Özgün Metin

Vezin: Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

Ḥasretüñden ṣûretüm zerdi ‘ayândur lâ-cerem
Fürḳatüñden gözlerüm yaşı revândur lâ-cerem
Hem-demüm âhum olupdur mûnisüm gözüm yaşı
Kimse bilmez ḥâlümi derdüm nihândur lâ-cerem
Nice Ferhâd olmasun ‘aşḳuñ beyâbânında dil
Gice gündüz ẕikri sen şîrîn-zebândur lâ-cerem
Çünki sulṭân oldı dil taḫtında ‘aşḳuñ dilberâ
Ser-be-ser cân mülkine ḥükmüñ revândur lâ-cerem
Ol kemân-ebrûña cânum nice ḳurbân itmeyem
Ġamzeñ oḳlarına çün sînem nişândur lâ-cerem
Bende-dil cânâ ṭapuñdan hergiz âzâd olmasun
Kim ḫayâlüñ göñlümüñ taḫtında ḫândur lâ-cerem
Var ise müşgîn ṣaçuñ bûyından itmişdür güẕer
K'ol hevâ ile ṣabâ ‘anber-feşândur lâ-cerem
Yıḳma göñlin ‘âşıḳuñ uyma raḳîbe dostum
Çün bilürsin sözi iblîsüñ yalandur lâ-cerem
Ḥamdü-lillah bezm-i ḥüsnüñde ḥabîbüm Mihrî'nüñ
Sâġar-ı çeşmi lebüñ ‘aksiyle ḳandur lâ-cerem

Günümüz Türkçesiyle

1. Senin hasretinden yüzümün sarardığı elbette açıkça görülüyor; senden ayrılığım yüzünden gözlerimin yaşı elbette akıp duruyor.

2. Ahım can yoldaşım, gözyaşım dert ortağım oldu; halimi kimse bilmez, derdim elbette gizlidir.

3. Aşkının çölünde gönül nasıl Ferhad olmasın; gece gündüz andığı, elbette tatlı dilli olan sensin. (Ferhad, Şirin'e duyduğu aşk yüzünden dağları delen efsanevî âşıktır; "şîrîn" kelimesi hem "tatlı" anlamına gelir hem de Şirin'in adını hatırlatır.)

4. Ey dilber, aşkın gönül tahtında sultan olduğuna göre, can ülkesinin baştan başa her yerinde elbette senin hükmün geçer.

5. O yay kaşlı sevgiliye canımı nasıl kurban etmeyeyim; çünkü bakışının oklarına elbette benim göğsüm hedeftir.

6. Ey canan, gönlü sana kul olan bu âşık senin kapından asla azat olmasın (kulluktan kurtulmasın); çünkü senin hayalin elbette gönlümün tahtında hükümdardır.

7. Sabah rüzgârı amber saçıyorsa, bunun sebebi elbette senin misk kokulu saçının kokusundan geçmiş olmasıdır; o havayı (o hevesi) taşıdığı için öyle kokar.

8. Dostum, âşığın gönlünü yıkma, rakibin sözüne uyma; çünkü bilirsin ki şeytanın sözü elbette yalandır. (Rakip burada şeytana benzetilir.)

