Özgün Metin
Vezin: Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün
İşidüp şîrîn sözin ol la‘l-i ḳandümden benüm
Ḥaḳ bilür kim gitdüm ol dem kendü kendümden benüm
Şâdam ol cânân meger efġânum işidüp dimiş
Gitmemiş ‘aşḳum daḫi bu derd-mendümden benüm
Zülfüñe ṭolaşdı dil murġı didüm dilber didi
Key ḥaẕer ḳıl kimse ḳurtulmaz bu bendümden benüm
Didi miskîn sen misin zülfüm giriftârı hemân
Nice cânlar boynı baġludur kemendümden benüm
Ger size cânân gerekse cân virüñ cânân buluñ
Ġâfil olmañ mübtelâlar işbu pendümden benüm
Muṣḥaf-ı ḥüsnüñ ḥaḳıçün bir naẓar ḳıl ḥâlüme
Ḥaḳḳı ḥâżır gör begüm ḳorḳmazsañ andumdan benim
Mihrî sen ḳılma şikâyet dest-i cevr-i yârdan
Her ne gelse ḫoş gelür baña efendümden benüm
Günümüz Türkçesiyle
1. O şeker gibi tatlı, lal gibi kırmızı dudaklı sevgilimden tatlı bir söz işitince, Hak bilir ki o an kendimden geçtim.
2. Seviniyorum; meğer o canan feryadımı işitip "Bu dertli âşığımın bana olan aşkı hâlâ geçmemiş" demiş.
3. "Gönül kuşu zülfüne dolaştı" dedim; dilber şöyle dedi: "Çok sakın, kimse benim bu bağımdan kurtulamaz."
4. Dedi: "Zavallı, zülfüme tutsak olan yalnız sen misin? Nice canların boynu benim kementime bağlıdır." (Kement, ucu ilmekli av ipidir; sevgilinin uzun, kıvrımlı saçı kemende benzetilir.)
5. "Ey aşka tutulanlar, size canan gerekiyorsa can verin de cananı bulun; benim bu öğüdümü unutmayın." (Beyit iki türlü okunabilir: sevgilinin sözlerinin devamı ya da şairin âşıklara verdiği öğüt.)
6. Güzelliğinin Mushaf'ı hakkı için hâlime bir bak; beyim, yeminimden korkmuyorsan Hakk'ı hazır bil (Allah'ın her şeyi gördüğünü unutma).
7. Mihrî, sen sevgilinin zulüm elinden şikâyet etme; efendimden bana ne gelse hoş gelir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Divanın yüzüncü gazeli harfü'l-mîm bölümündedir ve yedi beyittir. Aruzun remel bahrinden "Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "-ümden benüm" sözüdür; kafiye "-end" sesiyle kurulur (ḳand, kend, derd-mend, bend, kemend, pend, efend). Altıncı beyitte kafiye kelimesi "andumdan benim" biçimindedir; burada ses benzerliği yetinilecek ölçüdedir. Gazel dört nüshada da bulunur (F 56b, M 78a, S 58b, Ü 51a). F nüshası üçüncü beyitte "Zülfüñe" yerine "Zülfine", altıncı beyitte "bir naẓar" yerine "naẓar" okur; Ü nüshası son beyitte "Her ne gelse" yerine "Her ki gelse" der. Kime yazıldığına dair bir bilgi yoktur.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin en belirgin özelliği, âşık ile sevgili arasında geçen bir konuşmayı aktarmasıdır. Üçüncü ve dördüncü beyitlerde "didüm" (dedim) ve "didi" (dedi) sözleriyle kısa bir soru cevap sahnesi kurulur: âşık, gönül kuşunun sevgilinin saçına dolaştığını söyler; sevgili ise bu bağdan kimsenin kurtulamayacağını, nice canların boynunun onun kementine bağlı olduğunu söyleyerek nazlı bir cevap verir. Divan şiirinde sual ü cevap (soru cevap) adı verilen bu söyleyiş, gazele küçük bir sahne canlılığı katar. İkinci beyitte de sevgilinin sözü dolaylı olarak aktarılır; böylece gazelin yarısından çoğunda sevgili konuşur.
