Özgün Metin

Vezin: Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün

Temâşâ ideli çeşmüm o ḫadd u ḫâli bir laḥẓa
Ḫayâli dîde vü dilden degüldür ḫâlî bir laḥẓa
Dehânuñ cânım u zülfüñ benim ‘ömr-i dırâzumdur
Ölürem âh görmezsem o mîm ü dâlı bir laḥẓa
Cefâ ḫârında bülbül-veş göñül feryâd ider her dem
Cemâlüñ gülşenin göster ḫoş olsun ḥâli bir laḥẓa
Reh-i ‘aşḳuñda ‘uşşâḳuñ naẓar ḳıl ḥâline cânâ
Ne ḥâl ile geçer sensüz gör e aḥvâli bir laḥẓa
Cinân içinde her dâyim ḥabîbüm ḥulle geymişdür
Ḳapuñda yeg durur geymek ‘abâ vü şâlı bir laḥẓa
Bugün ḳorḳutma sen nâṣiḥ caḥîmüñ irte nârından
Kerem ḳıl başum aġrıtma ḳo ḳîl ü ḳâli bir laḥẓa
Cemâlüñ muṣḥafın ‘arż it begüm kim sa‘d-ı ekberdür
Açılsun Mihrî bed-baḫtuñ mübârek fâlı bir laḥẓa

Günümüz Türkçesiyle

1. Gözüm o yanağı ve beni bir an seyrettiğinden beri onun hayali gözümden ve gönlümden bir an bile eksik olmuyor. (Birinci mısradaki "ḫâl" ben, ikinci mısradaki "ḫâlî" boş demektir; iki kelime arasında ses oyunu vardır.)

2. Ağzın benim canım, zülfün de uzun ömrümdür; o mim ile o dali bir an görmezsem, ah, ölürüm. (Divan şiirinde küçük ve yuvarlak ağız Arap harflerinden "mim"e, kıvrık saç da "dal" harfine benzetilir.)

3. Gönül, eziyet dikeninin içinde bülbül gibi her an feryat ediyor; güzelliğinin gül bahçesini göster de bir an hâli hoş olsun.

4. Ey sevgili, aşkının yolunda âşıklarının hâline bir bak; sensiz hangi hâl ile geçtiklerini, durumlarını bir an olsun gör.

5. Sevgilim, cennetlerde her zaman hulle giyilmiştir; senin kapında bir an aba ile şal giymek daha iyidir. (Hulle, cennet ehlinin giydiği değerli elbisedir; aba ve şal ise dervişlerin kaba yün giysileridir. Âşık, sevgilinin kapısındaki yoksulluğu cennet nimetine tercih eder. Gülşen Kaya beyti, cennet giysisini sevgilinin giydiği, kapıdaki aba ve şalın ise âşığa yettiği biçiminde açıklar.)

6. Ey öğüt veren, bugün beni yarının cehennem ateşiyle korkutma; lütfet, başımı ağrıtma, dedikoduyu bir an bırak. ("Ḳîl ü ḳâl", dedi-dedi, boş söz demektir; vaiz ve nasihatçi, divan şiirinde âşığın hoşlanmadığı tiplerdendir.)

7. Beyim, güzelliğinin Mushaf'ını göster, çünkü o en büyük uğurdur; talihsiz Mihrî'nin mübarek falı bir an açılsın. (Mushaf'ı rastgele açıp çıkan âyete göre fal tutma geleneğine bakar. "Sa‘d-ı ekber", eski yıldız biliminde en uğurlu sayılan Müşteri, yani Jüpiter gezegenidir.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Gazel yedi beyittir ve aruzun hezec bahrinden "Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün" kalıbıyla, aynı tef‘ilenin dört kez tekrarıyla yazılmıştır. Redif "bir laḥẓa", yani "bir an" sözleridir; kafiye "ḫâl(i), ḫâlî, dâl(ı), ḥâl(i), aḥvâl(i), şâl(ı), ḳâl(i), fâl(ı)" kelimelerindeki "-âl" sesine dayanır. Sıtkı Nazik'in Mihrî divanındaki redifleri çıkardığı tabloda "bir lahza" redifi yalnız bu gazelde görülür. Gazel M ve Ü nüshalarında bulunur. M nüshasında beyitlerin sırası farklıdır: dördüncü beyit altıncı, beşinci beyit üçüncü, altıncı beyit beşinci sırada yer alır; birinci beyitte de "ideli" yerine "ḳılalı" okunur. Kime yazıldığına dair bir kayıt yoktur; son beyitteki "begüm" hitabı, gazelin muhatabını bir bey olarak anar.

Anlam ve Söz Sanatları

Redifteki "bir an" sözü bütün gazele yayılan bir ölçü gibidir. Âşık sevgiliyi bir an görmüş ve hayali bir an bile gönlünden çıkmamıştır; ağzı ve saçı bir an görülmezse ölecektir; sevgilinin gül bahçesi gibi yüzü bir an görünse gönlün hâli düzelecektir. Böylece kısa bir zaman ölçüsü, beklentinin büyüklüğünü anlatmak için kullanılır. Matla beytindeki "ḫâl" ve "ḫâlî" kelimeleri arasındaki ses benzerliği bir cinastır; "çeşm" ile "dîde", "dîde" ile "dil" kelimeleri de tenasüp kurar.

İkinci beyit, harf benzetmelerine dayanan bir mazmundur. Ağız mim harfine, zülüf dal harfine benzetilir; zülfün uzunluğu ile "‘ömr-i dırâz" (uzun ömür) arasında da bir ilgi kurulur. Üçüncü beyitte gül ve bülbül mazmunu kullanılmıştır. Gülşen Kaya bu beyti, sevgilinin âşığa armağanı olan cefanın divanda "ḫâr" (diken) kelimesiyle birlikte gönlü yaralamayı anlattığı örnekler arasında verir. Gönlün bülbüle, sevgilinin yüzünün gül bahçesine benzetilmesi, dikenin de cefa yerine konulması, beyti bütünüyle bir bahçe sahnesine dönüştürür.

Beşinci ve altıncı beyitler cennet ve cehennem düşüncesini aşk lehine çevirir. Âşık, cennetin hullesini sevgilinin kapısındaki derviş abasına değişmez; nasihatçinin cehennem ateşiyle korkutmasına da kulak asmaz. Kaya, beşinci beyti divandaki kumaş ve giyim eşyaları arasında ele alır ve abanın yoksulluğu, dünya nimetinden soyutlanmayı ifade ettiğini belirtir. "Bugün" ile "irte" (yarın) arasındaki karşıtlık, dünya hayatı ile ahiretin karşı karşıya getirildiği bir tezattır; "ḳîl ü ḳâl" ise vaizin sözlerini boş gürültü saymanın kısa bir yoludur.

Son beyit, gazelin en zengin tenasübünü taşır. "Muṣḥaf, ‘arż itmek, sa‘d-ı ekber, açılmak, bed-baḫt, mübârek, fâl" kelimeleri hem Kur'an falı geleneğini hem de yıldızlarla talih arasındaki eski inancı aynı beyitte birleştirir. Sevgilinin yüzünün Mushaf'a benzetilmesi divan şiirinde bilinen bir teşbihtir; burada bu yüzün görülmesi, şairin kapalı talihinin açılmasına bağlanır. "Bed-baḫt" (kötü talihli) ile "sa‘d-ı ekber" (en büyük uğur) arasındaki karşıtlık, kapanışa hafif bir tebessüm katar.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Çevrimiçi kaynaklar