Özgün Metin
Vezin: Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün
Eyledi yâr beni derd ile âvâre meded
Ölürem itmez ise ḥasret ile çâre meded
Öldürürem dir imiş zülfüñe çeşmüñ beni yâr
Virme cellâd eline aṣ beni ol dâra meded
Çeşm-i mestüñ yine nâ-ḥaḳ yere ḳan eylemesün
Ṣuçını bildüre ḳatlansun a bir pâre meded
Şerbet-i la‘lüñ imiş ḫaste dile dost şifâ
Demidür eyle devâ bu dil-i bîmâra meded
Bir nefes ḳaldı ki Mihrî vire cân fürḳat ile
Çıḳmasun ḥasret ile hey meded ol yâre meded
Günümüz Türkçesiyle
1. Sevgili beni dertle perişan, avare etti; yetişin. Özlemime bir çare bulmazsa öleceğim; yetişin.
2. Sevgilinin gözü, saçına "onu öldüreceğim" diyormuş. Beni cellat eline verme, beni o darağacına as; yetişin. (Göz cellada, uzun ve kıvrık saç darağacının ipine benzetilmiştir. Âşık, gözün eliyle ölmektense saçın ipine asılmayı yeğler.)
3. O sarhoş göz yine haksız yere kan dökmesin; önce suçumu bildirsin ki buna biraz katlanılsın; yetişin. (Beyit iki türlü okunabilir: "ḳatlansun" kelimesi "katlanmak, dayanmak" fiilinden alınırsa yukarıdaki anlam çıkar; "ḳatl" (öldürme) kelimesiyle ilişkilendirilirse "önce suçumu bildirsin, sonra öldürsün" anlamına gelir. F ve Ü nüshalarında "ḳatlansun a" yerine "ḳatlin sine" okunur ve öldürme anlamı öne çıkar; F'de ayrıca "Ṣuçını" yerine "Ṣaçını" yazılıdır. "Bir pâre" az, biraz demektir.)
4. Dost, dudağının şerbeti hasta gönle şifa imiş. Bu hasta gönle o şerbetten devâ eyle, çünkü tam vaktidir; yetişin. ("La‘l", kırmızı değerli taş ve dudaktır. Eski hekimlikte ilaçlar şerbetle içirilirdi; sevgilinin dudağı da âşığın derdine şerbet olur.)
5. Mihrî'nin ayrılık yüzünden can vermesine bir nefes kaldı. Canı hasretle çıkmasın; hey yetişin, o sevgili için yetişin. (Sondaki "ol yâre meded" sözü "beni o sevgiliye kavuşturun" diye de, "o sevgilinin elinden imdat" diye de anlaşılabilir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
On dördüncü gazel beş beyittir ve remel bahrinin "Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Kafiye "-âre/-âra" sesleridir (âvâre, çâre, dâra, pâre, bîmâra, yâre). Redif olan "meded" kelimesi Arapça "yardım" demektir ve Türkçede "yetişin, imdat" anlamında bir yardım çağrısı olarak kullanılır. Her beyit bu çağrıyla bittiği için gazel baştan sona bir feryat havası taşır; son mısrada redif "hey meded ol yâre meded" biçiminde iki kez tekrarlanarak bu havayı en yüksek noktaya çıkarır. "Meded" dâl harfiyle bittiğinden şiir neşirde "Ḥarfü'd-Dâl" bölümündedir. Dört nüshada da bulunur (F 36a, M 50b, S 38b, Ü 30b).
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel, ayrılık derdiyle ölüm eşiğine gelmiş bir âşığın yardım isteyişidir. Âşık önce derdini ve özlemini söyler, sonra sevgilinin gözünü bir cellat, saçını bir darağacı olarak gösterir, ardından haksız yere kan dökülmemesini ister, dudağın şerbetini ilaç olarak dilenir ve son beyitte canının çıkmak üzere olduğunu bildirir. Bu sıralamada beyitler bir hastanın son saatlerini anlatır gibi birbirine bağlanır.
