Özgün Metin

Vezin: Mef‘ûlü Mefâ‘îlü Mefâ‘îlü Fa‘ûlün

Ey dost seni yâr-ı vefâ-dâr ola ṣandum
Bilmezlik ile gör ki nice odlara yandum
İnanmaz idüm kimseye öldüm dise el-ḥaḳ
Yalan dilüñe aldanup ey yâr inandum
Dûr itme ṭapuñdan beni aġyâr söziyle
Allâh'a ḳodum anı vü ben saña ṭayandum
Göz yaşı gibi sen de naẓardan düşürürseñ
Derdâ vü dirîġâ vü hezâr âh efendüm
Biñ dürlü cefâñ ile bu cân ḥulḳuma geldi
Çıḳmaz nideyin ben ḫo bu ‘âlemden uṣandum
Bir mûyuñı virmez bu cihân mülkine Mihrî
Vallâhi vü billâhi inan kim budur andum

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey dost, seni vefalı bir sevgili olacak sandım; bilmeden, gör ki ne ateşlere yandım.

2. Biri bana "(aşkından) öldüm" dese, doğrusu kimseye inanmazdım; ey sevgili, senin yalancı diline aldanıp inandım.

3. Rakiplerin sözüne uyup beni kapından uzaklaştırma; ben onları (ya da bu işi) Allah'a havale ettim, sana dayandım, sana güvendim.

4. Sen de beni gözyaşı gibi gözünden düşürürsen, eyvah, yazık, bin kere ah, efendim. (Gözyaşı gözden düşer; "gözden düşmek" ise sevilmez, değersiz olmak demektir. Beyit bu iki anlamı birlikte kullanır.)

5. Bin türlü eziyetinle canım boğazıma geldi; ama çıkmıyor, ne yapayım, ben artık bu dünyadan bıktım. (Can boğaza gelmek, ölümün eşiğinde olmaktır.)

6. Mihrî senin bir tek saç telini bu dünyanın bütün mülküne değişmez; vallahi billahi inan ki yeminim budur.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Divanın doksan dokuzuncu gazeli, harfü'l-mîm bölümünün ilk şiiridir ve altı beyittir. Aruzun hezec bahrinden "Mef‘ûlü Mefâ‘îlü Mefâ‘îlü Fa‘ûlün" kalıbıyla yazılmıştır. Gazel redifsizdir; mısra sonlarında görülen "-dum" eki redif sayılabilecek bir ek tekrarıdır ve kafiye "-an" sesine dayanır (ṣandum, yandum, inandum, ṭayandum, uṣandum, andum). Dördüncü beyitte fiil yerine "efendüm" kelimesi kafiyeye girer; ses bakımından öbürlerine yakın düşer. Gazel yalnız M (78a) ve Ü (51a) nüshalarında bulunur; neşirde nüsha farkı kaydedilmemiştir. Kime yazıldığına dair bir bilgi yoktur.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel, aldatıldığını anlayan bir âşığın sitemidir. Matla beytinde bütün hikâye özetlenir: sevgili vefalı sanılmış, bu yanılgının bedeli ateşlere yanmak olmuştur. İkinci beyit aynı pişmanlığı bir itirafla sürdürür. Âşık, başkaları kendisine "öldüm" dediğinde inanmayan, kolay kanmayan biridir; ama sevgilinin yalan diline aldanmıştır. Bu karşıtlık, sevgilinin sözlerinin ne kadar inandırıcı olduğunu öne çıkarır.

Gazelin dili konuşma diline çok yakındır. "Gör ki", "el-ḥaḳ" (doğrusu), "nideyin" (ne yapayım), "derdâ vü dirîġâ" (eyvah, yazık), "vallâhi vü billâhi inan" gibi sözler, şiire karşısındakine dertlenen bir kişinin sesini verir. Özellikle son beyitteki yemin, divan şiirinin ağırbaşlı söyleyişinden çok gündelik bir konuşmanın sıcaklığını taşır. Sabiha Gemici, Mihrî'nin cümle yapısını incelediği tezinde bu gazelin matla beytini ve üçüncü ve beşinci beyitlerini cümle örnekleri arasında verir.

Üçüncü beyitte divan şiirinin üçlüsü, yani âşık, sevgili ve ağyâr (rakipler, yabancılar) bir aradadır. Âşık, sevgiliden rakiplerin sözüne kulak asmamasını ister ve "Allâh'a ḳodum anı" der. Bu söz iki türlü anlaşılabilir: rakipleri Allah'a havale etmiş, onlarla uğraşmayı bırakmıştır; ya da bütün durumu Allah'a bırakmış, yalnız sevgiliye dayanmıştır. Her iki okumada da "ṭayandum" (dayandım, güvendim) kelimesi, aldatılmış bir âşığın hâlâ sevgiliye bağlı kaldığını gösterir.

Dördüncü beyit gazelin en sanatlı beytidir. Gözyaşı gözden düşer; sevgili de âşığı gözünden düşürürse, yani ona değer vermezse, âşığın hâli gözyaşına döner. "Naẓardan düşürmek" deyiminin hem gerçek anlamı (gözden aşağı düşürmek) hem de mecaz anlamı (itibarını kaybettirmek) birlikte kullanılmıştır. Bu kullanım teşbih ile tevriyenin birleştiği bir söyleyiştir. Beşinci beyitteki "cân ḥulḳuma geldi" (can boğazıma geldi) deyimi, ölüm anını anlatan bir sözdür; ama can bir türlü çıkmaz, âşık ne ölebilir ne yaşayabilir. Makta beytinde sevgilinin bir tek saç teli bütün dünya mülküyle karşılaştırılır; bu mübalağa, gazelin sitemle başlayıp bağlılık yeminiyle bitmesini sağlar.

Sevgiliye "efendüm" diye seslenilmesi dikkati çeker. Divan şiirinde sevgilinin cinsiyeti çoğu zaman belirsiz bırakılır; ancak "efendi" ve "bey" gibi hitaplar gündelik dilde erkekler için kullanılır. Sıtkı Nazik, Mihrî'nin "a efendicigüm" redifli bir başka gazeli gibi bazı şiirlerinde şairin kadınlık yönünü yansıtan ifadelerle karşılaşıldığını söyler. Bu gazeldeki hitap da, sitemkâr ve içten tonla birlikte, kadın bir şairin sesiyle okunmaya elverişlidir; ancak belirli bir kişiye yazıldığını gösteren bir kayıt yoktur.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 103-104, Gazel 99 (M 78a, Ü 51a). ekitap.ktb.gov.tr

Akademik çalışmalar

  • Sabiha Gemici, Mihrî Hatun Divanı: Karşılaştırmalı Metin, Cümle Yapısı ve Cümle Türleri, doktora tezi, Uludağ Üniversitesi, Balıkesir 1990 (Gemici'de 102. gazel).
  • Sıtkı Nazik, "Benzer Redifli Şiirleri Bağlamında Mihrî Hatun ve Tâcî-zâde Cafer Çelebi'nin Karşılaştırılması", Uluslararası Amasya Âlimleri Sempozyumu Bildiriler Kitabı II, Amasya 2017, s. 133-148 (özellikle s. 138).

Kitaplar

  • Didem Havlioğlu (hzl.), Ġazeliyyât-ı Mihrî-i Ḥaḳîre, OTAP elektronik edisyonu, gazel 102 (türkoloji-iran sayfasında yayımlanan metin, 2007).

Çevrimiçi kaynaklar