Özgün Metin
Vezin: Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün
Yoḳ ṣanurdum ‘âlem içre cân ile serden leẕîẕ
Hey neler varmış cihânda daḫi bunlardan leẕîẕ
Leẕẕetin işbu cihânuñ şimdi bildük ḥâṣılı
Yoġ imiş rûy-ı zemînde vaṣl-ı dilberden leẕîẕ
Leblerüñ sögdükçe cânâ aġzuma şekker yaġar
Şöyle şîrîn loḳmadur pâlûde-i terden leẕîẕ
‘Āşıḳa baş aġrıdup ‘arż itme nâṣiḥ cenneti
Leblerin ṣorduḳ nigâruñ âb-ı kevs̱erden leẕîẕ
Şimdi bir ṭûṭî-kelâma mübtelâdur Mihrî kim
Söylese şîrîn sözi ḳand-i mükerrerden leẕîẕ
Günümüz Türkçesiyle
1. Dünyada candan ve baştan daha tatlı bir şey yok sanırdım; meğer cihanda bunlardan daha tatlı neler varmış. (Can ve baş, insanın en çok değer verdiği şeyler olarak anılır.)
2. Kısacası bu dünyanın tadını şimdi öğrendik: yeryüzünde sevgiliye kavuşmaktan daha tatlı bir şey yokmuş.
3. Sevgilim, dudakların bana sövdükçe ağzıma şeker yağar; öyle tatlı bir lokmadır ki taze paludeden daha lezzetlidir. (Palude, nişasta ve meyve suyuyla yapılan pelte kıvamında bir tatlıdır. Sevgilinin kötü sözü bile âşığa tatlı gelir. F ve S nüshalarındaki "yaḳar" okumasıyla: ağzımı şekerle yakar.)
4. Ey öğüt veren, âşığın başını ağrıtıp ona cenneti anlatma; sevgilinin dudaklarını sorduk, Kevser suyundan daha tatlıymış. (Kevser, cennette bulunduğuna inanılan kutsal sudur. M nüshasında "nâṣiḥ" yerine "vâ‘iẓ", yani vaiz okunur.)
5. Mihrî şimdi papağan gibi tatlı konuşan birine tutkundur; o konuşunca tatlı sözü en iyi şekerden daha lezzetlidir. ("Ṭûṭî-kelâm", papağan gibi güzel konuşan demektir. "Ḳand-i mükerrer", iyice arıtılmış beyaz şekerdir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
On yedinci gazel beş beyittir ve "Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün" vezniyle yazılmıştır. Redif "leẕîẕ" (lezzetli, tatlı) kelimesidir; redifin önündeki "-rden" sesleri ise kafiyeyi oluşturur (serden, bunlardan, dilberden, terden, kevs̱erden, mükerrerden). Her beyit "-den lezîz" kalıbıyla biter ve böylece gazelin bütünü bir karşılaştırma dizisine dönüşür: her beyitte bir şeyin bir başka şeyden daha tatlı olduğu söylenir. Redifin son harfi ẕel olduğundan şiir neşirde "Ḥarfü'ẕ-Ẕâl" bölümündedir. Dört nüshada da bulunur (F 36b, M 51a, S 39a, Ü 31a). Kime yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel, dünyanın tadını keşfeden birinin şaşkınlığıyla açılır. Âşık, candan ve baştan daha değerli bir şey olmadığını sanırken daha tatlı şeylerin varlığını öğrenmiştir. İkinci beyit bu şaşkınlığın cevabını verir: yeryüzünde sevgiliye kavuşmaktan (vaṣl-ı dilber) tatlı bir şey yoktur. Gülşen Kaya bu beyti, divanda vuslatın inanılmayacak kadar güzel ve değerli bir hediye olarak anlatıldığı yerlere örnek gösterir; Kaya'ya göre cihanın lezzeti ve anlamı da bu kavuşma anıdır.
