Özgün Metin
Vezin: Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün
Künc-i ġam vîrânesinde şimdi yârümdür nemed
Sâye-bânum maḥremüm ‘âlemde varumdur nemed
Ben gedâ ḥâline hem-derd olmadı illâ ki bu
‘İzz ü câhum hem-demüm hem şehriyârumdur nemed
Ten enîs olmışdur andan ayru olmaz bir nefes
Sevdügüm yârüm vefâ-dârum nigârumdur nemed
Ḳış güninde gâh gâh esdükçe bâd-ı zemherîr
Ḫâne-i ḫalvet-gehümde germ nârumdur nemed
Ey felek Mihrî siyeh-pûş itdüñ ise ġam mıdur
Ḳâlebe cem‘ olmadın rûḥ iḫtiyârumdur nemed
Günümüz Türkçesiyle
1. Gam köşesinin viranesinde şimdi dostum keçedir. Gölgeliğim, sırdaşım, dünyada neyim varsa odur; keçedir. ("Nemed", yünün dövülmesiyle yapılan kalın keçedir; dervişlerin giydiği kaba keçe hırka da bu adla anılır. "Sâye-bân" hem gölgelik, hem koruyucu, hem de büyük çadır anlamına gelir.)
2. Ben dilencinin hâline bundan başkası dert ortağı olmadı. Şerefim, mevkiim, can yoldaşım, hem de padişahım keçedir.
3. Bedenim onunla öyle dost olmuştur ki ondan bir nefes bile ayrı kalmaz. Sevdiğim, vefalı dostum, güzel sevgilim keçedir. (M nüshasındaki "yâr-i" okumasıyla: sevdiğim vefalı sevgilim.)
4. Kış günlerinde zaman zaman zemheri rüzgârı estikçe, inzivaya çekildiğim evimde beni ısıtan ateşim keçedir. ("Halvet-geh", dervişlerin tek başına ibadete çekildiği yerdir.)
5. Ey felek, Mihrî'ye kara giydirdiysen buna üzülür müyüm? Ruh daha bedene girmeden önce kendi seçtiğim şey keçedir. (Siyah, yasın ve kederin rengidir. "Kâleb" beden, kalıp demektir; ruhun bedenle birleşmesinden önceki zaman, yani ruhlar âlemi kastedilir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
On altıncı gazel beş beyittir ve "Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün" vezniyle yazılmıştır. Redif "-umdur nemed"dir; kafiye "-âr" sesidir (yâr, var, şehriyâr, nigâr, nâr, iḫtiyâr). Kamile Çetin'in belirttiği gibi gazel birinci tekil şahıs ağzından söylenir ve "nemed", yani keçe, her beyitte âşığın sahip olduğu tek şey olarak yeniden tanımlanır. Redifin son harfi dâl olduğundan şiir neşirde "Ḥarfü'd-Dâl" bölümündedir. Dört nüshada da bulunur (F 36b, M 51a, S 38b, Ü 31a); nüsha farkları üçüncü beyitteki "yârüm/yâr-i" ve dördüncü beyitteki "gâh gâh/gâh geh" okumalarından ibarettir.
Anlam ve Söz Sanatları
Nemed, Farsça kökenli bir kelimedir ve keçe, aba, yünden yapılmış örtü anlamına gelir. Çetin'in derlediği bilgilere göre keçe Türklerin gündelik hayatında giyimden barınmaya kadar geniş bir kullanım alanına sahipti; tasavvuf ehli de onu sadeliği yüzünden kumaştan dikilmiş giysilere tercih etmişti. Bu yüzden nemed klasik şiirde fakirlik, kanaat, âşıklık ve Allah yolunda olmanın simgesi sayılır; "nemed-pûş", yani keçe giyen, derviş demektir. Gülşen Kaya da bu gazeli dervişlik bahsinde anar: dervişler kaba keçeden başka bir şey giymez ve bu, dünyadan el çekmelerinin bir göstergesidir; şair de bir derviş edasıyla gam köşesindeki tek yoldaşı olarak keçeyi anlatır.
Gazel boyunca keçe bir eşya olmaktan çıkar ve âşığın bütün dünyasını dolduran bir varlığa dönüşür. Çetin'in sıraladığı gibi Mihrî nemedi yâr, sâye-bân, mahrem, âlemdeki tek varlık, izz ü câh, hem-dem, şehriyâr, vefâ-dâr, nigâr ve kış gününde ısıtan ateş olarak niteler. Matla beytindeki "sâye-bân" kelimesi gölgelik ve koruyucu anlamlarının yanında büyük çadır anlamına da gelir ve keçeden yapılan çadırı akla getirir. İkinci beyitte dilenci (gedâ) ile padişah (şehriyâr) arasında tezat vardır: dünya malından yoksun âşığın şerefi, makamı ve padişahı yine keçedir. Üçüncü beyitte keçe sevgilinin yerine geçer; "yâr", "nigâr" ve "vefâ-dâr" kelimeleri gazelin geleneksel sevgili diliyle bir eşyayı anlatır ve teşhis sanatı bu beyitte en açık hâlini alır.
