Özgün Metin
Vezin: Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün
Bu gice bir ḳaṣr-ı ‘âlî içre bir şeh-bâz ile
‘İşret itdük ṣubḥa dek meh-tâba ḳarşu sâz ile
Zühre çengin yere çaldı çarḫ hem çâr-pâresin
Her ḳaçan ol mâh-rûlar ırladı âvâz ile
Ḳâmetüm çeng eyleyüp düzdi nevâda râstı
Çekdi tenüm ḳıl ḳılup ‘uşşâḳı ḫoş şehnâz ile
Ol Süleymân-ı zamânuñ meclis-i ḫâṣında ḫoş
Zülfi ‘anber ḫûb-rûlar ḫıdmet ider nâz ile
Gördüm ol ḳaṣr-ı mu‘allaḳ kim yapılmış lâ-naẓîr
Gök yüzinde ṣandum uçardı hümâ pervâz ile
Ḥamdü-lillah Egribük'de ṣoḥbet itdük Mihriyâ
Bu gice bir ḳaṣr-ı ‘âlî içre bir şeh-bâz ile
Günümüz Türkçesiyle
1. Bu gece yüksek bir köşkte bir şahbazla, ay ışığına karşı, saz eşliğinde sabaha kadar işret ettik. (Şahbaz, avcılıkta kullanılan iri ve soylu bir doğandır; divan şiirinde güzel ve soylu sevgiliyi, burada da meclisin efendisini anlatır. İşret, içkili sohbet meclisidir.)
2. O ay yüzlüler ne zaman sesleriyle şarkı söyleseler Zühre yıldızı çengini yere çaldı, felek de çarparesini. (Divan şiirinde Zühre, yani Venüs, göğün çalgıcısıdır. Güzellerin sesini duyunca kendi çalgısını yere atması, onların karşısında hünerinden vazgeçmesi demektir. Çarpare, parmaklara takılıp çalınan bir tür çalpara, kastanyettir.)
3. Boyum çeng olup bükülerek nevâ makamında rast perdeyi düzdü; bedenim kıl kıl olup tel gibi incelerek güzel bir şehnaz ile uşşak makamını çekti. (Beyitteki makam adları ikişer anlam taşır: "nevâ" hem makam hem ses ve hâl, "râst" hem makam hem doğru, düz, "uşşâk" hem makam hem âşıklar, "şehnâz" hem makam hem şahın nazı diye anlaşılabilir. Âşığın aşk acısıyla bükülen boyu çenge, incelen bedeni de çalgının teline benzetilir.)
4. O zamanın Süleyman'ının has meclisinde, saçları amber kokulu güzeller nazla hizmet ediyor. (Hz. Süleyman, divan şiirinde büyük hükümdarlığın simgesidir; "Süleymân-ı zamân" sözü, adı Süleyman olan memduhu da işaret eder.)
5. Benzersiz yapılmış o yüksek, havada asılı gibi duran köşkü gördüm; sandım ki gökyüzünde bir hüma kuşu kanat çırparak uçuyordu.
6. Ey Mihrî, Allah'a şükür, bu gece Eğribük'te yüksek bir köşkte bir şahbazla sohbet ettik.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Gazel altı beyittir ve aruzun remel bahrinden "Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "ile" edatıdır; kafiye "şeh-bâz, sâz, âvâz, şehnâz, nâz, pervâz" sözlerindeki "-âz" sesine dayanır. Son beytin ikinci mısraı, matla beytinin birinci mısraının aynen tekrarıdır. Divan şiirinde redd-i matla denen bu kapanış, gazeli başladığı yere döndürür ve "bu gice"yi şiirin hem başına hem sonuna yerleştirir. Gazel yalnız iki nüshada, M ve Ü nüshalarında bulunur. Nüsha farklarından biri önemlidir: Ü nüshasında son beytin ilk mısraı "Egribük'de" yerine "añdı bu gün" diye okunur; yer adı yalnız M nüshasında geçer. M nüshasında dördüncü beyitte "ḫûb-rûlar" yerine "mâh-rûlar", "ider" yerine "iderler" vardır. Bir önceki gazelle aynı "ile" redifini taşır; Sıtkı Nazik bu redifin Mihrî divanında üç gazelde, Tâcîzâde Cafer Çelebi divanında da iki gazelde kullanıldığını gösterir.
Anlam ve Söz Sanatları
Şiir bir eğlence meclisinin tasviridir. Gülşen Kaya, divandaki meclis anlatıları arasında bu gazeli en kayda değer örnek olarak gösterir: meclis gece toplanmış, mehtaba karşı sazla işret edilmiş, çeng eşliğinde ay yüzlü güzeller şarkı söylemiş, güzellikleriyle tanınan sakiler hizmet etmiştir. Kaya ayrıca meclislerin divan şiirinde çoğunlukla gece ve mehtap ışığında kurulduğunu belirtir; bu gazelde ay ışığı hem zamanı hem de mekânın aydınlığını verir.