İkinci beyitte gözün saça "onu öldüreceğim" demesi, güzellik unsurlarını konuşan kişiler gibi gösteren bir teşhistir. Gülşen Kaya, divandaki saç benzetmelerini incelerken bu beyte işaret eder: gözün cellat olarak âşığı öldüreceğini söylemesine karşılık âşık, cellat elinde ölmektense darağacı olan saça asılmayı diler. Cellat, dâr, öldürmek ve ḳatl kelimeleri tenasüp oluşturur. Üçüncü beyitte göz bu kez sarhoştur (çeşm-i mest); Kaya'ya göre sarhoş göz haksız yere kan döker ve suçsuz âşığın canına kasteder. Dördüncü beyitte sevgilinin dudağı şerbete benzetilir. Kaya bu beyti, dudağın âşığın derdine tek deva sayıldığı ve ilaçların içimi kolaylaşsın diye şerbetle verilmesine telmih yapıldığı yerlere örnek gösterir. Şerbet, şifâ, devâ, ḫaste ve bîmâr kelimeleri bir hekimlik tablosu çizer.
Necâtî'ye Nazire
Bu gazel, Mihrî'nin çağdaşı ve tezkirelere göre örnek aldığı şair Necâtî Bey'in bir gazeline naziredir. Nazire, beğenilen bir şiire aynı vezin, kafiye ve redifle yazılan karşılıktır. Metin Hakverdioğlu, Mihrî'nin Necâtî'ye yazdığı yirmi nazireyi iki divanı tarayarak karşılaştırdığı çalışmasında bu gazeli Necâtî divanının (Ali Nihat Tarlan neşri) XLVII numaralı gazeliyle yan yana verir. Necâtî'nin gazeli aynı vezinde, aynı "meded" redifiyle yazılmıştır ve şöyle başlar: "Eşigüñden gider oldı dil-i âvâre meded / Dostlar olmaya mı bu ġama bir çâre meded". Necâtî'nin şiiri yedi, Mihrî'ninki beş beyittir.
İki şiir karşılaştırıldığında Mihrî'nin kafiye kelimelerinin büyük kısmını koruduğu, bazı imgeleri de yeni bir bağlamda kullandığı görülür. Necâtî, ikinci beytinde derdinin şerbetle iyileşecek kadar hafif olmadığını söyler; Mihrî ise dördüncü beyitte sevgilinin dudağını şerbet olarak över ve onu hasta gönle ilaç sayar. Necâtî "dil-i bîmâr" (hasta gönül) tamlamasını vuslat şerbeti ile birlikte anar, Mihrî aynı tamlamayı aynı kafiye yerinde dudağın şerbetiyle kullanır. Necâtî'de "meded ol yâre meded" sözü ikinci beyitte geçer; Mihrî bunu makta beytine taşıyıp "hey meded ol yâre meded" diye şiirini bu çağrıyla bitirir. Necâtî'nin "bir pâre meded" kafiyesi de Mihrî'nin üçüncü beytinde, başka bir anlamla, yer alır.
Hakverdioğlu, Mihrî'nin gazellerinin kaside ve Tażarru‘-nâme'deki şiirlerinden çok daha başarılı olduğunu, Necâtî'nin bazı gazellerinde bulunmayan bir lirizmi onun dizelerinde yakalamanın mümkün olduğunu söyler ve buna kadın duyarlılığının ayrı bir tat kattığını ekler. Necâtî ile Mihrî arasındaki ilişki tezkirelerde de anlatılır. Âşık Çelebi, Necâtî'nin "Örti döşek Necâtiye bir bûriyâ yiter" mısraına Mihrî'nin divanda kırk altıncı gazelin altıncı beyti olarak yer alan "Sen ey Necâtî ister iseñ bûriyâ döşek / Yâr işiginde Mihrî'ye bir ḳurı câ yeter" beytiyle karşılık verdiğini kaydeder. Bu gazel de iki şair arasındaki bu söz alışverişinin divana yansıyan örneklerinden biridir; ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 58, Gazel 14 (F 36a, M 50b, S 38b, Ü 30b) ve nüsha farkları dipnotları. ekitap.ktb.gov.tr
- Âşık Çelebi, Meşâ‘irü'ş-Şu‘arâ, hzl. Filiz Kılıç, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı e-kitap, Mihrî maddesi, s. 355-356. ekitap.ktb.gov.tr
Akademik çalışmalar
- Metin Hakverdioğlu, "Mihrî Hâtun'un Necâtî Bey'in Şiirlerine Nazîreleri", Turkish Studies 4/2 (Kış 2009), s. 522-551 (karşılaştırma: Necâtî XLVII / Mihrî XV, yazarın kendi edisyonundaki numarayla, s. 528-529), doi:10.7827/TurkishStudies.638.
- Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010 (saç, göz ve dudak maddeleri). openaccess.firat.edu.tr
Çevrimiçi kaynaklar