9. Allah'a hamd olsun, sevgilim, senin güzellik meclisinde Mihrî'nin göz kadehi dudağının aksiyle elbette kan doludur. (Beyit iki türlü okunabilir: kırmızı dudağın yansıması gözü bir şarap kadehi gibi kızıla boyamıştır; ya da âşığın gözü ağlamaktan kanlı yaşlarla dolmuştur. Divan şiirinde şarap ile kan sık sık birbirinin yerine kullanılır.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Divanın yüz altıncı gazeli dokuz beyittir ve aruzun remel bahrinden "Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif Arapça kökenli "lâ-cerem" sözüdür; "elbette, şüphesiz, ister istemez" anlamına gelir. Kafiye, redifin önündeki "-ân / -an" sesleriyle kurulur (‘ayân, revân, nihân, zebân, revân, nişân, ḫân, feşân, yalan, ḳan). Son iki beyitte kafiye kelimeleri "yalan" ve "ḳan" uzun ünlü taşımaz; bu, divan şiirinde hoş görülen bir serbestliktir. Gazelin her mısraı bir iddiayı "lâ-cerem" ile mühürler; böylece şiir baştan sona kesin hükümler dizisi gibi okunur. Dört nüshanın hepsinde bulunan gazelin sekizinci beyti F nüshasında yoktur; üçüncü beyitteki "ẕikri" kelimesi F ve S nüshalarında "fikri" olarak geçer. Şiirin kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel ayrılık acısıyla açılır. İlk beyitte hasretin yüze sarılık, ayrılığın göze yaş olarak yansıması iki paralel mısrada verilir; "ḥasret / fürḳat" ve "ṣûret / gözler" karşılıkları arasında bir denklik kurulur. İlk mısrada "zerd" (sarı) ile "‘ayân" (açık, görünür) kelimeleri, âşığın gizlemeye çalıştığı derdin yüzüne vurduğunu anlatır. Ancak ikinci beyitte aynı âşık "derdim gizlidir, halimi kimse bilmez" der. Gülşen Kaya, aşkın yoldaş olduğu yerde âhtan ve gözyaşından başka can dostu kalmadığını anlatırken bu beyti örnek gösterir.

Birinci ve dördüncü beyitlerde "revân" kelimesi iki ayrı anlamda kullanılır: önce gözyaşının "akması", sonra sevgilinin hükmünün "geçerli olması". Aynı kelimenin farklı anlamlarla kafiyeye girmesi, cinas sanatının bir örneğidir. Dördüncü ve altıncı beyitler ise gönlü bir ülke, sevgiliyi o ülkenin tahtındaki hükümdar olarak düşünen yaygın bir mazmun üzerine kuruludur: aşk gönül tahtında "sulṭân", sevgilinin hayali "ḫân" olur, can ise onun hükmü altındaki "mülk"tür. Kaya, gönlün bir şehir ya da saray, şahının ise sevgili olduğu bu tasavvuru divandaki örnekler arasında anar. Altıncı beyitte "bende" (kul) ile "âzâd" (azat edilmiş) arasında tezat vardır; âşık kulluktan kurtulmak istemez, sevgilinin kapısında kul kalmayı diler.

Üçüncü beyit Ferhad ile Şirin hikâyesine telmihtir. Aşk bir çöle, gönül o çölde dolaşan Ferhad'a benzetilir. Mısra sonundaki "şîrîn-zebân" (tatlı dilli) sözü, Ferhad'ın sevgilisi Şirin'in adını da çağrıştırdığı için tevriyeli bir kullanımdır. Kaya bu beyti, aşkın çöle benzetildiği örnekler arasında verir.

Beşinci beyitte sevgilinin kaşı yaya, bakışı oka, âşığın göğsü hedefe benzetilir; "kemân, oḳ, nişân" kelimeleri tenasüp oluşturur. Yedinci beyit, sevgilinin saçının kokusunu dünyaya taşıyan saba rüzgârı mazmununu işler. Buradaki "hevâ" kelimesi hem "hava, rüzgâr" hem "arzu, heves" anlamına gelir; saba hem sevgilinin saçının havasını taşır hem de onun hevesiyle eser.

Sekizinci beyit, âşık ile sevgilinin arasına giren rakibi şeytana benzetir. Kaya, rakibin gizlice yaklaşıp vesvese veren şeytana benzetilmesini bu beyitle örnekler. Son beyit ise meclis ve şarap mazmunlarıyla kapanır: sevgilinin güzelliği bir meclis, Mihrî'nin gözü bu mecliste bir kadehtir. Kadehin dudağın aksiyle kızarması hem şarabı hem ağlamaktan kanlanan gözü düşündürür; "Ḥamdü-lillah" (Allah'a hamd olsun) ile başlayan mısranın bu acı sonuca varması, beyte hafif bir ironi katar.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 107, Gazel 106. ekitap.ktb.gov.tr

Akademik çalışmalar

  • Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Dîvânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010. openaccess.firat.edu.tr

Diğer kaynaklar

  • Didem Havlioğlu (ed.), "Ğazeliyyāt-ı Mihri-i Hāqīre", türkoloji-iran, 2007 (gazelin farklı bir çeviriyazısı).

Çevrimiçi kaynaklar