Özgün Metin

Vezin: Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün

Bugün bir ġonca-fem gördüm didüm kim hey ne cândur bu
Didiler bu ruḫ-ı zîbâyı ṣorma özge cândur bu
Düşelden leblerüñ ‘aksi bu câm-ı dîdeme cânâ
Görenler dir ḳabaġumı ki ṣâfî ṭolu ḳandur bu
Didi ḳaddüm ḫayâlini derûn-ı dilde muḥkem ṭut
Didüm kim bir elif gibi bu cân içre nihândur bu
Didi şükrâne vaṣlımçün vir evvel baş u cân didüm
Yolında öldügüm çoḳdan yoluñda der-miyândur bu
Müjeñ tîrini sînemden dirîġ itme ki evvelden
Ḫadeng-i ġamze-i dilberler içün bir nişândur bu
Getür bâd-ı ṣabâ luṭf it ḥabîbüñ zülfi bûyından
Dil-i mecrûḥıma zîrâ be-ġâyet armaġandur bu
Görüp iġmâż-ı ‘ayn itme kemîne Mihrî'yi cânâ
Reh-i ‘aşḳuñda cân virür senüñ ḫaylî zamândur bu

Günümüz Türkçesiyle

1. Bugün gonca ağızlı birini gördüm, "Hey, bu ne candır" dedim. "Bu güzel yüzlüyü sorma, bu bambaşka bir candır" dediler. ("Can" burada hem sevgili, hem de güzelliği insanı can evinden vuran kişi anlamındadır.)

2. Ey can, dudaklarının aksi gözümün kadehine düşeli beri, görenler göz kapağıma bakıp "Bu baştan başa kanla dolu" der. (Göz, içi yaşla dolu bir kadehe benzetilir; dudağın kırmızı aksi bu kadehe düşünce ağlamaktan kızaran göz kanla dolu görünür.)

3. Sevgili "Boyumun hayalini gönlünün içinde sıkı tut" dedi. Dedim ki: "Bu hayal, bir elif gibi canın içinde gizlidir." (Elif, Arap alfabesinin dümdüz ve tek çizgili ilk harfidir, uzun ve düzgün boyun karşılığıdır. Arap harfleriyle yazılan "cân" kelimesinin ortasında da bir elif bulunur.)

4. Sevgili "Vuslatımın şükranesi olarak önce başını ve canını ver" dedi. Dedim ki: "Yolunda öleli çok oldu; bu baş ve can zaten senin yolunda, ortada hazır duruyor."

5. Kirpiğinin okunu göğsümden esirgeme; çünkü bu göğüs eskiden beri güzellerin bakış okları için bir hedeftir.

6. Ey seher yeli, lütfet de sevgilinin saçının kokusundan getir; çünkü bu koku yaralı gönlüme son derece değerli bir armağandır.

7. Ey can, bu değersiz kul Mihrî'yi görüp de görmezden gelme; senin aşkının yolunda can vereli epey zaman oldu.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Yüz otuz altıncı gazel yedi beyittir ve aruzun hezec bahrinden "Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün" kalıbıyla yazılmıştır. Uzun ve dengeli dört "Mefâ‘îlün" tef‘ilesi mısralara geniş bir soluk verir. Redif "bu" işaret zamiridir; kafiye ise "-ân" sesiyle kurulur (cân, ḳan, nihân, miyân, nişân, armaġan, zamân). Matla beytinde iki mısra da "cândur bu" ile biter; aynı kelimenin kafiye yerinde iki kez kullanılması, birinci mısradaki şaşkınlık ile ikinci mısradaki cevabı birbirine bağlar. Gazel F, S ve Ü nüshalarında bulunur ve divanın Vâv harfi bölümünün ilk şiiridir. Kime yazıldığı bilinmez. Havlioğlu'nun metninde 139. gazel olarak yer alır.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin en belirgin özelliği konuşmalarla ilerlemesidir. Matla beytinde şair gördüğü güzeli sorar, başkaları cevap verir; üçüncü ve dördüncü beyitlerde ise sevgili ile âşık arasında "didi" ve "didüm" sözleriyle kurulan kısa bir karşılıklı konuşma vardır. Divan şiirinde sual ve cevap biçiminde yazılmış bu tür beyitler gazele hikâyeye yakın bir canlılık kazandırır. Mihrî'nin sevgiliye söz verdirmesi, onu yalnız uzaktan seyredilen bir güzel olarak bırakmayıp âşıkla konuşan, şart koşan bir kişi hâline getirir.

