Özgün Metin
Vezin: Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün
Ben umardum gele bir zülf-i perîşân bu gice
Şem‘-i ruḫsârına pervâne ḳılam cân bu gice
Nâ-gehân gird'içeri bir nice bed-rûy didüm
Bunda mı ṣaldı Süleymân dîvi yek-sân bu gice
Bir bölük aṣmalular geldi bir araya bu dem
Ḳanda bulına ‘aceb bunlara urġan bu gice
Kimi keldür kimi kördür kimi sâḳıt bularuñ
Kimlere ḳıldı muṣâḥib bizi devrân bu gice
Şeb-i yeldâ gicesi Mihrî'ye gör nitdi felek
Görmez idi getürüp eyledi mihmân bu gice
Günümüz Türkçesiyle
1. Bu gece dağınık saçlı sevgilinin geleceğini, onun mum gibi parlayan yanağına canımı pervane edeceğimi umuyordum. (Pervane, mumun ışığına uçup kendini yakan kelebektir; âşık sevgilinin yüzü önünde kendini feda etmek ister.)
2. Derken ansızın içeriye birkaç çirkin yüzlü kişi girdi; "Süleyman'ın devi bu gece bunları buraya hep birden mi saldı" dedim. (Hz. Süleyman'ın mührünü ele geçirip bir süre onun yerine hüküm süren deve telmihtir.)
3. Bu anda bir araya bir bölük asılacak adam toplandı; şaşılacak şey, bu gece bunların hepsine yetecek ip nerede bulunur. (Ü nüshası "aṣmalular" yerine "aṣılası" okur; ikisi de asılmayı hak eden anlamındadır.)
4. Bunların kimi kel, kimi kör, kimi sakat; bak felek bu gece bizi kimlerle sohbet arkadaşı etti.
5. Gör, yılın en uzun gecesinde felek Mihrî'ye ne etti: hiç görmediği, görmek de istemeyeceği kimseleri getirip ona misafir etti. (İkinci mısra "Mihrî'nin yüzünü görmeyecek kişileri getirdi" diye de anlaşılabilir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Divanın yüz kırk altıncı gazeli harfü'l-hâ bölümündedir ve beş beyittir. Aruzun remel bahrinden "Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "bu gice", kafiye "-ân" sesidir (perîşân, cân, yek-sân, urġan, devrân, mihmân). Gazel F (67a), S (69a) ve Ü (60b) nüshalarında bulunur, M nüshasında yoktur. Nüsha farkları azdır; en önemlisi Ü nüshasının üçüncü beyitte "aṣmalular" yerine "aṣılası" okumasıdır.
Anlam ve Söz Sanatları
Bu gazel Mihrî divanında alışılmış aşk gazellerinden ayrılan, alaycı ve hiciv tonlu bir şiirdir. İlk beyit klasik bir bekleyişle başlar: şair bu gece dağınık saçlı sevgilinin geleceğini, onun mum gibi yanağına canını pervane gibi feda edeceğini umar. Gülşen Kaya bu beyti meclis, mum ve pervane tasavvuru için örnek gösterir: mecliste bulunan güzelin yanağı mum, âşığın canı ise bu muma kendini atmaya hazır pervanedir. Ama beklenen sevgili gelmez; ikinci beyitten itibaren meclise istenmeyen, çirkin yüzlü bir kalabalık doluşur ve şiirin havası birden değişir.
İkinci beyitte bu kalabalık Süleyman'ın devinin saldığı yaratıklara benzetilir. Bu bir telmihtir: rivayete göre bir dev, Hz. Süleyman'ın cinlere ve insanlara hükmetmesini sağlayan mührünü ele geçirmiş ve bir süre onun yerine tahtta oturmuştur. Üçüncü beyitte hiciv daha da sertleşir; şair bu kişileri asılmayı hak etmiş bir bölük insan olarak görür ve bunların hepsine yetecek ipin nereden bulunacağını sorar. "Aṣmalu" (asılacak) ile "urġan" (ip) arasındaki ilgi, beytin nüktesini taşır. Dördüncü beyitte misafirlerin kimi kel, kimi kör, kimi sakat diye sayılır ve şair feleğin onu kimlerle sohbet arkadaşı ettiğine hayıflanır. Kaya bu beyit için şairin "zülf-i perîşân" diye nitelediği sevgiliyi beklerken içeri kel ve kör insanların girdiği bu meclisten hiç hoşlanmadığını söyler.