Üçüncü beyit gazelin en çarpıcı beytidir. Sevgilinin dudakları âşığa söver, ama bu sövgüler âşığın ağzına şeker yağdırır ve taze paludeden tatlı bir lokma olur. Kaya, sevgilinin cefa eden, âşığa iltifat göstermeyen biri olduğunu, âşığın ise onun zulmüne de razı olduğunu belirtir; bu yüzden sevgilinin ağzından çıkan kötü sözler bile âşık için şeker ve tatlıdır. Sövmek ile şeker arasındaki tezat, beyti hem nükteli hem de içten kılar. Palude, Osmanlı mutfağının tatlılarındandır. Gökçehan Aysel Yılmaz, sözlüklerde nişasta ile meyve sularından yapılan pelte türü bir tatlı olarak tanımlandığını, Priscilla Mary Işın'a göre ise üzüm suyu, bal ve şekerle tatlandırılıp safran, gül suyu, misk ve bol bademle hazırlandığını aktarır.
Dördüncü beyitte öğüt veren nâṣıḥ, âşığa cenneti anlatarak onu aşktan vazgeçirmeye çalışır. Âşık buna, sevgilinin dudaklarının Kevser suyundan daha tatlı olduğunu söyleyerek karşılık verir. Kaya, Kevser'in cennet ve âb-ı hayat ile birlikte anıldığını, sevgilinin dudağı Kevser'e benzetilirken dudağın üstünlüğünün vurgulandığını belirtir. Cennet ile Kevser arasında tenasüp, nâṣıḥın cenneti ile âşığın dudağı arasında ise ince bir karşıtlık vardır. M nüshasındaki "vâ‘iẓ" okuması, öğüt verenin kimliğini bir vaize çevirir.
Makta beytinde sevgili "ṭûṭî-kelâm", yani papağan gibi güzel konuşan biri olarak anılır. Kaya'ya göre divanda papağan, güzel konuşması ve şeker yemesi yönüyle anılır ve bu beyitte sevgilinin tatlı sözlü olduğunu anlatmak için kullanılmıştır. "Şîrîn söz" ile "ḳand-i mükerrer" yan yana gelir; Yılmaz, "kand-ı mükerrer" ifadesinin kelle şekeri denilen beyaz şekeri karşıladığını belirtir. Şeker, palude, lokma, şîrîn, ḳand ve Kevser kelimeleriyle gazel baştan sona bir tat tenasübü üzerine kurulmuştur.
"Lezîz" Redifli Gazeller
"Lezîz" redifi klasik Türk şiirinde sevilen redifler arasındadır. Yılmaz, XV. ve XIX. yüzyıllar arasında yetişmiş 37 şairin divanlarında 38 "lezîz" redifli gazel tespit etmiş, bunların 52 beytini incelemiş ve bunlarda sevgilinin dudağının şeker, bal, şerbet, helva, palude, güllaç ve gülbeşeker gibi tatlılarla karşılaştırıldığını göstermiştir. Bu taramada XV. yüzyıldan Necâtî Bey, Ahmed Paşa ve Hamdullah Hamdî yer alır; Mihrî'nin gazeli çalışmanın kapsamına girmemiştir. Yılmaz'ın sayımına göre bu beyitlerde dudakla en sık ilişkilendirilen kelime 21 kez geçen "şeker"dir; onu 10 kez geçen "kand-ı mükerrer" izler, palude ise altı kez anılır. Şeker, palude ve kand-i mükerrer imgelerinin hepsini kullanan Mihrî'nin gazeli, Necâtî ve Ahmed Paşa ile aynı yüzyılda yaşamış bir şairin elinden çıktığı için bu geleneğin erken örnekleri arasında sayılabilir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 59-60, Gazel 17 (F 36b, M 51a, S 39a, Ü 31a) ve nüsha farkları dipnotları. ekitap.ktb.gov.tr
Akademik çalışmalar
- Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010 (Kevser, vuslat, dudak ve tûtî maddeleri). openaccess.firat.edu.tr
- Gökçehan Aysel Yılmaz, "'Lezîz' Redifli Gazellerde Sevgilinin Dudağının Tatlı Yiyeceklerle İlişkisi", Uluslararası Türkçe Edebiyat Kültür Eğitim Dergisi 10/3 (2021), s. 926-942.
Çevrimiçi kaynaklar






