Özgün Metin

Vezin: Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

Dostum geçmedi bir gün sözümüz yanuñda
Baña itdüklerüñi bulasın îmânuñda
Ha bugün cevr ü cefâñ ile beni öldüresin
Yarın elüm olur a hele girîbânuñda
Sen ciger zaḫmına her demde ṭurup ek nemegi
Ben diyem ḳomaya ḥaḳḳı var ise nânuñda
Yüzime baḳma raḳîbüñ sözi ile ḳo beni
Öleyüm çekmeyeyüm minnetini anuñ da
Mihrî dil-ḫasteyi öldürdi ġamuñ sen ṣaġ ol
Sevdügüm var saña şimden girü dermânuñ da

Günümüz Türkçesiyle

1. Dostum, bir gün olsun sözümüz senin yanında geçmedi; bana yaptıklarını imanında bulasın. ("Sözü geçmemek", birinin yanında itibar görmemek, dinlenmemektir. İkinci mısra bir beddua niteliğindedir: yaptığın haksızlıkların hesabını ahirette, imanının tartıldığı yerde veresin.)

2. Haydi, bugün eziyetin ve cefanla beni öldürüver; yarın elim senin yakanda olacak. ("Yarın" kıyamet günü, "eli yakada olmak" da hak arayıp hesap sormaktır. Âşık, öldürüldüğü takdirde ahirette sevgilinin yakasına yapışacağını söyler.)

3. Sen her an durup ciğerimin yarasına tuz ek; ben de derim ki ekmeğinde bir hakkı varsa onu bırakmasın. (Beyit iki türlü okunabilir. Tuz ile ekmek, birlikte yenilen şeyler olarak "tuz ekmek hakkı" denen dostluk borcunu hatırlatır. Sevgili yaraya tuz ektikçe aralarında bir tuz ekmek hakkı doğar; âşık bu hakkın, ekmeğinde gerçekten varsa, sevgiliyi bırakmayıp onu çarpmasını diler. Daha yumuşak bir okumayla âşık, aradaki tuz ekmek hakkının kaybolmamasını istemektedir.)

4. Rakibin sözüyle yüzüme bakma, beni bırak; ölürüm de onun minnetini çekmem.

5. Senin derdin, gönlü hasta Mihrî'yi öldürdü; sen sağ ol. Sevdiğim, bundan sonra dermanın da senin olsun. (Âşık artık sevgiliden çare beklemediğini söyler: derdin beni öldürdü, ilacını da kendine sakla.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Gazel beş beyittir ve aruzun remel bahrinden "Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Kafiye "yan, îmân, girîbân, nân, an, dermân" kelimelerindeki "-an / -ân" sesine dayanır; redif ise "-uñda" ekidir. Dördüncü ve beşinci beyitlerde redif bir ek olmaktan çıkar ve "anuñ da", "dermânuñ da" biçiminde "da" bağlacına dönüşür; aynı ses kalıbı yazılışı ve görevi değiştirerek sürer. Gazel dört nüshada bulunur. Dördüncü beyit Ü nüshasında yoktur; F nüshasında üçüncü beyitte "nânuñda" yerine "yanuñda" okunur. Kime yazıldığına dair bir kayıt yoktur.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel, divan şiirinin süslü övgü dilinden çok konuşma diline yakın bir sitemle yazılmıştır. Âşık, sevgilinin yanında sözünün geçmediğinden yakınır ve gazelin ilk iki beytinde açıkça ahiret hesabına başvurur. "Bugün" ile "yarın" arasındaki karşıtlık, dünyadaki zulüm ile ahiretteki hesabı karşı karşıya getirir. "Ha bugün", "a hele" gibi ünlem ve pekiştirme sözleri de beyitlere gündelik konuşmanın canlılığını taşır.

Üçüncü beyit, toplumda yaygın bir değere, tuz ekmek hakkına dayanır. Gülşen Kaya, divandaki inanç ve gelenekleri ele alırken bu beyti, ekmek tuz hakkının ifade edildiği ve kul hakkının kimsede kalmayacağı inancının görüldüğü örnek olarak verir. "Zaḫm" (yara) ile "nemek" (tuz) bir arada "yaraya tuz basmak" deyimini çağrıştırır; "nemek" ile "nân" (ekmek) ise "tuz ekmek hakkı" deyimini kurar. Böylece aynı tuz, bir mısrada acının, öteki mısrada dostluk borcunun simgesi olur. Beyitteki bu çift yönlü kullanım, gazelin en ustalıklı yeridir.

Dördüncü beyit, divan şiirinin üçlü kişi kadrosunu, yani âşık, sevgili ve rakibi bir arada gösterir. Âşık, sevgilinin rakibin sözüne uyarak kendisine yüz vermesini istemez; rakip aracılığıyla gelecek bir iltifatı minnet borcu sayar ve ölümü buna tercih eder. Bu beyit, âşığın gururunu koruyan sert bir tavır taşır. Son beyitte "öldürdi" ile "ṣaġ ol" arasındaki tezat dikkat çeker: âşık ölmüştür, sevgiliye ise "sağ ol" denir. Bu söz hem bir iyi dilek hem de acı bir alaydır. "Dil-ḫaste" (gönlü hasta) ile "dermân" (ilaç) arasındaki tenasüp de kapanışın nüktesini tamamlar: hasta öldükten sonra ilaç sahibine kalır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar