Özgün Metin

Vezin: Mef‘ûlü Mefâ‘îlün Mef‘ûlü Mefâ‘îlün

Bu yâr-ı cefâ-kârum maḥbûb idi vaḳtinde
Bu gözleri mekkârum ḫoş ḫûb idi vaḳtinde
Gül-ruḫlar idi ḫande şehlerdi buña bende
Şeftâlusı turfanda merġûb idi vaḳtinde
Ebrûsı kemân idi ṣayd itdügi cân idi
Bir ġonca dehân idi maṭlûb idi vaḳtinde
Cânlardı buña ḳurbân baḳmazdı yüze bir ân
‘Āşıḳları hep ḳurbân-âşûb idi vaḳtinde
Şimdi ḫaṭını Mihrî gördükçe ḫadinde dir
Bu yâr-ı cefâ-kârum maḥbûb idi vaḳtinde

Günümüz Türkçesiyle

1. Bu cefakâr sevgilim vaktiyle herkesin sevdiği biriydi; bu hilekâr gözlüm vaktiyle hoş ve güzeldi.

2. Vaktiyle gül yanaklıydı, yüzü gülerdi; padişahlar ona kuldu. Şeftalisi turfandayken herkesin rağbet ettiği bir meyveydi. (Şeftali, sevgilinin yanağı ve öpücüğü için kullanılan bir mecazdır; turfanda, mevsiminin ilk ve en taze ürünüdür. Birinci mısra "gül yanaklılar onun karşısında gülümserdi" diye de anlaşılabilir.)

3. Vaktiyle kaşı yaydı, avladığı da candı; gonca gibi küçük ağızlıydı, herkesin aradığı biriydi.

4. Vaktiyle canlar ona kurban olurdu, o ise bir an bile kimsenin yüzüne bakmazdı; bütün âşıkları onun yüzünden kurban olmak için birbirine girerdi. (İkinci mısraın anlamı kesin değildir; "ḳurbân-âşûb" sözü, kurban olma telaşının yarattığı kargaşa diye anlaşılabilir.)

5. Mihrî şimdi onun yanağındaki tüyleri gördükçe "Bu cefakâr sevgilim vaktiyle sevgiliydi" der.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Divanın yüz kırk sekizinci gazeli harfü'l-hâ bölümündedir ve beş beyittir. Aruzun hezec bahrinden "Mef‘ûlü Mefâ‘îlün Mef‘ûlü Mefâ‘îlün" kalıbıyla yazılmıştır. Bu kalıp her mısraı iki eşit parçaya böler ve şiire oynak, şarkıya yakın bir ritim verir. Redif "idi vaḳtinde", kafiye ise "-ûb" sesidir (maḥbûb, ḫûb, merġûb, maṭlûb, âşûb). Sıtkı Nazik'in Mihrî divanındaki redifleri topladığı tabloda "idi vaktinde" redifi yalnız bu gazelde görülür. Gazelin en belirgin biçim özelliği iç kafiyelerdir: beyitlerin ilk üç parçası kendi aralarında kafiyelenir, dördüncü parça ana kafiye ve redifle biter. Örneğin üçüncü beyitte "Ebrûsı kemân idi / ṣayd itdügi cân idi / Bir ġonca dehân idi / maṭlûb idi vaḳtinde" dizilişi vardır. Böyle iç kafiyeli gazellere musammat gazel denir. Matlanın ilk mısraı son beytin ikinci mısraı olarak aynen tekrarlanır. Gazel yalnız İstanbul Üniversitesi nüshasında (Ü 61a) bulunur. Kime yazıldığına dair bir bilgi yoktur.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel, güzelliği geçmiş bir sevgili üzerine söylenmiştir. İlk dört beyit sevgilinin eski hâlini anlatır ve her beyit "idi vaḳtinde" (vaktiyle öyleydi) redifiyle biter. Bu redif, sayılan bütün güzelliklerin artık geçmişte kaldığını her beyitte yeniden hatırlatır. Sevgili vaktiyle sevilen, hoş, rağbet gören ve aranan biriydi; padişahlar ona kuldu, canlar ona kurban olurdu, o ise kimsenin yüzüne bakmazdı. Şiirin anlamı ancak son beyitte tam olarak açılır: Mihrî, sevgilinin yanağında beliren tüyleri (ḫaṭ) görünce bütün bunların geçmişte kaldığını anlar ve matladaki mısraı bu kez bir hüküm gibi tekrarlar.

Divan şiirinde hat, gençlerin yanağında yeni beliren ince tüylerdir ve bir yandan güzellik unsuru sayılır, bir yandan da güzelliğin sonunun habercisi olarak görülür. Gülşen Kaya, Mihrî divanında hattın gül yanağı saran bir diken, yüzü kaplayan bir asker ve ay yüzü örten bir bulut olarak düşünüldüğünü belirtir; divandaki "Almadan bir berg-i gül ḫaddüñden irdi ḫaṭṭuñ âh" mısraında da âşık, yanağın gülünden bir yaprak bile koparamadan hattın geldiğinden yakınır. Bu gazelde ise hat, sevgilinin gözden düşüşünün işaretidir. Şairin alaycı tavrı, şiire hafif bir hiciv havası verir: bir zamanlar âşıklarını hor gören sevgili, şimdi kendisi geçmişin güzeli olmuştur.

İkinci beyitteki şeftali ve turfanda kelimeleri bu düşünceyi bir meyve benzetmesiyle anlatır. Turfanda, mevsiminin ilk ürünüdür ve en çok o zaman aranır; mevsimi geçince değeri düşer. Şeftali, sevgilinin yanağı ve öpücüğü için de kullanıldığından kelime iki anlamlıdır. Üçüncü beyitte kaş yaya, ağız goncaya benzetilir; kaş yayının avladığı şeyin can olması, sevgilinin bakışlarıyla âşıkların canını aldığını anlatır. Kaya bu beyti, sevgilinin yay kaşlarıyla âşığın canını avlamasına örnek olarak gösterir. Matlada sevgiliye "gözleri mekkârum" (hilekâr gözlüm) denilmesi de dikkat çekicidir; Kaya, gözün mahmurluğu dolayısıyla nergise benzetilişini anlatırken bu beyte de gönderme yapar.

Musammat yapısı şiirin anlamını da destekler. Her beyitte üç kısa parça art arda sevgilinin bir özelliğini sayar, dördüncü parça ise "idi vaḳtinde" redifiyle hepsini geçmişe bağlar. Bu ritim, sevgilinin eski parlak günlerini bir sayım gibi sıralayıp her defasında aynı hükümle kapatır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 128-129, Gazel 148 (Ü 61a). ekitap.ktb.gov.tr

Akademik çalışmalar

  • Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010 (hat, kaş-kemân ve göz-nergis maddeleri). openaccess.firat.edu.tr
  • Sıtkı Nazik, "Benzer Redifli Şiirleri Bağlamında Mihrî Hatun ve Tâcî-zâde Cafer Çelebi'nin Karşılaştırılması", Uluslararası Amasya Âlimleri Sempozyumu Bildiriler Kitabı II, Amasya 2017, s. 133-148 (Mihrî divanındaki redifler tablosu: "idi vaktinde", G.148). https://isamveri.org/pdfdrg/G00226/2017/2017_NAZIKS.pdf

Çevrimiçi kaynaklar