Özgün Metin

Vezin: Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

Dostum ḫaste-dili hecrüñ odı nice yaḳa
Aldı ‘aşḳuñ eline yaḳamı ḥâlime baḳ a
‘Ār u nâmûsı yoluñda yele virmişdi göñül
Şimdi ġarḳ itdi gözüm yaşı anı aḳa aḳa
Müdde‘î gerçi bizüm aramuza girdi velî
Yine beñzer k'o la‘în çatladısardur ṭıraḳa
Āsitânuñdan anı sürmek ile gitmedi âh
Getür e bir gün ola biz ḳoyalum anı Ḥaḳ'a
Yüzüñi görmese çıḳsun niderem iki gözüm
Gündüzin güneşe tâ kim gice bedr aya baḳa
Buña ṭaş çatlar i Mihrî ne taḥammül demidür
Ġayriyi yâr ide yârüñ seni gözden bıraḳa

Günümüz Türkçesiyle

1. Dostum, ayrılığının ateşi bu hasta gönlü nasıl da yakıyor; aşkının eline yakamı kaptırdım, hâlime bir bak. (Birinci mısradaki "yaḳa" yakmak fiilinden, ikinci mısradaki "yaḳa" ise giysinin yakasıdır; iki kelime aynı sesle farklı anlam taşır. "Yakayı ele vermek", birinin elinde çaresiz kalmaktır.)

2. Gönül, senin yolunda utanma duygusunu ve namus kaygısını yele vermişti; şimdi gözümün yaşı aka aka onu boğdu. ("Yele vermek", savurup gidermek, harcamaktır. Gönlün çoktan gözden çıkardığı ar ve namusu, şimdi gözyaşları da sel olup alıp götürmüştür.)

3. Rakip gerçi aramıza girdi ama, o lanetli yine kıskançlıktan çatlamak üzere görünüyor. ("Ṭıraḳa" kelimesi nüshalarda farklı okunur: M ve S nüshalarında "dıraḳa", F nüshasında "varaḳa" yazılıdır. Kelimenin tam anlamı belirsizdir; mısranın genel anlamı rakibin hasetten çatladığıdır.)

4. Ah, onu eşiğinden kovmakla gitmedi; haydi, bir gün gelsin de biz onu Allah'a havale edelim. (Beyit iki türlü okunabilir. Birinci mısradaki "anı" rakibi gösterir; kovulduğu hâlde sevgilinin kapısından ayrılmamıştır. İkinci mısradaki "getür e" sözü bir zamanın gelmesini dileyen bir ünlem gibi anlaşılabilir; başka bir okumada ise sevgiliye "onu getir de" diye seslenilir. Her iki durumda da âşık, rakibin hesabını Allah'a bırakmayı söyler.)

5. Yüzünü görmeyecekse iki gözüm çıksın, ne yapayım onları? Gündüz güneşe, gece dolunaya bakmak için mi?

6. Ey Mihrî, buna taş bile çatlar; şimdi sabredecek zaman mı? Sevgilin başkasını sevgili edinsin ve seni gözden çıkarsın, öyle mi? ("Gözden bırakmak", birine eskisi gibi değer vermemektir.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Gazel altı beyittir ve aruzun remel bahrinden "Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Bu gazelde ayrı bir redif kelimesi yoktur; kafiye ve redif birlikte "-aḳa" ses kümesinde toplanır: "yaḳa, baḳ a, aḳa, ṭıraḳa, Ḥaḳ'a, baḳa, bıraḳa". Kafiye kelimelerinin bir kısmı fiil ("yaḳa, baḳa, bıraḳa"), bir kısmı isim ("yaḳa, Ḥaḳ'a"), biri de ünlemle uzatılmış bir emirdir ("baḳ a"). Bu çeşitlilik, aynı sesin her beyitte başka bir görevle dönmesini sağlar. Gazel dört nüshada bulunur; nüsha farkları başlıca üçüncü beyitteki "ṭıraḳa" kelimesinde ve ikinci beyitteki "anı / beni" ayrılığındadır. Kime yazıldığına dair bir kayıt yoktur.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin konusu ayrılık ve kıskançlıktır. Âşık, ayrılık ateşinde yanmakta, aşkın elinde çaresiz kalmakta, rakibin araya girmesine dayanamamaktadır. Şiir sıkıntılı bir gönlün sesini taşır; bu ses son beyitte en yüksek noktasına varır ve âşık sabrın tükendiğini açıkça söyler.

Matla beyti bir tam cinasla kurulmuştur. Birinci mısranın sonundaki "yaḳa" (yakar) ile ikinci mısranın başındaki "yaḳa" (giysi yakası) aynı yazılır ve aynı okunur, ama anlamları farklıdır. Ateşin yakması ile yakanın ele verilmesi, âşığın hem içten yandığını hem de dışarıdan yakalandığını aynı sözle anlatır. İkinci beyitte "yele virmek" ile "ġarḳ itmek" ve "aḳa aḳa" sözleri arasında hava ve su unsurlarına dayanan bir tenasüp vardır; gönlün yele verdiği ar ve namus, sonunda gözyaşı seline kapılır. "Aḳa aḳa" ikilemesi de gözyaşının durmadan akışını sesle duyurur.

Beşinci beyit, gazelin en çok dikkat çeken beytidir. Gülşen Kaya bu beyti göz bahsinde ele alır: sevgilinin aydan ve güneşten üstün yüzünü görmeyince âşık için gözün bir değeri kalmaz; varsın iki gözü de çıksın, gündüz güneşe, gece aya bakmanın gereği yoktur. Beyit, sevgilinin yüzünü güneş ve aya üstün tutan bir mübalağadır; güneş ve ay, sevgili görülmedikten sonra bakılmaya değmeyen avuntulardır. "Gündüz" ile "gice", "güneş" ile "bedr" (dolunay) arasında karşıtlık ve tenasüp bir aradadır.

Son beyitte "ṭaş çatlar" deyimi, üçüncü beyitteki rakibin çatlamasıyla ilgi kurar: rakip hasetten çatlarken, âşığın durumuna bakan taş acıdan çatlar. Mahlas beyti bir sitemle biter; sevgilinin başkasını yâr edinip âşığı gözden çıkarması, gazelin ayrılık temasını açık bir kıskançlık sahnesine bağlar.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar