Özgün Metin

Vezin: Mef‘ûlü Mefâ‘îlü Mefâ‘îlü Fa‘ûlün

Sen ḳılmadıġuñ derdüme dermânı unutma
Ben ḥasret ile virdügüm ol cânı unutma
Ḳanlu yaşum irdükçe revânlar idüben âh
Çâk itdügüm ey dost girîbânı unutma
Dilberler ile sen güle gezdükçe ḥabîbüm
Hecrüñde olan dîdesi giryânı unutma
Luṭfuñla ‘imâret ḳılıcaḳ müdde‘î göñlin
Cevrüñle yıḳılmış dil-i vîrânı unutma
Ḳılduḳça ḥamâ’il ḳolını boynuña aġyâr
Zülfüñ gibi ben göñli perîşânı unutma
Bir kerre ḳadem baṣmaġa cânâ yüzüm üzre
‘Ahd itmiş idüñ gel berü peymânı unutma
Biñ yıl ki felek devr ide ‘âşıḳ saña cânâ
Getürmeye bir Mihrî gibi ânı unutma

Günümüz Türkçesiyle

1. Derdime getirmediğin dermanı unutma; benim senin hasretinle verdiğim o canı da unutma. (Âşık, sevgiliden kendisine yapmadığı iyiliği ve kendisinin uğrunda verdiği canı hatırlamasını ister.)

2. Ey dost, kanlı gözyaşlarım ah ile sel gibi akıp ulaştıkça yırttığım yakayı unutma. (Girîbân, gömleğin yakası, göğüs açıklığıdır. Yakayı yırtmak, dayanılmaz acının ve çaresizliğin işaretidir.)

3. Sevgilim, sen dilberlerle gülüp gezdikçe ayrılığında gözü yaşlı olanı unutma.

4. Lütfunla rakibin gönlünü şenlendirip onardığında, senin zulmünle yıkılmış viran gönlü unutma. (Müddeî, âşığın hakkına ortak çıkan rakiptir. İmar etmek ile yıkmak, lütuf ile cevir karşı karşıya konmuştur.)

5. Yabancılar (rakipler) kollarını boynuna hamail gibi doladıkça, senin saçın gibi gönlü perişan olan beni unutma. (Hamail, omuzdan çapraz asılan kılıç kayışı ya da muska kesesidir. Saçın dağınıklığı ile âşığın gönlünün darmadağınıklığı arasında benzerlik kurulur.)

6. Ey can, bir kere yüzümün üstüne ayak basmaya söz vermiştin; gel beri, o ahdi unutma. (Sevgilinin âşığın yüzüne ayak basması, âşık için büyük bir lütuf sayılır; âşık yüzünü sevgilinin ayağının altına sermeye razıdır.)

7. Ey sevgili, felek senin için bin yıl dönse de sana Mihrî gibi bir âşık getirmez; onu unutma.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Divanın yüz elli sekizinci gazeli yedi beyittir ve aruzun hezec bahrinden "Mef‘ûlü Mefâ‘îlü Mefâ‘îlü Fa‘ûlün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "unutma", kafiye "dermânı, cânı, girîbânı, giryânı, vîrânı, perîşânı, peymânı, ânı" sözlerindeki "-ânı" sesidir. Mahlas son beyittedir. Şiir yalnız İstanbul Üniversitesi (Ü) nüshasında bulunur. Sıtkı Nazik'in Mihrî divanındaki redifleri gösteren tablosunda "unutma" redifi yalnız bu gazelde geçer. Kime yazıldığına dair bir kayıt yoktur.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin bütün beyitleri aynı istek etrafında döner: âşık, sevgiliden kendisini ve kendisi uğruna yaşadıklarını unutmamasını ister. Redifin emir kipi, şiire bir yalvarışla bir sitem arasında duran bir ton verir. Âşık her beyitte unutulmamasını istediği bir şeyi sayar: verilmeyen derman, verilen can, yırtılan yaka, yaşlı göz, yıkılmış gönül, dağınık saç gibi perişan bir yürek, verilmiş bir söz ve sonunda Mihrî'nin kendisi.

Birinci beyitte "derd" ile "dermân", "ḳılmadıġuñ" ile "virdügüm" karşı karşıya konur; sevgilinin yapmadığı ile âşığın yaptığı arasındaki dengesizlik böylece daha ilk beyitte ortaya çıkar. İkinci beyit, gözyaşının kana dönüşüp akmasıyla yakanın yırtılmasını bir arada verir. Gülşen Kaya, divanda yakanın genellikle âşığa ait ve acı yüzünden parçalanmış olarak hayal edildiğini bu beyitle örnekler.

Üçüncü beyit, Kaya'nın özellikle üzerinde durduğu beyittir. Sevgili başka güzellerle gülerek gezerken âşık ayrılık içinde ağlamaktadır. Kaya, âşığın gözünün kanlı yaşlarla dolu olduğu için "dîdesi giryân" diye anıldığını belirttikten sonra bu beyitte Mihrî Hatun'un bir kadın olarak sesinin duyulduğunu kaydeder. Dördüncü beyitte lütuf ile cevir, imar ile yıkım arasında kurulan karşıtlık bir tezat örneğidir; rakibin gönlü sevgilinin lütfuyla şenlenirken âşığın gönlü onun zulmüyle harabeye dönmüştür.

Beşinci beyitte "ḥamâ’il" benzetmesi dikkat çeker: rakibin kolu sevgilinin boynuna, omuzdan çapraz asılan bir kayış gibi dolanmıştır. Kaya bu beyti, sevgilinin saçının da âşığın gönlü gibi darmadağınık olarak düşünüldüğü örnekler arasında gösterir. Zülüf ile perişan gönül arasındaki benzetme, rakibin sarılışıyla âşığın dağınıklığını yan yana getirir. Altıncı beyitte âşık, sevgilinin bir zamanlar verdiği sözü hatırlatır. "‘Ahd" ile "peymân" aynı anlama gelen iki sözdür ve beyitte birbirini pekiştirir.

Son beyit, gazelin en güçlü iddiasını taşır: felek bin yıl dönse de Mihrî gibi bir âşık yetiştiremez. Sabiha Gemici, Mihrî'nin kimi beyitlerde kendini tekrar ettiğini gösterirken bu mısrayı yüz altmış ikinci gazeldeki "Biñ yıl ki felek devr ide devrânlar içinde" mısraıyla yan yana koyar. İki beyitte de aynı kalıp kullanılır; ancak orada felek benzersiz olarak sevgiliyi getiremez, burada ise âşığı. Bu yer değiştirme, Mihrî'nin âşık olarak kendine verdiği değeri gösterir.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Çevrimiçi kaynaklar