Özgün Metin

Vezin: Mefâ‘ilün Fe‘ilâtün Mefâ‘ilün Fe‘ilün

‘Ömür vefâ ider iken cihânı ḫoş görelüm
Bahâr faṣlı irince ḫazânı ḫoş görelüm
Getürdi cevr ü cefâsın dile ḫayâl-i ḥabîb
Bize hemîşe budur armaġanı ḫoş görelüm
Nice sevelüm anı kim seve o ġayrıları
Maḥabbeti bizüm ile olanı ḫoş görelüm
Raḳîbi kendüye maḥrem idindi ‘âşıḳı yâd
Ol anuñ ile ḫoş olsun biz anı ḫoş görelüm
Ne gül ḳalur ne ḫo bülbül ne nev-bahâr u ḫazân
Cihân ile gel i Mihrî bu cânı ḫoş görelüm

Günümüz Türkçesiyle

1. Ömür yettiği sürece dünyayı hoş görelim; bahar mevsimi gelinceye kadar sonbaharı da hoş görelim. ("İrince" sözü Eski Anadolu Türkçesinde hem "erişince" hem "erişinceye kadar" anlamına gelebilir; mısra "bahar gelince, ardından gelecek sonbaharı da hoş görelim" diye de anlaşılabilir.)

2. Sevgilinin hayali gönle onun eziyetini ve cefasını getirdi; bize getirdiği armağan her zaman budur, onu da hoş görelim.

3. Başkalarını seven birini nasıl sevelim; sevgisi bizimle olanı hoş görelim.

4. Sevgili rakibi kendine sırdaş edindi, âşığı ise yabancı saydı; o, rakiple hoş olsun (mutlu olsun), biz de bunu hoş görelim.

5. Ne gül kalır, ne bülbül, ne ilkbahar ne sonbahar; gel ey Mihrî, dünyayla birlikte bu canı da hoş görelim (hoş tutalım, gönül hoşluğuyla geçirelim).

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Divanın yüz on birinci gazeli beş beyittir ve aruzun müctes bahrinden "Mefâ‘ilün Fe‘ilâtün Mefâ‘ilün Fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "ḫoş görelüm" sözüdür; kafiye redifin önündeki "-ânı / -anı" sesleriyle kurulur (cihânı, ḫazânı, armaġanı, olanı, anı, cânı). Gazel, divanda kendisinden hemen sonra gelen yüz on ikinci gazelle aynı vezni ve aynı redifi paylaşır; iki şiir yalnız kafiyede ayrılır (ötekinde kafiye "-ârı"dır). Gazel dört nüshanın hepsinde bulunur; nüsha farkları "faṣlı / faṣl", "‘âşıḳı yâd / ‘âşıḳ yâr" gibi küçük ayrılıklardır. Son beyitteki "ḫo" kelimesi F nüshasında "ḫod" (zaten, hatta) biçimindedir. Şiirin kime ve hangi vesileyle yazıldığına dair bir bilgi bulunmuyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin ana fikri redifte saklıdır. "Hoş görmek" hem bir şeyi güzel ve hoş bulmak, ondan zevk almak, hem de kusuru bağışlamak, olduğu gibi kabullenmek anlamına gelir. Şair bu iki anlamı beyitten beyite değiştirerek kullanır. İlk ve son beyitlerde redif daha çok "dünyanın tadını çıkaralım" anlamına yaklaşır; ikinci, üçüncü ve dördüncü beyitlerde ise sevgilinin cefasını, ilgisizliğini ve rakibe yönelişini "hoş görmek", yani hoşgörüyle karşılamak anlamı öne çıkar. Bir kelimenin iki anlamına aynı anda işaret edilmesi, tevriyeye yakın bir kullanımdır. Sıtkı Nazik, "hoş görelüm" redifli iki gazelde şairin, sevgiliyle ilgili olsun ya da çevrede olup bitenlerle ilgili olsun, lehte ve aleyhte her şeye güzel bakıp güzel görmeyi telkin ettiğini belirtir.

İlk beyit ömrün geçiciliği ile mevsimlerin dönüşünü birbirine bağlar. Bahar ile hazan, yani ilkbahar ile sonbahar arasında tezat vardır; şair sonbaharı da baharı beklerken hoş görmeyi önerir. Son beyitte aynı mevsim kelimeleri geri döner: ne gül kalır, ne bülbül, ne bahar, ne hazan. Böylece gazel başladığı düşünceye, dünyanın geçiciliğine, daha keskin bir hükümle döner. "Gül, bülbül, nev-bahâr, ḫazân" kelimeleri arasındaki tenasüp, beytin sonundaki "bu cân" ile birleşir: gül ve bülbül gibi can da kalıcı olmadığına göre, onu hoş tutmak gerekir.

İkinci beyitte armağan kavramı tersine çevrilir. Sevgilinin hayali gönle bir armağan getirir, ama bu armağan cevr ü cefadır. Gülşen Kaya, divandaki armağan kavramını incelerken sevgilinin âşığa armağanının vuslat ümidi, cevr ü cefa ve kirpiklerinin okları olduğunu, âşığın armağanının ise canı olduğunu belirtir ve bu beyti örnek verir.

Üçüncü ve dördüncü beyitler, divan şiirinde sık işlenen sevgili, âşık ve rakip üçgenini anlatır. Sevgili rakibi "maḥrem", yani yakın sırdaş edinmiş, âşığı "yâd", yani yabancı saymıştır. Âşığın buna verdiği karşılık şaşırtıcı bir sükûnettir: "o rakiple hoş olsun, biz de bunu hoş görelim." "Maḥrem" ile "yâd" arasındaki tezat, beytin ilk mısraını taşır. Üçüncü beyitte ise başkalarını seven birini sevmenin anlamsızlığı dile getirilir; bu, divan şiirindeki koşulsuz bağlılık anlayışına göre daha gerçekçi ve gündelik bir tavırdır. Gazelin genel havası, aşk acısını yüceltmekten çok onu hafifletmeye ve kabullenmeye yöneliktir.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 109-110, Gazel 111. ekitap.ktb.gov.tr

Akademik çalışmalar

  • Sıtkı Nazik, "Benzer Redifli Şiirleri Bağlamında Mihrî Hatun ve Tâcî-zâde Cafer Çelebi'nin Karşılaştırılması", Uluslararası Amasya Âlimleri Sempozyumu Bildiriler Kitabı II, Amasya 2017.
  • Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Dîvânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010. openaccess.firat.edu.tr

Diğer kaynaklar

  • Didem Havlioğlu (ed.), "Ğazeliyyāt-ı Mihri-i Hāqīre", türkoloji-iran, 2007 (gazelin farklı bir çeviriyazısı).

Çevrimiçi kaynaklar