İkinci beyitte göz bir kadehtir. Gülşen Kaya, divanda gözün içinde sıvı bulunması ve yuvarlak biçimi yüzünden kadehe benzetildiğini, ağlamaktan kızaran gözün hüsn-i ta‘lil yoluyla kanla dolu bir kadeh gibi gösterildiğini bu beyit üzerinden anlatır. Dudağın kırmızı aksinin bu kadehe düşmesi, gözün kızarmasına şiirli bir sebep olarak gösterilmiştir. "Ḳabaḳ" kelimesi göz kapağı demektir; câm, ṣâfî, ṭolu ve ḳan kelimeleriyle birlikte içki meclisini hatırlatan bir tenasüp kurar.

Üçüncü beyitteki elif benzetmesi gazelin en zarif buluşudur. Kaya, divanda boyun uzunluğu ve düzlüğü yüzünden elife benzetildiğini, elifin aynı zamanda birliği, tekliği anlattığını ve bu beyitte âşığın gönlünde sevgilinin aşkı ve hayalinden başka bir şey bulunmadığını belirtir. Buna bir yazı oyunu da eşlik eder: Arap harfleriyle "cân" kelimesi cim, elif ve nun harfleriyle yazılır, yani elif gerçekten de "cân"ın ortasında durur. Sevgilinin boyunun hayali, kelimenin kendisinde de "cân içre nihân"dır.

Dördüncü beyit vuslatın bedelini konu eder. Sevgili kavuşmanın şükranesi olarak baş ve can ister; âşık bunların zaten çoktan onun yolunda feda edilmiş olduğunu söyler. "Der-miyân" sözü bir şeyin ortada, hazır bulunduğunu anlatır. Beşinci beyitte divan şiirinin bilinen ok ve hedef tablosu kullanılır; kirpik ok, güzellerin bakışı "ḫadeng", yani ok, âşığın göğsü ise "nişân", yani hedeftir. Kaya bu beyti, âşığın sevgiliden kirpik oklarını esirgememesini istediği örnekler arasında anar. Altıncı beyitte seher yeli, yani "bâd-ı ṣabâ", sevgilinin saçından koku getiren haberci olarak çağrılır; bu koku yaralı gönle armağan sayılır.

Makta beytinde Mihrî kendisini "kemîne", yani değersiz bir kul olarak anar ve sevgiliden "iġmâż-ı ‘ayn", yani göz yummayı, görmezden gelmeyi bırakmasını ister. Göz kelimesiyle açılan beyitler, böylece yine bir göz deyimiyle kapanır.

Nüsha farkları küçük söz değişiklikleridir. F nüshası matlanın ikinci mısraında kelime sırasını değiştirir ("ṣorma bu ruḫ-ı zîbâyı"), üçüncü beyitte "Didim" okur ve altıncı beyitte "zülfi bûyından" yerine "bûy-ı zülfinden" der.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 122, Gazel 136 (F 61b, S 63b, Ü 58b). ekitap.ktb.gov.tr

Akademik çalışmalar

  • Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Dîvânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010, s. 164, 184, 222. openaccess.firat.edu.tr

Diğer kaynaklar

  • Didem Havlioğlu (ed.), "Ğazeliyyāt-ı Mihri-i Hāqīre", türkoloji-iran, 2007 (gazelin farklı bir çeviriyazısı, 139. gazel).

Çevrimiçi kaynaklar