Özgün Metin
Vezin: Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün
Kim görürse dir ser-i zülfeynüñ ey ġonca-dehen
Baġlamış müşgîn resenler nâfe-i âhû-Ḫuten
Geh geh ol serv-i sehî seyr itdügince bâġda
Ḫâk-i pâyine yüzüñ sür benden ey serv-i semen
Senüñ ile dilberâ ‘âlem ḳamu gülzârdur
Görinür sensüz gözüme dostum her gül diken
Çün dem-i ‘Īsâ gibi ‘aşḳuñ dirildürmiş öli
Gelmeyince başuma bilmedüm ol nesneyi ben
Mihrî'nüñ biñ cân ile gitdi dil-i bî-çâresi
Şâm-ı zülfinde ḥabîbüñ ṭutdı ol miskîn vaṭan
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey gonca ağızlı sevgili, iki zülfünün ucunu gören herkes "Misk kokulu ipler, Hoten ceylanının misk keselerini bağlamış" der. (Misk, Orta Asya'daki Hoten bölgesinin ceylanlarından elde edilen kokudur. Siyah ve güzel kokulu saç uçları, misk keselerine bağlanmış iplere benzetilir; gonca ağız, küçük ve kapalı duran ağızdır.)
2. Ey selvi ve yasemin, o boyu düzgün selvi gibi sevgili ara sıra bahçede gezintiye çıktıkça, benim yerime yüzünü onun ayağının toprağına sür. (Serv-i sehî, dimdik ve düzgün selvi, sevgilinin boyudur. Âşık, bahçedeki selviye ve yasemine, sevgilinin ayağının bastığı toprağa kendi adına yüz sürmelerini söyler.)
3. Ey güzel, seninle bütün dünya bir gül bahçesidir; sensiz, dostum, her gül gözüme diken görünür.
4. Aşkının, İsa'nın nefesi gibi ölüyü dirilttiğini, o aşk başıma gelinceye kadar bilmedim. (Hz. İsa'nın nefesiyle ölüleri dirilttiğine inanılır. Bir nüshada "öli" yerine "velî" vardır; bu okuyuşla beyit "aşkının İsa'nın nefesi gibi dirilttiği söylenir, ama ben bunu başıma gelinceye kadar bilmedim" diye anlaşılır.)
5. Mihrî'nin çaresiz gönlü bin canla gitti; o zavallı gönül, sevgilinin zülfünün akşamında, Şam'ında kendine yurt tuttu. (Şâm hem akşam hem de Şam şehri demektir; siyah zülüf karanlık bir akşama benzetilir. Miskîn hem "zavallı" hem de "misk kokulu" anlamını çağrıştırır.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Divanın yüz otuz birinci gazeli beş beyittir ve aruzun remel bahrinden "Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Gazelde redif yoktur; kafiye "dehen, Ḫuten, semen, diken, ben, vaṭan" sözlerindeki "-en" sesine dayanır. Mahlas son beyitte yer alır. Gazel dört nüshanın dördünde de bulunur; nüsha farkları "müşgîn / miskîn", "âhû / âhû-yı" ve dördüncü beyitteki "öli / velî" okumalarıdır. Kime yazıldığına dair bir kayıt yoktur.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel, sevgilinin saçıyla açılır ve saçıyla kapanır; bu iki ucun arasında bahçe, gül ve aşkın dirilten gücü anlatılır. Birinci beyit, divan şiirinin en yaygın benzetmelerinden birine dayanır: siyah ve güzel kokulu saç, Hoten ceylanının miskine benzetilir. Şair, iki zülfün uçlarını misk kokulu iplere, bu iplerin ucundaki kıvrımları da misk keselerine benzeterek iki benzetmeyi iç içe kurar. Gonca ağız, misk, ceylan ve Hoten sözleri arasında bir tenasüp vardır. Nüshalardan birinde "müşgîn" yerine "miskîn" okumasının bulunması da bu sözlerin eski yazıda ne kadar yakın durduğunu gösterir.
İkinci beyitte âşık, bahçedeki selviye ve yasemine aracılık görevi verir. Sevgili de bir selvidir; bahçenin selvisi ondan aşağıda kalır ve onun ayağının toprağına yüz sürmekle yükümlü tutulur. Üçüncü beyit bir tezat üzerine kuruludur: sevgiliyle dünya gül bahçesi, sevgilisiz her gül dikendir. Gül ile diken, divan şiirinde sevgili ile rakibin de karşılığıdır; ama burada diken, sevgilinin yokluğunun dünyayı nasıl değiştirdiğini anlatır.
Dördüncü beyitte Hz. İsa'nın ölüleri dirilten nefesine telmih yapılır. Gülşen Kaya, İsa'nın divanda adı en çok anılan peygamber olduğunu ve beyitlerde bazen sevgilinin, bazen sabah rüzgârının "İsa nefesli" olarak âşığı ya da tabiatı dirilttiğini bu beyitle örnekler; burada dirilten aşkın kendisidir. Şair aşkın bu gücünü başkalarından duymuş, ama ancak kendi başına geldiğinde öğrenmiştir. Beşinci beyitte Kaya'nın da belirttiği gibi "şâm" sözü tevriyeli kullanılmıştır: hem akşam hem de Şam ülkesi anlamına gelir. Zülfün siyahlığı akşam karanlığına benzetilirken "vatan tutmak" sözü Şam'ı bir şehir olarak düşündürür ve ihâm-ı tenasüp doğar. "Miskîn" sözü de hem gönlün zavallılığını hem de birinci beyitteki misk kokusunu hatırlatarak şiirin başı ile sonunu birbirine bağlar.
Kaynakça
- Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 119-120, Gazel 131. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/58679,mihri-hatun-divanipdf.pdf
- Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010 (Hz. Îsâ ve şâm bahisleri). https://openaccess.firat.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11508/16520/253984.pdf?sequence=1
Çevrimiçi kaynaklar






