Özgün Metin

Vezin: Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

N'ola dilber luṭf idüp yâd itse ben bî-çâresin
Görse tîr-i ġamzesinden dilde yüz yüz yâresin
Çeşm-i ḫûn-rîzüñ elinden kime feryâd ideyin
Kim içer ḳanumı her dem gözlemez âvâresin
Dûd-ı âhından es̱er tâ bilesin ‘âşıḳlaruñ
Göresin gül ṣafḥañuñ üstinde ḫaṭṭuñ ḳarasın
Yâ ṭapuñdan dûr idem cânâ raḳîb-i kelbi ben
Yâ yedürem bir gün aña loḳma loḳma pâresin
Yolına cân virmek imiş Mihrî ancaḳ çâresi
Yâr içün aġyâra varup nice bir yalvarasın

Günümüz Türkçesiyle

1. Sevgili lütfedip ben çaresizi bir hatırlasa, bakışının okunun gönlümde açtığı yüzlerce yarayı bir görse, ne olurdu.

2. Kan döken gözünün elinden kime şikâyet edeyim? O göz her an kanımı içer de kendi perişanını, yani beni, hiç gözetmez. ("Gözlemez" sözünde göz kelimesine bir yakınlık kurulmuştur.)

3. Gül yaprağı gibi yanağının üstündeki ayva tüylerinin (hattın) karasını, âşıkların âhlarının dumanından kalmış bir iz olduğunu bilesin diye göresin. (Şair, sevgilinin yanağındaki koyu tüyleri, âşıkların yanık âhlarından yükselen dumanın bıraktığı is olarak yorumlar.)

4. Ey can, ya o köpek tabiatlı rakibi senin kapından uzaklaştırırım, ya da bir gün onu lokma lokma parçalarım. (İkinci mısra kelimesi kelimesine "ona lokma lokma parçalarını yediririm" der; beyit, rakibi didik didik etme tehdidi olarak anlaşılır. Ü nüshasındaki "raḳîbi kelbi" okuyuşuyla "rakibi, o köpeği" anlamı çıkar.)

5. Ey Mihrî, tek çaren onun yoluna can vermekmiş; sevgili için ağyara gidip daha ne zamana kadar yalvaracaksın.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Yüz otuz üçüncü gazel beş beyittir ve remel bahrinin "Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Kafiye "-âre" sesi ile, redif ise bu seslere eklenen "-sin" ekiyle kurulur (bî-çâresin, yâresin, âvâresin, pâresin). Üçüncü beyitteki "ḳarasın" ile maktadaki "yalvarasın" kafiyeyi kısa "a" ile karşılar; sonuncusunda ek, bir isim çekimi olmaktan çıkıp ikinci tekil şahıs fiil ekine döner, böylece aynı ses başka bir dil biriminde tekrarlanmış olur. Gazel F, M, S ve Ü nüshalarının dördünde de bulunur ve divanın Nûn harfi bölümündedir. Kime yazıldığı bilinmez.

Anlam ve Söz Sanatları

Şiir, sevgilinin ilgisizliği ile rakibin varlığı arasında sıkışmış bir âşığı anlatır. Matla beyti bir dilekle açılır: sevgili bir kez hatırlasa ve gönüldeki yaraları görse. Yaraları açan, sevgilinin "tîr-i ġamze"si, yani süzgün bakışının okudur. Divan şiirinde sevgilinin bakışı ok, kirpikleri ok ya da hançer, âşığın göğsü bu okların hedefidir; Mihrî bu bilinen tabloyu "yüz yüz yâre" sözüyle büyütür. İkinci beyitte göz yine sahnededir, bu kez "ḫûn-rîz", yani kan dökücü bir zalim olarak. Âşığın kanını içen bu gözün "âvâre"sini gözetmemesi, göz ve gözetmek kelimeleri arasında bir ses ve anlam yakınlığı kurar.

Üçüncü beyit gazelin en ince buluşunu taşır. Sevgilinin yanağı bir gül yaprağına, divan şiirindeki adıyla "gül ṣafḥası"na benzetilir; yanaktaki ince tüyler, yani hat, bu sayfanın üstündeki kara yazıdır. Şair bu karalığın sebebini âşıkların âhlarından yükselen dumana bağlar. Gerçek sebebi bir yana bırakıp şiirli bir sebep gösteren bu söyleyiş, hüsn-i ta‘lil sanatının güzel bir örneğidir. Gülşen Kaya, beyti divanda yanağın "gül safhası" olarak anıldığı yerlerin örnekleri arasında verir. "Ṣafḥa" ile "ḫaṭ" kelimeleri arasında yazı ve sayfa çağrışımıyla bir tenasüp de kurulmuştur.

Dördüncü beyit, Mihrî'nin şiirlerinde sık görülmeyen sertlikte bir sözdür. Rakip, divan şiirinin alışılmış hakaretiyle "kelb", yani köpek diye anılır; âşık ya onu sevgilinin kapısından kovacağını ya da lokma lokma edeceğini söyler. Köpek benzetmesi ile "loḳma" kelimesi arasında da bir ilgi vardır, çünkü köpeğe lokma atılır. Bu beyitte öfke, âşığın yakarışlarla dolu sesini bir an için keser. Makta beyti ise sözü yeniden boyun eğmeye bağlar: Mihrî kendine seslenerek tek çarenin sevgilinin yoluna can vermek olduğunu kabul eder ve ağyara daha ne kadar yalvaracağını sorar. Böylece şiir, öfke ile teslimiyet arasında gidip gelen bir ruh hâlini kısa bir çerçevede verir.

Nüsha farkları anlamı pek değiştirmez. İkinci beyitte F ve S nüshaları "ideyim", M nüshası "eyleyem" okur. Didem Havlioğlu'nun elektronik metninde gazel 136. sırada, yalnız İstanbul nüshasına dayanarak yer alır; orada son mısra "Yâriçün aġyâra varup nice bir yalvaresin" biçimindedir.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 120-121, Gazel 133 (F 60b, M 85b, S 62b, Ü 58a). ekitap.ktb.gov.tr

Akademik çalışmalar

  • Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Dîvânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010, s. 170. openaccess.firat.edu.tr

Diğer kaynaklar

  • Didem Havlioğlu (ed.), "Ğazeliyyāt-ı Mihri-i Hāqīre", türkoloji-iran, 2007 (gazelin farklı bir çeviriyazısı, 136. gazel).

Çevrimiçi kaynaklar