Özgün Metin
Vezin: Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün
Bir dem ol dilber cemâlinden ıraġ olmaḳ ne güç
Bir nefes cânânesüz ‘âlemde ṣaġ olmaḳ ne güç
Gülsitânda ġoncanuñ yanında ḫâr olmaḳ ne ḫoş
Lâle gibi bülbülüñ baġrında dâġ olmaḳ ne güç
Ben gedâsını ḳomazlar yüz sürem dergâhına
Pâdişâhuñ âsitânında yasaġ olmaḳ ne güç
Çeşmi ḫışm itdükçe câna ġamzesi ḫançer çeker
Mest elinde dostlar ḳılıç bıçaġ olmaḳ ne güç
Gülşen-i ḥüsni kenârın ṭutdı Mihrî ḫatt-ı yâr
Bülbülüñ tâze gülistânında zâġ olmaḳ ne güç
Günümüz Türkçesiyle
1. O güzelin yüzünden bir an bile uzak kalmak ne zor; sevgili olmadan bu dünyada bir nefes bile sağ kalmak ne zor. (F ve S nüshalarında mısra "Bir dem" yerine "Her dem" diye başlar: "her an uzak kalmak ne zor".)
2. Gül bahçesinde goncanın yanında diken olmak ne hoş; bülbülün bağrında lale gibi bir yara izi taşımak ne zor. (Lalenin ortasındaki kara benek divan şiirinde "dâğ", yani kızgın demirle açılmış yara izi sayılır. Âşık, goncanın yanından ayrılmayan dikene imrenir, kendini ise bağrı yaralı bülbüle benzetir.)
3. Ben dilenci, onun eşiğine yüz süreyim diye bırakmazlar; padişahın kapısında yasaklı olmak ne zor. (Sevgili padişaha, âşık onun kapısında bekleyen yoksula benzetilmiştir.)
4. Gözü öfkelendikçe süzgün bakışı cana hançer çeker. Dostlar, kılıcın bıçağın bir sarhoşun elinde bulunması ne zor (ne tehlikeli) şey. (Sevgilinin gözü sarhoşa, bakışı onun elindeki silaha benzetilmiştir.)
5. Ey Mihrî, sevgilinin yüzündeki ayva tüyleri onun güzellik bahçesinin kenarını sardı; bülbülün taze gül bahçesinde bir karganın bulunması ne ağır şey. (Yanaktaki ilk tüyler, "hat", siyahlığı yüzünden karga sürüsüne benzetilir. Yüz gül bahçesi, âşık bülbüldür.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Divanın on birinci gazeli beş beyittir ve aruzun remel bahrinden "Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Kafiye "-aġ" sesidir (ıraġ, ṣaġ, dâġ, yasaġ, bıçaġ, zâġ); her beytin sonunda tekrarlanan "olmaḳ ne güç" ise rediftir. Gazel, beyitleri aynı kafiye ve redifle birbirine bağlanan, ilk beyti (matla) iki mısraı da kafiyeli, son beytinde (makta) şairin mahlası geçen kısa nazım şeklidir. Divandaki gazeller, redifin son harfine göre elifbâ sırasıyla dizilmiştir. "Güç" kelimesinin son harfi eski yazıda cîm harfine üç nokta konarak yazılan çim olduğundan, şiir neşirde "Ḥarfü'l-Cîm" bölümünde yer alır.
Şiir dört nüshanın dördünde de bulunur (F 35b, M 50a, S 37b, Ü 30a). Nüsha farkları azdır: ilk mısraın başındaki "Bir dem" kelimesi F ve S'de "Her dem", ikinci beyitteki "dâġ" F ve S'de "ṭaġ" (dağ) diye yazılmıştır. "Ṭaġ" okuması kafiyeyi korur ama "lale gibi bağrında dağ olmak" anlamca zayıf kalır; neşirde "dâġ" tercih edilmiştir. Kime ve hangi vesileyle yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin konusu sevgiliden uzak kalmanın ağırlığıdır ve her beyit bu ağırlığı başka bir görüntüyle anlatır: ayrılık, yasaklı eşik, sarhoş elindeki bıçak, gül bahçesine konan karga. Redifteki "ne güç" sözü, şiire bir yakınma tonu verir. İkinci beyitte bu ton bir kez kırılır: birinci mısra "ne ḫoş" diye biter, ikinci mısra "ne güç" ile karşılık verir. Gonca ile diken, lale ile bülbül, hoş ile güç kelimeleri arasında böylece tezat kurulmuş olur. Gonca ile dikenin yan yana durması, gül ile bülbülün ayrı düşmesine karşı konmuştur; âşık, sevgiliye yakın kalabildiği için dikeni bile kıskanır.
Üçüncü beyit, divan şiirinin padişah ve kul ilişkisini aşka taşıyan bilinen kurgusunu kullanır. Sevgili padişahtır, âşık onun eşiğine yüz sürmek isteyen bir dilencidir; dergâh, âsitân, pâdişâh, gedâ ve yasak kelimeleri tenasüp oluşturur. Gülşen Kaya, Mihrî divanındaki âşık tiplerini incelerken bu beyti, dilenci âşığa padişah sevgilinin kapısının yasaklandığı yerlere örnek gösterir ve padişahın eşiğinden men edilmenin âşık için en ağır durum sayıldığını belirtir.
Dördüncü beyitte sevgilinin gözü sarhoş (mest) olarak düşünülmüştür. Divan şiirinde süzgün, baygın bakan göz sarhoşa benzetilir; kirpik ve bakış (gamze) da onun elindeki ok ya da hançerdir. Kaya'ya göre beyitte sarhoşların kan dökmeye yatkınlığına, çabuk öfkelenmelerine ve ellerine kesici alet verilmemesi gerektiğine işaret edilir. Mısraın sonundaki "dostlar" hitabı, sözü âşığın çevresindekilere yöneltir ve beyte bir sohbet havası verir.
Son beyit, sevgilinin yüzünde ilk tüylerin belirmesini anlatır. Divan şiirinde bu tüyler (hat) güzelliğin sonunun başlangıcı sayılır. Yüz gül bahçesi, âşık bülbül olunca, bahçenin kenarını saran siyah tüyler de bülbülün bahçesine konmuş kargaya döner. Kaya, beyti hat ile karga arasındaki benzetmenin örneği olarak verir ve karganın divanda rakibi de temsil ettiğini hatırlatır. Mahlasın beytin ilk mısraında "Mihrî ḫatt-ı yâr" diye ses yakınlığı içinde geçmesi de dikkat çeker. Bülbül, gül, gonca, lale, diken ve karga kelimeleriyle bütün gazel tek bir bahçe tablosunda toplanmıştır.
Kaynakça
- Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 56-57, Gazel 11 (F 35b, M 50a, S 37b, Ü 30a) ve nüsha farkları dipnotları. ekitap.ktb.gov.tr
- Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010 (mest, gedâ ve zâġ maddeleri). openaccess.firat.edu.tr






