Özgün Metin
Vezin: Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün
Āşinâlar ṣaġlıġ ile eylesün seyrânlar
Ṭurduġınca bu cihân geldükçe bu devrânlar
Dûr düşdüñ çünki ey dil bülbüli gülzârdan
Gitdi güller biz ḳılalum nâle vü efġânlar
Pister-i nesrînde ârâm eylesün ḫoş dostlar
Cismimüze pûreler ursun bizüm dendânlar
Yisün içsün ḫoş bular yaylaḳlarda dem-be-dem
Yuṭalum biz ġam evinde kâse kâse ḳanlar
Ḳaldısa cismüñ bu şehrüñ issisinde çâre ne
Pes mekânıdur ġarîb olanlaruñ külḫânlar
Yoḳ durur Mihrî bugün da‘vîye ma‘nî gösterür
Vâz gel hercâyilerdür şimdiki yârânlar
Günümüz Türkçesiyle
1. Bu dünya durdukça, zamanlar dönüp geldikçe tanıdıklar sağlıkla gezip eğlensinler. ("Seyrân", kırda gezinti ve eğlencedir. "Devrân" zamanın dönüşü, talih demektir.)
2. Ey gönül bülbülü, madem gül bahçesinden uzak düştün; güller gitti, bize de inleyip ağlamak düştü. (F nüshasında "bülbüli" yerine "bülbül-i" okunur.)
3. Hoş dostlar yaban gülü döşeklerde rahat etsinler; bizim bedenimize de pireler dişlerini geçirsin. ("Pister-i nesrîn", yaban gülü yapraklarından döşek, yani en rahat yataktır. M nüshasında "pûreler" yerine "mûreler", yani karıncalar okunur.)
4. Bunlar yaylalarda durmadan hoşça yiyip içsinler; biz de gam evinde kâse kâse kan yutalım. (Kan yutmak, büyük acı çekmek demektir.)
5. Bedenin bu şehrin sıcağında kaldıysa ne çare; zaten gariplerin, kimsesizlerin yeri külhanlardır. ("Külḫân", hamamın altındaki ocak yeridir.)
6. Mihrî, bugün iddiasını anlamla, yani gerçek bir davranışla gösteren kimse yok; vazgeç, şimdiki dostlar vefasız, her yere konan kimselerdir. ("Hercâyî", her yerde görünen, kimseye bağlanmayan demektir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
On dokuzuncu gazel altı beyittir ve "Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün" vezniyle yazılmıştır. Kafiye "-ân" sesi, redif ise çokluk eki "-lar"dır (seyrânlar, devrânlar, efġânlar, dendânlar, ḳanlar, külḫânlar, yârânlar). Redifin son harfi râ olduğundan şiir neşirde "Ḥarfü'r-Râ" bölümündedir. Dört nüshada da bulunur (F 42b, M 59b, S 44b, Ü 31b). Nüsha farkları çoğunlukla imla farklarıdır: "Ṭurduġınca/Durduġınca", "Pister/Bister", "Yuṭalum/Yudalum". Üçüncü beyitteki "pûreler" (pireler) kelimesi M nüshasında "mûreler" (karıncalar), F ve S'de "bûreler" diye yazılmıştır. Kime yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel, alışılmış bir sevgili gazelinden çok, dostlardan ayrı düşmüş birinin yakınmasıdır. Şiir iki grup arasındaki karşıtlık üzerine kurulur: bir yanda "âşinâlar", "ḫoş dostlar" ve "bular" diye anılan, sağlıkla gezen, gül yapraklarından döşeklerde yatan, yaylalarda yiyip içen kimseler; öbür yanda "biz", yani gam evinde kan yutan, pirelerin ısırdığı, şehrin sıcağında kalan âşık. Birinci, üçüncü ve dördüncü beyitlerde ilk mısra dostlar için iyi dileklerle, ikinci mısra şairin kendi hâliyle kurulur; bu düzenli karşıtlık beyitlere acı bir alay tonu verir. Dostlar için söylenen "eylesün", "ârâm eylesün", "yisün içsün" dilekleri, gerçekte terk edilmiş olmanın sitemidir.