Makta beytinde gecenin "şeb-i yeldâ" olduğu söylenir. Şeb-i yeldâ, kış gündönümüne denk gelen, yılın en uzun gecesidir. Divan şiirinde ayrılık gecesi genellikle bu en uzun geceye benzetilir; burada ise geceyi uzatan, sevgilinin yokluğu kadar istenmeyen misafirlerin varlığıdır. Gecenin uzunluğu, bu kalabalıkla geçirilecek sürenin de uzunluğu olur ve şair bu ironiyle şiiri kapatır. Gazelin dili sade ve konuşmaya yakındır; "kimi keldür kimi kördür" gibi halk söyleyişini andıran sayışlar, hicvin etkisini artırır.
Tarihî Bağlam
Gazelin hangi meclis için söylendiği belgelerle bilinmez. Gülşen Kaya, ikinci beyitteki Süleyman telmihinde Hz. Süleyman'ın yanında Şehzade Süleyman'ın da ima edildiği, onun meclisinde yer alan "çirkin yüzlü" kimselerin iğnelendiği görüşündedir. Divanda "Sulṭân Süleymân" ve "Şeh Süleymân" adına söylenmiş kasideler ve bir muvaşşah gazel bulunur, ama Arslan'ın neşri bu Süleyman'ın kimliğini açıklamaz. Bu bakımdan beyitteki ima Kaya'nın bir yorumu olarak kalır.
Gazelin edebî çevresi ise daha iyi bilinir. Günay Tulum, "-ân bu gice" kafiye ve redifiyle kurulan geniş nazire ağında Mihrî'nin iki gazelini ele alır ve bu beş beyitlik gazelin Rûhî Çelebi ile Ravzî için bir örnek şiir hâline geldiğini gösterir. Rûhî Çelebi'nin gazeli "Ben umardım ki gele hücreme cânân bu gice" diye başlar; ikinci beyitte içeri birkaç "gözsüz" girer, üçüncü beyitte "boğazından asılası" kıskanç için ip aranır, dördüncü beyitte gelenlerin kimi cahil, kimi ebleh, kimi ahmak diye sayılır. Ravzî'nin gazeli de Rûhî'ninkiyle neredeyse aynıdır. Tulum bu benzerliği şiir hırsızlığının "selh" denen türüne, yani bir şiirin söyleyişini neredeyse olduğu gibi alma örneğine yakın görür. Tulum'a göre Câmi‘ü'n-Neẓâ'ir ve Pervâne Bey mecmuaları bu zincirin nazirecileri arasında Mihrî'yi de sayar; Tulum dokuz beyitlik öteki "-ân bu gice" gazelinin mecmualarda bulunmadığını belirttiğine göre, mecmualara giren Mihrî naziresinin bu gazel olması kuvvetle muhtemeldir. Böylece Mihrî'nin bu küçük hiciv gazeli, kendisinden sonra gelen erkek şairlerin doğrudan örnek aldığı bir şiir olmuştur. Tulum, aynı zincirde sevgiliyi beklemeye bakışa göre iyimser ve kötümser iki grup ayırır; sevgilinin gelmediği bu gazel, Avnî'nin başını çektiği kötümser gruptadır.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 127-128, Gazel 146 (F 67a, S 69a, Ü 60b). ekitap.ktb.gov.tr
Akademik çalışmalar
- Günay Tulum, "Redifinde Gice/Gece Kelimesi Geçen Şiirler Üzerinden Bir Değerlendirme", Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi 63/2 (2023), s. 617-653 (s. 631-633 ve Ek-11), doi:10.26650/TUDED2023-1255705. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/3054260
- Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010 (Süleymân, bezm ve şem‘-pervâne maddeleri). openaccess.firat.edu.tr
Çevrimiçi kaynaklar






