Özgün Metin

Vezin: Mef‘ûlü Fâ‘ilâtü Mefâ‘îlü Fâ‘ilün

Bir ḫoş ġazel didüm yine ben ḫaṭt-ı Aḥmed'e
Cân ṣafḥasında eyledüm anı müsevvede
Yel gibi yıllar ile hevâsında yelmişem
Oldum esîr âḫir o zülf-i müca‘‘ada
Çoḳdur cihânda cevr ü cefâsıyla mübteẕel
Bulunmaya benüm gibi bir daḫi ġam-zede
Kûyuñda gözlerüm yaşı ol deñlü aḳdı kim
Ġarḳ oldı her ḥaremleri dürr ü zebercede
Ḳânûn-ı ‘aşḳ ḳâmetümi eylemişdi çeng
Nây itdi cismümi daḫi iñlede iñlede
Ġamzesi cânumı çekişür çeşmi göñlümi
Eksük degül çü mestler arasında ‘arbede
Dânâ odur ki ḫûblara zâhid göñül vire
Nâdân odur ki sevmedi maḥbûbı dünyede
Kimse cihânda müdde‘iye boynın egmesün
Muḥtâc itme Mihrî'yi yâ Rab muḫannede
Gûyâ siperde âyinelerdür żiyâ virür
Tîr-i ḫadeng-i ġamzesi peykânı sînede

Günümüz Türkçesiyle

1. Ahmed'in yüzündeki ayva tüylerine yine hoş bir gazel söyledim; onu can sayfasına müsvedde olarak yazdım. (Hat hem yanaktaki ince tüyler hem de yazı demektir; müsvedde ise "karalanmış" anlamındaki bir kökten gelir ve tüylerin siyahlığını da çağrıştırır.)

2. Yıllarca onun sevdası peşinde yel gibi koştum; sonunda o kıvırcık saça esir oldum. ("Hevâ" kelimesi hem hava, hem arzu ve sevda demektir; yel ile birlikte anılınca iki anlam birden düşünülür.)

3. Dünyada onun zulmü ve cefasıyla hor düşmüş, değeri kalmamış insan çoktur; ama benim gibi bir başka gamlı bulunmaz.

4. Senin mahallende gözlerimin yaşı öyle çok aktı ki oranın bütün evleri, harem dairelerine varıncaya dek inciye ve zebercede gark oldu. (Gözyaşı inciye, kanlı gözyaşı değerli taşlara benzetilir; zebercet yeşil renkli değerli bir taştır.)

5. Aşkın kanunu boyumu çeng gibi bükmüştü; bir de bedenimi inlete inlete neye çevirdi. (Kanun hem kural hem de telli bir çalgıdır; çeng eğri gövdeli bir çalgı, ney ise içi oyuk ve inler sesli bir kamış düdüktür.)

6. Gamzesi canımı, gözü gönlümü çekiştirip durur; ne de olsa sarhoşlar arasında kavga eksik olmaz. (Sevgilinin baygın gözü sarhoşa benzetilir; göz ile bakışın âşığı paylaşamaması iki sarhoşun kavgası gibidir.)

7. Ey zahit, akıllı odur ki gönlünü güzellere verir; cahil odur ki dünyada bir sevgili sevmemiştir. (Beyit iki türlü okunabilir: "zâhid" bir hitap sayılabileceği gibi "gönlünü güzellere temiz ve sofuca verir" anlamında bir niteleme de olabilir.)

8. Dünyada kimse rakibe boyun eğmesin; ya Rab, Mihrî'yi bir namerde muhtaç etme.

9. Bakışının kayın okunun temreni göğsümde, sanki kalkan üzerindeki aynalar gibi ışık saçıyor.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Divanın yüz kırk yedinci gazeli harfü'l-hâ bölümündedir ve dokuz beyittir. Aruzun muzâri bahrinden "Mef‘ûlü Fâ‘ilâtü Mefâ‘îlü Fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Gazelin redifi yoktur; kafiye "-de" sesiyle kurulur (müsevvede, müca‘‘ada, ġam-zede, zebercede, iñlede, ‘arbede, dünyede, muḫannede, sînede). Gazel yalnız İstanbul Üniversitesi nüshasında (Ü 60b) bulunur. Yapısında dikkat çeken bir durum vardır: şairin mahlası sekizinci beyitte geçer ve ardından bir beyit daha gelir. Gazelde mahlas genellikle son beyitte yer aldığı için dokuzuncu beyit mahlas beytinden sonra kalmıştır; bu tek nüshanın sıralamasından mı kaynaklandığı, yoksa şairin tercihi mi olduğu bilinmez.