Saç ile ilgili imgeler bu konuşmanın merkezindedir. Gönül, sevgilinin saçına takılan bir kuştur; saç hem bir tuzak (bend) hem de av ipidir (kemend). Gülşen Kaya, divan şiirinde gönlün klişeleşmiş biçimde kuşa benzetildiğini, sevgilinin saç tuzağına yakalanan gönül kuşu için kurtuluş olmadığını belirtirken üçüncü beyti, kemendin âşığın boynunu bağlayan saç olarak işlendiği yerleri incelerken de dördüncü beyti örnek verir. Bend, kemend ve zülüf kelimelerinin bir arada kullanılması tenasüp sanatıdır.
Matla beytinde sevgilinin dudağı "la‘l-i ḳand", yani şeker gibi tatlı bir lal taşı olarak anılır; ondan çıkan söz de "şîrîn"dir. Kaya, şeker, şîrîn ve kand kelimelerinin divanda sevgilinin dudağı ve sözü için kullanıldığını bu beyitle örnekler. Aynı beyitte "kendü kendümden" (kendi kendimden) geçmek sözü, tatlı bir sözle kendinden geçen âşığın sarhoşluğunu anlatır. Altıncı beyitte sevgilinin güzelliği Kur'ân'a, yani Mushaf'a benzetilir. Kaya'ya göre "Muṣḥaf-ı ḥüsn" benzetmesi, sevgilinin güzelliğinin kutsallığını ve kusursuzluğunu belirtmek için kullanılır ve güzelliğin Allah kaynaklı olduğuna da işaret eder. Âşık bu kutsal güzellik adına yemin eder ve sevgiliye, bu yeminden korkmuyorsa Allah'ın her şeyi gördüğünü hatırlatır.
Gazel, sitemden çok teslimiyetle biter. Makta beytinde şair kendine seslenir ve sevgilinin zulmünden şikâyet etmemesini söyler, çünkü "efendisinden" gelen her şey hoştur. Divan şiirinde âşığın sevgilinin cefasını lütuf sayması bilinen bir tutumdur.
Gazelde sevgiliye "begüm" (beyim) ve "efendüm" (efendim) diye seslenilir. Sıtkı Nazik, Mihrî ile Tâcîzâde Cafer Çelebi'yi karşılaştırdığı bildirisinde Cafer Çelebi'nin "olsun begüm" redifli gazelini ele alırken "bey" kelimesinin erkek için kullanıldığını, bu redifi Mihrî Hatun söylemiş olsaydı muhatabın erkek olduğunun kuvvetle muhtemel düşünülebileceğini belirtir. Bu gazelde Mihrî tam da bu hitapları kullanır. Nazik'in tablosuna göre "benüm" redifi iki şairin ortak redifleri arasındadır: Mihrî'de bu gazelde ve yüz ikinci gazelde, Cafer Çelebi'de altı şiirde görülür.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 104, Gazel 100 (F 56b, M 78a, S 58b, Ü 51a). ekitap.ktb.gov.tr
Akademik çalışmalar
- Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010 (Mushaf, kemend, gönül kuşu ve şeker maddeleri). openaccess.firat.edu.tr
- Sıtkı Nazik, "Benzer Redifli Şiirleri Bağlamında Mihrî Hatun ve Tâcî-zâde Cafer Çelebi'nin Karşılaştırılması", Uluslararası Amasya Âlimleri Sempozyumu Bildiriler Kitabı II, Amasya 2017, s. 133-148 (özellikle s. 139-140).
- Sabiha Gemici, Mihrî Hatun Divanı: Karşılaştırmalı Metin, Cümle Yapısı ve Cümle Türleri, doktora tezi, Uludağ Üniversitesi, Balıkesir 1990 (Gemici'de 103. gazel).
Kitaplar
- Didem Havlioğlu (hzl.), Ġazeliyyât-ı Mihrî-i Ḥaḳîre, OTAP elektronik edisyonu, gazel 103 (türkoloji-iran sayfasında yayımlanan metin, 2007).
Çevrimiçi kaynaklar






