Özgün Metin
Vezin: Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün
Dostum ‘arż it cemâlüñ cânımuz bulsun feraḥ
Küfr-i zülfüñi görüp îmânımuz bulsun feraḥ
Çün dile dilber ḫayâli geldi mihmân olmaġa
Pîş-keş cân virelüm mihmânımuz bulsun feraḥ
Câm-ı la‘linden nigâruñ sâḳiyâ bir bâde ṣun
Meclisimüz germ olup devrânımuz bulsun feraḥ
Ẓulmeti bir cur‘a ile ḫâne-i dilden götür
Ol ṣafâdan külbe-i aḥzânımuz bulsun feraḥ
Ḫûblaruñ vaṣfın i Mihrî şöyle taḳrîr eyle sen
Kim oḳursa defter ü dîvânımuz bulsun feraḥ
Günümüz Türkçesiyle
1. Dostum, yüzünü göster de canımız ferahlasın; saçının "küfrünü" görüp imanımız ferahlasın. (Küfür kelimesinin asıl anlamı "örtmek"tir. Yüzü örten kara saç küfre, aydınlık yüz imana benzetilir. Âşığın imanı, yüzü örten saçı görünce sevinir; çünkü saç görününce yüz de görünür.)
2. Sevgilinin hayali gönle misafir olmaya geldiğine göre, ona armağan olarak canımızı verelim de misafirimiz memnun kalsın.
3. Ey sâki, sevgilinin dudağı olan o kırmızı kadehten bir şarap sun; meclisimiz ısınsın, dönüp dolaşan kadehle zamanımız neşelensin. ("La‘l", hem kırmızı değerli taş hem de dudaktır. "Devrân" hem zaman ve talih, hem de meclisteki kadehin elden ele dolaşmasıdır.)
4. Bir yudumla gönül evinden karanlığı gider; o neşe ile bizim hüzün kulübemiz de ferahlasın. ("Külbe-i aḥzân", hüzünler kulübesi demektir ve Hz. Yakub'un oğlu Yusuf'un ardından ağlayarak yıllarını geçirdiği evi hatırlatan bir tamlamadır.)
5. Ey Mihrî, güzellerin övgüsünü öyle anlat ki onu okuyan herkesle defterimiz ve divanımız da şenlensin. (F, M ve S nüshalarındaki "defter-i dîvân" okumasıyla: divanımızın defteri şenlensin.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
On ikinci gazel beş beyittir ve önceki gazelle aynı kalıpta, "Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün" vezniyle yazılmıştır. Kafiye "-ânımuz" sesleridir (cânımuz, îmânımuz, mihmânımuz, devrânımuz, aḥzânımuz, dîvânımuz); "bulsun feraḥ" ise rediftir. Redif bir dilek kipiyle kurulduğu için gazelin her beyti bir temenni ile biter ve şiire baştan sona bir davet, bir meclis açışı havası verir. Redifin son kelimesi "feraḥ" ḥâ harfiyle bittiğinden gazel neşirde "Ḥarfü'l-Ḥâ" bölümündedir. Şiir dört nüshada da vardır (F 35b, M 50a, S 38a, Ü 30a). Kime ve hangi vesileyle yazıldığına dair bir kayıt yoktur.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel bir meclisin kuruluşunu adım adım anlatır gibidir. Önce sevgiliden yüzünü göstermesi istenir, sonra onun hayali gönle misafir olarak gelir, ardından sâkiden şarap istenir, karanlık bir yudumla dağıtılır ve son beyitte şair kendi şiirine döner. Her beyitte sevincin başka bir yere ulaşması dilenir: cana, imana, misafire, meclise, hüzün kulübesine ve en sonunda divana.
Matla beytinde divan şiirinin en çok kullanılan karşıtlıklarından biri vardır. Gülşen Kaya, Mihrî divanındaki din ile ilgili kavramları incelerken bu beyti örnek verir: küfür "örtme" anlamına gelir ve hakikati örten şey siyahla anlatılır; iman ise aydınlık ve açıktır. Sevgilinin yüzü örten saçı bu yüzden "küfr-i zülf" diye anılır, yüzü de imana karşılık gelir. Beyitte "küfr" ile "îmân", "cemâl" ile "zülf" arasında tezat kurulmuştur. Beytin inceliği, imanın küfrü görünce ferahlamasındadır: saçı görmek, yüzü görmeye yaklaşmak demektir. Kaya aynı beyti saçla ilgili benzetmeler arasında da anar ve saçın küfre, yüzün imana benzetilmesini divanın sık tekrarlanan mazmunlarından sayar.
İkinci beyitte sevgilinin hayali gönle konuk olur ve âşık bu konuğa canını "pîş-keş", yani hediye olarak sunar. Misafir ağırlama âdetinin aşk diline çevrilmesi, beyti gündelik hayata yakınlaştırır. Üçüncü beyitte sâki, câm, bâde, meclis ve devrân kelimeleriyle bir içki meclisi tablosu kurulur. Kaya, divanda geçen eşyaları sayarken bu beyti câm (kadeh) için örnek verir. "Câm-ı la‘l" tamlaması hem kırmızı şarapla dolu kadehi hem de sevgilinin dudağını anlatır; şarabın sevgilinin dudağından istenmesi beyte ikinci bir anlam katar. "Devrân" kelimesi de iki yönlüdür: zaman ve talih anlamının yanında kadehin mecliste elden ele dönmesini çağrıştırır.
Dördüncü beyitte karanlık ile ışık, hüzün ile safâ karşı karşıya konmuştur. "Bir cur‘a", şarabın tek bir yudumudur; gönül evini aydınlatan bu yudum, hüzün kulübesine de neşe taşır. Son beyitte Mihrî sözü kendine çevirir ve güzellerin övgüsünü iyi söylemeyi kendi divanının değeriyle ilişkilendirir. "Dîvân" kelimesi burada şiir kitabı anlamındadır; "defter" ile birlikte anılması, iki kelime arasında tenasüp oluşturur. F, M ve S nüshalarındaki "defter-i dîvân" okuması ise iki kelimeyi tek tamlamada birleştirir ve "divanın defteri" anlamını verir; neşir burada Ü nüshasının "defter ü dîvân" okumasını izlemiştir.
Kaynakça
- Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 57, Gazel 12 (F 35b, M 50a, S 38a, Ü 30a) ve nüsha farkları dipnotları. ekitap.ktb.gov.tr
- Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010 (iman ve küfür, saç, eşya maddeleri). openaccess.firat.edu.tr






