Özgün Metin
Vezin: Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün
Niçe bir ‘izzet ideyin yâr içün aġyâra ben
Niçe bir yalvarayın bir gül içün biñ ḫâra ben
Ḳanda baḳsañ ḫârdur baġrına baṣan ġoncayı
‘Āciz oldum dostlar varmaġa bir gülzâra ben
Ḫâr-ı ġayret pâreler bir anda biñ kez cigerüm
Kendülügümle mi hem-dem oldum âh u zâra ben
Leblerüm sırrın dehânından çıḳarmasun dimiş
Ser virem bu sırrı hiç fâş itmeyem deyyâra ben
Yüz çevürür beni gördükçe raḳîbe meyl ider
Sevdügümden ġayri bilmem neyledüm ol yâre ben
Zülfine dilber beni ‘ahd eylemiş ber-dâr ide
Râżıyam biñ cân ile aṣılmaġa ol dâra ben
Ḫalḳ içinde Mihrî'yem ‘uşşâḳ içinde mübteẕel
Yâr ḳatında ‘âciz ü âvâre vü bî-çâre ben
Günümüz Türkçesiyle
1. Sevgili uğruna ağyara (rakiplere) daha ne zamana kadar hürmet edeyim; bir gül için daha ne zamana kadar bin dikene yalvarayım.
2. Nereye baksan goncayı bağrına basan dikendir; dostlar, ben bir gül bahçesine varmaktan âciz kaldım. (Gonca ve gül sevgiliyi, diken onun yanından ayrılmayan rakibi anlatır.)
3. Kıskançlık dikeni bir anda ciğerimi bin kez parça parça eder; ben âh ile inleyişe kendi isteğimle mi arkadaş oldum?
4. Sevgili "Dudaklarımın sırrını ağzından çıkarmasın" demiş; başımı veririm de bu sırrı hiç kimseye açmam. ("Deyyâr" Arapçada "kimse" demektir; "hiç deyyâr" hiç kimse anlamındadır.)
5. Beni gördükçe yüz çevirir, rakibe meyleder; o sevgiliye sevmekten başka ne yaptım, bilmiyorum.
6. Sevgili beni saçına asmaya, saçını bana darağacı etmeye söz vermiş; ben o darağacında asılmaya bin canla razıyım.
7. Halk arasında Mihrî benim, âşıklar arasında hor görülen benim; sevgilinin katında ise âciz, avare ve çaresiz olan benim.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Yüz otuz dördüncü gazel yedi beyittir ve remel bahrinin "Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "ben" zamiridir; kafiye ise "-âra" sesiyle kurulur (aġyâra, ḫâra, gülzâra, zâra, deyyâra, dâra). Beşinci beyitte "yâre", maktada "bî-çâre" kelimeleri aynı sesi "e" ile karşılar. Gazel Arslan neşrinde yalnız Ü nüshasına dayanır ve divanın Nûn harfi bölümündedir. Kime yazıldığına dair bir bilgi yoktur. Havlioğlu'nun elektronik metninde 137. gazel olarak yer alır.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin konusu, sevgiliye ulaşmak için rakiplere katlanmak zorunda kalan âşığın bıkkınlığıdır. Matla beytinde iki mısra aynı "Niçe bir" (ne zamana kadar) sözüyle başlar ve aynı düşünceyi iki ayrı dille söyler: ilk mısrada açık sözle sevgili ile ağyar, ikinci mısrada mazmun diliyle gül ile diken. Gülşen Kaya, divanda dikenin rakip için kullanıldığını anlatırken bu beyti örnek gösterir ve Mihrî'de, gülü elde etmek için dikene katlanmayı öğütleyen beyitlerin yanında, bir gül için dikene yalvarmaktan bıkan beyitlerin de bulunduğunu belirtir. İkinci beyit aynı tabloyu genişletir: hangi bahçeye bakılsa goncayı bağrına basan dikendir. Gül, gonca, diken ve gülzâr arasında tenasüp vardır; Kaya, gül, diken ve bülbülün divan şiirinde sevgili, rakip ve âşığı karşılayan temel mazmunlar olduğunu bu beyit üzerinden anlatır.
Üçüncü beyitte diken bu kez kıskançlığın kendisidir. "Ḫâr-ı ġayret" ciğeri bir anda bin kez parçalar; âşık, âh ve inleyişle arkadaşlığını kendisinin seçmediğini söyler. Kaya, divanda âhın yanan ciğerden çıkan duman olarak tasavvur edildiğini anlatırken bu beyte de yer verir. Dördüncü beyit sevgilinin dudağıyla ilgili bir sırdan söz eder. Sevgili, dudağının sırrının âşığın ağzından çıkmasını istemez; âşık da baş verip sır vermeyeceğine söz verir. "Leb" ve "dehân" kelimeleri arasındaki ilgi, sırrın bir öpücük ya da bir vaat olabileceğini sezdirir, ama şiir bunu açıkça söylemez.
Altıncı beyit, divan şiirinin bilinen bir buluşuna dayanır: uzun ve kıvrımlı saç bir ip, sevgilinin kendisi ise âşığı asmaya karar vermiş bir hükümdardır. Zülf, ber-dâr, aṣılmak ve dâr kelimeleri arasında tenasüp vardır; "ber-dâr" ile "dâr" kelimelerinin aynı beyitte tekrarlanması sözü pekiştirir. Âşığın bu idama "bin canla" razı olması, aşk uğruna ölümü bir kazanç sayan anlayışın ifadesidir. Ömer Yılmaz, Mihrî'nin başka bir gazelinde Mansûr gibi darağacından dönmeyeceğini söyleyen beytini Hallâc-ı Mansûr'a açık bir telmih olarak okur; bu gazelde Mansûr'un adı geçmez, ancak darağacına isteyerek gitme fikri aynı çizgidedir.
Makta beyti şairin kendini tanıttığı bir sıralamadır. Mihrî, halk arasında bilinen adıyla, âşıklar arasında ise "mübteẕel", yani değeri düşmüş, herkesin dilinde hor görülen biri olarak durur; sevgilinin katında ise âciz, avare ve çaresizdir. "Ben" redifi burada üç ayrı çevreyi birbirine bağlar ve şiir, şairin kendi hâlini açıkça tarif eden bir sözle kapanır. Kadın bir şairin kendisini âşıklar arasında hor görülen biri olarak anması, dönemin tezkirelerinde Mihrî hakkında anlatılan dedikodularla birlikte düşünülebilir; ancak bu gazelin belli bir olaya bağlandığını gösteren bir kayıt yoktur.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 121, Gazel 134 (Ü 58a). ekitap.ktb.gov.tr
Akademik çalışmalar
- Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Dîvânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010, s. 228, 248, 284. openaccess.firat.edu.tr
- Enes İlhan, "Mihrî Hâtun mu Revânî mi? 'Ey Benüm Şiirüme Nazire Diyen' Kim?", Hikmet-Akademik Edebiyat Dergisi 10/20 (2024), s. 148-170 (Mihrî'nin adının karıştığı aşk dedikoduları için s. 152).
Kitaplar
- Ömer Yılmaz, "Amasyalı Halvetî Mihrî Hâtun'da Hz. Peygamber Sevgisi", Prof. Dr. Ethem Cebecioğlu'na Armağan, Ankara: İlahiyat, 2023, s. 229-244 (Mansûr telmihi için s. 236).
Diğer kaynaklar
- Didem Havlioğlu (ed.), "Ğazeliyyāt-ı Mihri-i Hāqīre", türkoloji-iran, 2007 (gazelin farklı bir çeviriyazısı, 137. gazel).
Çevrimiçi kaynaklar






