Özgün Metin

Vezin: Mef‘ûlü Mefâ‘îlü Mefâ‘îlü Fa‘ûlün

Çün bir nefes oldum saña ben bende ki hem-dem
‘Ālemde niçün ölmek içün pes çekerem ġam
Ḳorḫutma beni nâr-ı caḥîm ile i nâṣiḥ
Āhum şererinden yanar odlara cehennem
Öldürse gerek beni ḫayâl-i lebüñ ey dost
Bu ḫaste dile ḳılmaz iseñ ẕerre ḳadar em
Ġamzeñ ne ‘aceb yüregüme yâreler urdı
Vaṣluñdan irişdür meded it yâreye merhem
Ey dost benüm ḥâlüme luṭf it naẓar eyle
Cân ḥulḳuma irişdi hemân ḳaldı virem dem
Cürmine baḳup Mihrî'yi dûr itme ṭapuñdan
Olmaz bu cihânda çü günâh işlemez âdem

Günümüz Türkçesiyle

1. Ben ki senin kulunum, seninle bir nefeslik süre de olsa can yoldaşı (hem-dem, yani aynı nefesi paylaşan yakın dost) oldum; öyleyse bu dünyada ölmek için neden gam çekeyim.

2. Ey öğüt veren (nasih), beni cehennem ateşiyle korkutma; benim ahımın kıvılcımlarından cehennem bile ateşlere düşüp yanar.

3. Ey dost, bu hasta gönle zerre kadar ilaç vermezsen, dudağının hayali beni öldürse gerek.

4. Bakışın (gamzen) ne tuhaftır, yüreğime yaralar açtı; yardım et, kavuşmandan bu yaraya bir merhem ulaştır.

5. Ey dost, halime lütfet, bir kez bak; can boğazıma dayandı, son nefesimi vermek üzereyim.

6. Suçuna bakıp Mihrî'yi kapından uzaklaştırma; çünkü bu dünyada günah işlemeyen insan olmaz.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Divanın yüz beşinci gazeli altı beyittir ve aruzun hezec bahrinden "Mef‘ûlü Mefâ‘îlü Mefâ‘îlü Fa‘ûlün" kalıbıyla yazılmıştır. Gazel, divanda "m" harfiyle biten şiirlerin toplandığı bölümde yer alır. Redifi yoktur; kafiye mısra sonlarındaki "-m" sesine dayanır (hem-dem, ġam, cehennem, em, merhem, dem, âdem). Kafiye kelimelerinin çoğunun "-em" ile bitmesi, "ġam" ile kurulan ilk beytin dışında şiire düzenli bir ses birliği verir. Gazel, Arslan'ın neşrinde kullanılan dört nüshanın (F, M, S, Ü) hepsinde bulunur; nüshalar arasındaki farklar "Ḳorḫutma / Ḳorḳutma", "merhem / melhem" gibi imla ayrılıklarından ve beşinci beyitte "luṭf eyle naẓar ḳıl" gibi küçük söz sırası değişikliklerinden ibarettir. Şiirin kime ve hangi vesileyle yazıldığına dair bir bilgi bulunmuyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin konusu, sevgiliye bir an olsun yakın olmuş bir âşığın ölüm karşısındaki rahatlığı ve sevgiliden lütuf dileyişidir. İlk beyitteki "hem-dem" kelimesi, aynı nefesi paylaşan, sohbet ve yakınlık arkadaşı anlamına gelir. Şair "bir nefes" ile "hem-dem" kelimelerini yan yana getirerek nefes kavramı etrafında bir tenasüp kurar: sevgiliyle bir nefeslik beraberlik, ölümün getireceği son nefesi önemsiz kılmıştır.

İkinci beyit divan şiirinin bilinen tiplerinden nasihi, yani âşığa akıl veren öğütçüyü sahneye çıkarır. Öğütçü âşığı cehennemle korkutmaya çalışır; âşık ise kendi ahının kıvılcımlarıyla cehennemin bile tutuşacağını söyler. Gülşen Kaya, Mihrî'nin divanında cehennemin daha çok ıstırabın derecesini anlatmak için kullanıldığını belirtir ve âşığın aşk ateşiyle zaten yandığı için cehennemden korkmadığını gösteren örnek olarak bu beyti anar. Beyitteki abartı, mübalağa sanatının tipik bir örneğidir.

Üçüncü ve dördüncü beyitler hastalık ve tedavi mazmunları üzerine kuruludur. Âşık hastadır, sevgilinin dudağının hayali onu öldürmektedir, ilacı ise yine sevgiliden gelecek bir "em"dir. Dördüncü beyitte gamze, yani sevgilinin süzgün ve yan bakışı, âşığın yüreğinde yaralar açan bir silah gibi düşünülür; bu yaranın merhemi kavuşmadır. "Yâre", "merhem", "em", "ḫaste" kelimeleri arasında açık bir tenasüp vardır ve "yâre" kelimesinin aynı beyitte iki kez kullanılması, yarayla merhem arasındaki karşılığı belirginleştirir.

Beşinci beyit can çekişme anını anlatır: can boğaza gelmiştir, son nefes verilmek üzeredir. Böylece birinci beyitte ölümü önemsemeyen âşık, şiirin sonuna doğru ölümün eşiğinde sevgiliden bir bakış dilenir hâle gelir. Gazel, bu iki tavır arasındaki gerilimi çözmeye çalışmaz; aşk şiirinde sık görülen bir iniş çıkış olarak bırakır.

Mahlas beytinde şair kendisini üçüncü şahıs olarak anar ve sevgiliden suçuna bakmadan kendisini kapısından uzaklaştırmamasını ister. İkinci mısra, "bu dünyada günah işlemeyen insan olmaz" hükmüyle bir atasözü gibi kurulmuştur; bilinen bir gerçeği delil olarak getirmesi bakımından irsâl-i mesel sanatına örnektir. Kaya, insanın kusurlu yaratılışından söz ettiği bölümde bu beyti örnek gösterir. Mısranın sonundaki "âdem" kelimesi hem "insan" anlamına gelir hem de ilk günahı işleyip cennetten çıkarılan Hz. Âdem'i hatırlatabilir; bu ikinci anlam okunduğunda şair, kendi kusurunu insanlığın atasının kusuruna bağlamış olur. Sevgiliye "ey dost" diye seslenilmesi ve kapıdan uzaklaştırılma korkusu, beşerî bir aşk şiirini tasavvufî bir yakarışa yaklaştıran ifadelerdir; ancak gazelde dudak ve gamze gibi beşerî güzellik unsurları da açıkça yer aldığı için şiir iki yöne de açık kalır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 106-107, Gazel 105. ekitap.ktb.gov.tr

Akademik çalışmalar

  • Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Dîvânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010. openaccess.firat.edu.tr

Diğer kaynaklar

  • Didem Havlioğlu (ed.), "Ğazeliyyāt-ı Mihri-i Hāqīre", türkoloji-iran, 2007 (gazelin farklı bir çeviriyazısı).

Çevrimiçi kaynaklar