Dördüncü beyit keçenin gerçek kullanımına döner. Çetin, beyitte keçenin soğuk bölgelerde ısınmak için kullanılmasına gönderme yapıldığını belirtir. Kaya da divanda kış mevsiminin pek az anıldığını, bu gazelde keçenin kış soğuğundan koruyuculuğunun dile getirildiğini kaydeder. "Hâne-i halvet-geh" tamlaması ise tekkelerde dervişlerin inzivaya çekildiği yeri hatırlatır; Çetin'e göre bu da şairin kendini derviş olarak göstermek istemesinin bir yansımasıdır. Zemheri soğuğu ile "germ nâr" (sıcak ateş) arasında bir tezat kurulmuştur.
Makta beytinde felek, şairi kara giydirmiştir. Çetin, siyahın üzüntü ve matem rengi olduğunu, ancak bunun Mihrî için bir keder sebebi olmadığını söyler: şair dervişliği ve onun simgesi olan nemedi, ruh daha bedene girmeden, kendi isteğiyle seçmiştir. Bu, divan şiirinde aşkın ruhlar âleminde, ezelde verilmiş bir karar olarak düşünülmesiyle ilgilidir. Beyitte "siyeh-pûş" (kara giyen) ile "nemed" arasında giyim üzerinden bir tenasüp kurulur: feleğin giydirdiği yas elbisesinin karşısına âşığın kendi seçtiği derviş keçesi konur.
Necâtî'nin "Nemed" Gazeli
Mihrî'nin çağdaşı Necâtî Bey'in de "-umdur nemed" redifli yedi beyitlik bir gazeli vardır ve şöyle başlar: "Ben gedâyem pâdişâhumdur nemed / Âr zahmından penâhumdur nemed". Kamile Çetin, Mihrî'nin şiirlerinin çoğunun Necâtî'ye nazire olduğuna dair tezkire kaydına (Latîfî) ve bunu neredeyse meslek hâline getirdiği yolundaki görüşe dayanarak Mihrî'nin gazelinin Necâtî'ninkine nazire olduğunu düşünür. Ancak iki şiir farklı vezinlerle yazılmıştır: Necâtî'ninki "Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün", Mihrî'ninki "Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün" kalıbındadır. Redif ortaktır, kafiye ise Necâtî'de "-âh", Mihrî'de "-âr" sesiyle kurulmuştur. Çetin, nazirelerde her zaman vezin ve kafiye birliği aranmadığını hatırlatır. Metin Hakverdioğlu'nun vezin, kafiye ve redifi birebir tutan yirmi nazireyi topladığı 2009 tarihli çalışmasında bu gazel yer almaz.
İki gazel arasındaki en açık ortaklık, dilencilik ile padişahlık karşıtlığıdır. Necâtî "Ben gedâyem pâdişâhumdur nemed" der; Mihrî ikinci beyitte "Ben gedâ" diye başlar ve "‘İzz ü câhum ... hem şehriyârumdur nemed" diye bitirir. Necâtî'nin "Devletümdür izz ü câhumdur nemed" mısraındaki "izz ü câh" tamlaması da Mihrî'nin aynı beytinde geçer. Çetin'e göre iki şairde ortak ifadeler "izz ü câh" ile aynı anlama gelen "pâdişâh" ve "şehriyâr"dır. Bunun dışında iki şair keçeyi farklı tasavvurlarla işler: Necâtî onu elbise, külah, secde yeri, gönül aynasının kılıfı ve sevgiliye giden yol olarak görür; Mihrî ise onu dost, sırdaş, sevgili ve kış ateşi olarak anlatır. Necâtî'nin gazelinde öne çıkan derviş giysisi ve tövbe fikri, Mihrî'de bir yoldaşlık ve sığınak duygusuna dönüşmüştür.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 59, Gazel 16 (F 36b, M 51a, S 38b, Ü 31a) ve nüsha farkları dipnotları. ekitap.ktb.gov.tr
Akademik çalışmalar
- Kamile Çetin, "Necâtî Bey ve Mihrî Hatun'un 'Nemed' Gazellerinin Karşılaştırılması", Littera Turca Journal of Turkish Language and Literature 6/3 (2020), s. 344-355, doi:10.20322/littera.714801. dergipark.org.tr
- Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010 (derviş, kış ve kumaş maddeleri). openaccess.firat.edu.tr
- Metin Hakverdioğlu, "Mihrî Hâtun'un Necâtî Bey'in Şiirlerine Nazîreleri", Turkish Studies 4/2 (Kış 2009), s. 522-551, doi:10.7827/TurkishStudies.638.
Çevrimiçi kaynaklar