İkinci ve üçüncü beyitler musiki üzerine kurulmuştur. Kaya, Zühre'nin Mihrî'de klasik anlayışa uygun olarak bir eğlence meclisinin çengîsi, yani çalgıcısı olarak anıldığını ve ikinci beytin bu kullanımın örneği olduğunu yazar. Gökte çalgı çalan yıldızın, yerdeki güzellerin sesi karşısında çalgısını bırakması bir mübalağadır; meclisin musikisi göklerinkini geride bırakır. Üçüncü beyit ise makam adlarıyla örülmüştür. Kaya bu beyti, uşşak, rast, nevâ ve şehnaz makamlarının tevriyeli olarak tenasüp içinde kullanıldığı beyitlere örnek verir. Âşığın bükülen boyunun çenge, incelen bedeninin tele benzetilmesi, meclisteki musikiyle âşığın kendi hâlini aynı imgede birleştirir.
Dördüncü ve beşinci beyitler mekânı ve sahibini över. "Süleymân-ı zamân" sözü, Hz. Süleyman'ın efsanevi hükümdarlığına bir telmihtir. Kaya, divandaki kuşları ele alırken şehbazın bu gazelde memduhu anlatmak için kullanıldığını, hümanın da şehzade ve sultanları anlatan bir benzetme olduğunu belirtir. Beşinci beyitte tepe üzerindeki köşkün gökte uçan bir hümaya benzetilmesi, binanın yüksekliğini ve sahibinin talihini birlikte anlatır; "pervâz" kelimesi hüma ile tenasüp kurar. Son beyitteki "Ḥamdü-lillah" sözü, gazelin övgüyü bir şükür duygusuyla kapattığını gösterir.
Tarihî Bağlam
Gazelin muhatabı neşirde açıklanmaz. Gülşen Kaya, bu gazeli Mihrî'nin Şehzade Süleyman adına yazdığı şiirler arasında sayar ve Eğribük denen yerde şehzadenin köşkünde kurulan bir musiki meclisini anlattığını söyler. Kaya'ya göre Eğribük Amasya'ya bağlı bir köydür ve şiirdeki "ḳaṣr-ı ‘âlî", şehzadenin tepe üzerine kurulmuş köşküdür. Aynı araştırmacı, Mihrî'nin Amasya'da Şehzade Ahmed'in ve oğlu Şehzade Süleyman'ın himayesinde bulunduğunu yazar ve divanda Süleyman adına yazılmış başka şiirleri de gösterir: her beytin baş harfleri yukarıdan aşağıya okununca "Süleymân" adını veren muvaşşah gazel (G.79) ve bu adın muamma yoluyla verildiği bir başka gazel.
Eğribük adı divanda bir kez daha geçer. Cânbâz Haydar adlı bir ip cambazını öven murabbanın üçüncü bendinde, cambazın Eğribük'te havaya gerilen ip üzerinde "Şeh Süleymân'uñ öñinde" oynadığı anlatılır ve aynı şiirin son bendinde Mihrî bu gösteriyi şahın meclisinde seyrettiğini söyler. İki şiir birlikte okunduğunda Eğribük'ün, Süleyman adlı bir hükümdar ya da şehzadenin eğlence ve gösteri yeri olarak Mihrî'nin şiirine girdiği görülür. Bununla birlikte yukarıda anılan nüsha farkı da göz önünde tutulmalıdır: yer adı yalnız bir nüshada geçer, öteki nüshada aynı mısra yer adı taşımaz. Memduhun kimliği konusunda neşir bir açıklama yapmaz; Şehzade Süleyman teşhisi Kaya'nın yorumudur.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 129-130, Gazel 150; Murabba 3 (cânbâz bendi), s. 165-166. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/58679,mihri-hatun-divanipdf.pdf
Akademik çalışmalar
- Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010 (ön söz; Şehzade Süleyman, yer adları, meclis, musiki, Zühre ve kuşlar bahisleri). https://openaccess.firat.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11508/16520/253984.pdf?sequence=1
- Sıtkı Nazik, "Benzer Redifli Şiirleri Bağlamında Mihrî Hatun ve Tâcî-zâde Cafer Çelebi'nin Karşılaştırılması", Uluslararası Amasya Âlimleri Sempozyumu Bildiriler Kitabı II, Amasya 2017, s. 133-148 ("ile" redifi tabloları). https://isamveri.org/pdfdrg/G00226/2017/2017_NAZIKS.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