Üçüncü beyitte "pister-i nesrîn" (yaban gülü döşek) ile "pûre" (pire) karşı karşıya konmuştur. Gülşen Kaya, divanda yalnız birer beyitle anılan sinek ve pireden söz ederken bu beyti örnek gösterir: pire, insana verdiği rahatsızlık ve ısırması yönüyle ele alınmıştır. Gül döşek ile pireli yatak arasındaki bu tezat, divan şiirinin süslü dünyasına gündelik hayattan sert bir ayrıntı katar. Dördüncü beyitte "yisün içsün" ile "yuṭalum" fiilleri, yayla sofrası ile "kâse kâse ḳanlar" arasında benzer bir karşıtlık kurar; kâse, yiyip içme ile kan yutma arasında köprü olan kelimedir.
Beşinci beyit gazelin en dikkat çekici beytidir. Kaya, divanda yaz mevsiminin pek az anıldığını ve sıcaklığıyla söz konusu edildiğini belirtir; Mihrî bu beyitte şehrin sıcağından söz eder ve ondan yakınır. "Garîb" (yurdundan uzak, kimsesiz) ile "külḫân" (hamam ocağı) arasında tenasüp vardır; şehir sıcağında kalmış birinin yerini külhan olarak göstermesi, sıcaklık imgesini en uç noktasına götürür. Son beyitte şair kendine seslenir: bugün sözünü davranışıyla doğrulayan kimse kalmamıştır ve şimdiki dostlar hercâyîdir. Kaya, "hercâyî" kelimesinin divanda sevgili için, âşık dışında herkese yüz verdiği için kullanıldığını kaydeder ve bu beyti örnek gösterir. Burada kelime sevgiliden çok "yârânlar"a, yani dost çevresine yöneltilmiştir.
Gazelin ikinci beyti şiirin geri kalanına bir anahtar verir. "Gönül bülbülü" gül bahçesinden uzak düşmüştür ve güller gitmiştir. Gül mevsiminin geçmesi, bahar eğlencelerinin bitip yaz sıcağının gelmesine de karşılık gelir: dostlar yaylaya çıkmış, şair şehirde kalmıştır. Beyitler bu yüzden mevsim, mekân ve dostluk üzerinden birbirine bağlanır.
Yayla ve Şehir
Gazelde yaylaların ve şehrin adı geçmez; hangi şehrin sıcağından yakınıldığı bilinmemektedir. Ancak Mihrî divanında yayla, başka bir şiirde açıkça övülür. Divandaki dördüncü murabba, "Ne ḫoş yaylaḳ imiş bu şehr-i Lâdiḳ" nakaratıyla o dönemde Amasya'ya bağlı küçük bir kasaba olan Lâdik'i anlatan 25 bentlik bir methiyedir. Avni Erdemir, Mihrî'nin, Şehzade Ahmed'in nişancısı Münîrî'nin ve Lâdikli Mûsâ Medhî'nin üçünün de Lâdik için methiye yazdığını, Münîrî'nin Şehzade Ahmed'le Lâdik'e yaptığı yolculuğu anlattığını belirtir. Bu şiirler, Lâdik'in o dönemde Amasya'daki şehzade sarayı çevresinde yetişen şairlerce bir yayla olarak övüldüğünü gösterir. Bu gazelin aynı çevrede ya da aynı yaz göçüne bakılarak yazıldığına dair bir kayıt yoktur; iki şiir arasındaki bağ yalnızca konu benzerliğinden ibarettir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 60-61, Gazel 19 (F 42b, M 59b, S 44b, Ü 31b) ve nüsha farkları dipnotları; s. 166-169, Murabba‘ 4. ekitap.ktb.gov.tr
Akademik çalışmalar
- Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010 (mevsimler, hayvanlar ve sevgili tipleri bölümleri). openaccess.firat.edu.tr
- Avni Erdemir, "Aynı Edebî Muhit İçinde Üç Şair: Mihrî Hatun, Münîrî, Mûsâ Medhî ve Lâdik Methiyeleri", Turkish Studies 13/28 (2018), s. 341-379, doi:10.7827/TurkishStudies.14205.
Çevrimiçi kaynaklar






