bakımından birbirine yakındır. Gülşen Kaya, divanda bülbülün gönül için kullanılan benzetmelerin başında geldiğini belirtirken bu beyti örnek verir ve beyti, gönül bülbülünün sevgiliden acınmayı beklememesi, çünkü onun katında bir dikenin (rakibin) âşığın bin feryadından üstün olması diye açıklar.
Dördüncü beyitte divan şiirinin en tanınmış mazmunlarından biri, mum ile pervane kullanılır. Pervane, ışığa ve ateşe doğru uçup kanatlarını yakan gece kelebeğidir; mum ise yanarak eriyen ve ışık veren bir varlıktır. Genellikle sevgili mum, âşık pervanedir. Bu beyitte ise roller değişir: ayrılık ateşiyle yanan âşık bir mumdur, onu gören öteki âşıklar da onun ateşinden almak için pervane gibi canlarını verirler. Kaya, divanda âşığın mum olarak görüldüğü beyitler arasında bu beyti anar ve âşığın kendisinin yanan bir ateş olduğu yerleri incelerken de aynı beyte döner.
Makta beytinde gazel şikâyetten bir karara geçer. Şair kendine seslenerek canını canan yoluna vermesini, sevgiliyi yabancılardan ayırmasını söyler; aksi hâlde dünyadaki varlığının bir anlamı olmayacaktır. "Cân" ile "cânân" kelimelerinin yan yana kullanılması ve "yâr" ile "aġyâr" arasındaki ses ve anlam ilgisi, beytin söyleyişini güçlendirir. Sıtkı Nazik'in tablosuna göre "benüm" redifi Mihrî ile Tâcîzâde Cafer Çelebi'nin ortak redifleri arasındadır; Mihrî'de bu gazelde ve yüzüncü gazelde görülür.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 105, Gazel 102 (F 57a, M 79b, S 59a, Ü 51b). ekitap.ktb.gov.tr
Akademik çalışmalar
- Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010 (gönül-bülbül, mum-pervane ve ateş maddeleri). openaccess.firat.edu.tr
- Sıtkı Nazik, "Benzer Redifli Şiirleri Bağlamında Mihrî Hatun ve Tâcî-zâde Cafer Çelebi'nin Karşılaştırılması", Uluslararası Amasya Âlimleri Sempozyumu Bildiriler Kitabı II, Amasya 2017, s. 133-148 (ortak redifler tablosu, s. 140).
- Sabiha Gemici, Mihrî Hatun Divanı: Karşılaştırmalı Metin, Cümle Yapısı ve Cümle Türleri, doktora tezi, Uludağ Üniversitesi, Balıkesir 1990 (Gemici'de 105. gazel).
Kitaplar
- Didem Havlioğlu (hzl.), Ġazeliyyât-ı Mihrî-i Ḥaḳîre, OTAP elektronik edisyonu, gazel 105 (türkoloji-iran sayfasında yayımlanan metin, 2007).
Çevrimiçi kaynaklar






