Özgün Metin

Vezin: Mefâ‘ilün Fe‘ilâtün Mefâ‘ilün Fe‘ilün

Getür getür meyi sâḳî baḥârı ḫoş görelüm
İrişdi vaḳt-i şükûfe kenârı ḫoş görelüm
Bugün ki mevsim-i güldür çemende bülbül ile
Ḫurûş u nâle ḳılup âh u zârı ḫoş görelüm
Ḳomaz gülüñ nidelüm dâmenini elden ḫâr
Gülüñ rızâsı içün bâri ḫârı ḫoş görelüm
Yoluña tuḥfe getürdüm begüm bu cânı didüm
Didi getür sen eli boşda varı ḫoş görelüm
Cihân u cânı revân it yolına Mihrî ḥabîb
İtim dimiş saña bu i‘tibârı ḫoş görelüm

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey saki, getir, getir şarabı, baharın tadını çıkaralım; çiçek açma vakti geldi, çimenin kıyısını hoş görelim. ("Kenâr" kelimesi "kıyı, kenar" yanında "kucak" anlamına da gelir; mısra "sevgilinin kucağının tadını çıkaralım" diye de anlaşılabilir.)

2. Bugün gül mevsimi olduğuna göre, çimende bülbülle birlikte coşup inleyerek ah ve feryadı hoş görelim (bülbülle birlikte inlemekten zevk alalım).

3. Diken gülün eteğini elinden bırakmıyor, ne yapalım; gülün hatırı için bari dikeni de hoş görelim. (Gül sevgiliyi, diken onun yanından ayrılmayan rakibi anlatır.)

4. "Beyim, yoluna armağan olarak bu canı getirdim" dedim; dedi: "Getir; sen eli boş biri olduğuna göre, ne varsa onu hoş görelim."

5. Ey Mihrî, dünyayı da canı da sevgilinin yoluna akıt (feda et); sevgili sana "köpeğim" demiş, bu itibarı hoş görelim (bu değeri gönül hoşluğuyla kabul edelim).

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Divanın yüz on ikinci gazeli beş beyittir ve aruzun müctes bahrinden "Mefâ‘ilün Fe‘ilâtün Mefâ‘ilün Fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "ḫoş görelüm" sözüdür; kafiye redifin önündeki "-ârı" sesiyle kurulur (baḥârı, kenârı, zârı, ḫârı, varı, i‘tibârı). Gazel, divanda kendisinden hemen önce gelen yüz on birinci gazelle aynı vezni ve aynı redifi paylaşır; ikisi yalnız kafiyede ayrılır. Şiir dört nüshanın hepsinde bulunur. Nüsha farkları içinde en dikkat çekici olanı üçüncü beyittedir: F ve S nüshalarında "gülüñ" kelimesinin yerinde "göñül" vardır; bu okuyuşla beyit "diken gönlün eteğini bırakmıyor, gönlün rızası için dikeni hoş görelim" anlamına gelir. İlk kelime M nüshasında "Götür" biçimindedir; Didem Havlioğlu'nun yayımladığı metinde mısra "Getür götür meyi sâḳî" diye okunur. Şiirin kime ve hangi vesileyle yazıldığına dair bir bilgi bulunmuyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Kardeş gazeli ömrün geçiciliğinden söz ederken, bu gazel doğrudan bir bahar ve şarap meclisiyle açılır. Saki çağrılır, şarap istenir, çiçek açma vaktinin geldiği haber verilir. "Mey, sâḳî, baḥâr, şükûfe" kelimeleri bahar eğlencesinin tenasübünü kurar. İlk mısradaki "getür getür" tekrarı, meclisin coşkusunu sesle de duyurur. "Kenâr" kelimesi kıyı anlamının yanında kucak anlamına da geldiği için, çimen kıyısından söz eden mısra sevgilinin kucağını da hatırlatabilir. Sıtkı Nazik, aynı redifi taşıyan bu iki gazeli birlikte ele alır ve şairin onlarda, sevgiliyle ilgili olsun ya da çevrede olup bitenlerle ilgili olsun, her şeye güzel bakıp güzel görmeyi telkin ettiğini belirtir.

İkinci ve üçüncü beyitler gül, bülbül ve diken mazmunları üzerine kuruludur. Gül mevsiminde bülbülle birlikte inlemek bir zevk olarak sunulur; âşığın ahı ve feryadı, bülbülün gül için ötüşüyle bir tutulur. Üçüncü beyitte diken, gülün eteğinden ayrılmayan bir varlık olarak düşünülür. Gülşen Kaya, âşığın sevgiliye yakın olabilmek için rakibin eziyetlerine katlandığını, cihan bahçesinde her gülün yanında ne yazık ki bir diken bulunduğunu ve gülü tutmanın dikeni de tutmayı gerektirdiğini anlatırken bu beyti örnek gösterir. "Gül" kelimesinin iki mısrada da tekrarlanması ile "gül" ve "ḫâr" (diken) arasındaki tezat beytin anlamını taşır.

Dördüncü beyit küçük bir konuşma sahnesidir. Âşık sevgilinin yoluna armağan olarak canını getirdiğini söyler. Sevgilinin cevabı küçümseyici bir kabuldür: "Getir; eli boş biri olduğuna göre, ne varsa onu hoş görelim." Kaya, sevgilinin âşığa armağanının cevr ü cefa, âşığın sevgiliye armağanının ise canı olduğunu belirtirken bu beyti bir önceki gazelin armağan beytiyle birlikte anar. Redifin bu beyitte sevgilinin ağzından söylenmesi, "hoş görmek" sözünü "idare edelim, kabul edelim" anlamına yaklaştırır.

Mahlas beytinde sevgili Mihrî'ye "itim", yani "köpeğim" demiştir. Divan şiirinde âşığın kendini sevgilinin kapısındaki köpeğe benzetmesi, sadakat ve alçakgönüllülük anlatımıdır. Kaya, sevgilinin âşığı doğrudan "itim" diye nitelemesinin, sevgilinin âşığın farkında olduğunun ifadesi olduğu için âşığı memnun ettiğini yazar ve bu beyti örnek verir. Şair bu sözü bir "i‘tibâr", yani itibar ve değer olarak kabul eder. Beyitte ayrıca ilk mısradaki "revân it" (akıt, gönder) sözündeki "it" ile ikinci mısradaki "İtim" (köpeğim) arasında bir ses oyunu kurulmuştur; aynı sesin farklı anlamlarla kullanılması cinas sanatının bir örneğidir.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 110, Gazel 112. ekitap.ktb.gov.tr

Akademik çalışmalar

  • Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Dîvânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010. openaccess.firat.edu.tr
  • Sıtkı Nazik, "Benzer Redifli Şiirleri Bağlamında Mihrî Hatun ve Tâcî-zâde Cafer Çelebi'nin Karşılaştırılması", Uluslararası Amasya Âlimleri Sempozyumu Bildiriler Kitabı II, Amasya 2017.

Diğer kaynaklar

  • Didem Havlioğlu (ed.), "Ğazeliyyāt-ı Mihri-i Hāqīre", türkoloji-iran, 2007 (gazelin farklı bir çeviriyazısı).

Çevrimiçi kaynaklar