Anlam ve Söz Sanatları

Matla beyti gazelin kendisi hakkında konuşur. Şair, "Ahmed'in hattına" yine hoş bir gazel söylediğini ve onu can sayfasına müsvedde olarak yazdığını anlatır. "Ḫaṭ" kelimesi tevriyelidir: hem gençlerin yanağında yeni beliren ince tüyleri hem de yazıyı anlatır. Gülşen Kaya, Mihrî divanında yüzün sayfaya, ayva tüylerinin de o sayfaya yazılmış yazıya benzetildiğini, hattın bu yüzden çoğunlukla tevriyeli kullanıldığını belirtir. Sayfa (ṣafḥa), yazı (ḫaṭ) ve müsvedde kelimeleri bir arada kullanılarak tenasüp kurulmuştur.

İkinci beyitte "yel" ile "yelmek" (koşmak) arasında bir ses oyunu vardır; Kaya, "hevâ" kelimesinin hem hava hem sevda anlamıyla tevriyeli kullanıldığını bu beyitle örnekler. Kıvırcık saç (zülf-i müca‘‘ad) âşığı esir eden bir bağdır. Üçüncü ve dördüncü beyitler âşığın gamını ve gözyaşını abartarak anlatır: sevgilinin mahallesindeki bütün evler, âşığın döktüğü inci ve zebercet gibi gözyaşlarına gark olmuştur. Bu abartma divan şiirinde mübalağa sanatının bilinen biçimlerindendir.

Beşinci beyit musiki terimleriyle kurulur. Kaya, ney, çeng ve kanun çalgılarının divanda âşığın inleyişini, eğilmiş boyunu ve delik deşik bedenini anlatmak için kullanıldığını, "kânûn-ı ‘aşk" terkibinin tevriyeli olduğunu belirtir: kanun hem aşkın kuralı hem de bir çalgıdır. Aşkın kuralı âşığın boyunu çeng gibi bükmüş, bedenini ney gibi inletmiştir. Altıncı beyitte sevgilinin gözü ile gamzesi, âşığı paylaşamayan iki sarhoşa benzetilir; ikinci mısra herkesin bildiği bir gerçeği delil gibi getirdiği için irsâl-i mesel sayılabilir. Yedinci beyitte bilge (dânâ) ile cahil (nâdân) arasında bir tezat kurulur; Kaya bu beyit için bilgi ve cehaletin divanda aşkı bilme ölçüsüyle ele alındığını söyler. Sekizinci beyit bir duadır; şair Allah'tan kendisini bir namerde muhtaç etmemesini diler. Son beyitte gamzenin oku göğse saplanmış, temreni orada kalkan üzerindeki aynalar gibi parlar. Kaya, temrenin parlaklığı yüzünden siperdeki aynalara benzetildiğini bu beyitle açıklar.

Tarihî Bağlam

Matlada adı geçen Ahmed'in kim olduğu şiirde açıkça söylenmez. Gülşen Kaya bu beyti, Mihrî'nin Şehzade Ahmed'in hattı için bir gazel söylediğine örnek olarak gösterir. Mehmet Arslan da neşrinin girişinde, muhtevalarından anlaşıldığı kadarıyla üç gazelin Şehzade Ahmed'e sunulduğunu yazar, ama bu gazellerin hangileri olduğunu belirtmez. Mihrî'nin Şehzade Ahmed'in Amasya valiliği sırasında şehzade sarayı çevresindeki edebî muhite girdiği, Sehî'ye göre ona birçok kaside ve gazel verdiği bilinir; bu bakımdan gazelin Ahmed'e söylenmiş olması akla yakındır. Yine de şiirin bir sunuş gazeli mi, yoksa yalnızca Ahmed adlı bir güzele yazılmış bir gazel mi olduğu kaynaklarda kesinleşmemiştir; Kaya'nın tespiti bir yorum olarak değerlendirilmelidir.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 128, Gazel 147 (Ü 60b); Şehzade Ahmed'e sunulan şiirler için giriş s. 6. ekitap.ktb.gov.tr

Akademik çalışmalar

  • Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010 (hat, rüzgâr-hevâ, musiki aletleri, mest, dânâ-nâdân ve gamze-peykân maddeleri). openaccess.firat.edu.tr
  • İsmail E. Erünsal, "Mihrî Hatun", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 30, Ankara 2020, s. 37-38. https://islamansiklopedisi.org.tr/mihri-hatun

Çevrimiçi kaynaklar