Özgün Metin
Vezin: Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün
Ġamı deryâya ṣalup ḫurrem olalum gemide
Bâḳi ḳalmaz çü cihân ḫoş görelüm bu demi de
N'ola çekdiyse gözüm yaşları deryâya beni
Ġarḳa virmişdi gözüm zevraḳın evvel nemi de
Rûzgâruñ elemiyle nice bir aġlayavuz
Rûzgâr ilte kenâra bulavuz hem-demi de
Açalum ‘aşḳ hevâsıyla bu dil yelkenini
Çekelüm lenger-i hicrânı ḳoyalum ġamı da
‘Āşıḳa dirler idi ṣabr gerek yâ ḫo sefer
Bu kelâm ḥaḳḳı budur gerçek imiş âdemîde
İtdi gerçi ki felek Mihrî vaṭandan seni dûr
Ġurbetüñ ḫoşça imiş ḫayli dile ‘âlemi de
Dil-i mecrûḥuña ġam çekme ki bir gün dem ola
Bulasın ġurbet elinde aña sen merhemi de
Günümüz Türkçesiyle
1. Gamı denize atıp gemide sevinçli olalım; dünya kalıcı olmadığına göre bu anı da hoş görelim, tadını çıkaralım. (Ḫurrem, sevinçli, şen demektir.)
2. Gözyaşlarım beni denize sürüklediyse buna şaşmamalı; gözümün nemi, yani yaşı, daha önce de göz kayığını batırmıştı. (Zevrak, küçük kayıktır. Yaşla dolu göz, gözyaşı denizinde batan bir kayığa benzetilir.)
3. Rüzgârın, yani zamanenin acısıyla daha ne kadar ağlayalım? Rüzgâr bizi kıyıya ulaştırsa da bir dert ortağı bulsak. (Rûzgâr hem "rüzgâr, yel" hem de "zaman, dünya, talih" anlamına gelir; beyitte iki anlam birlikte kullanılmıştır. Hem-dem, can yoldaşıdır.)
4. Aşk havasıyla bu gönül yelkenini açalım; ayrılığın demirini çekelim, gamı da geride bırakalım. (Lenger, geminin demiridir. Demir almak, yola çıkmak demektir. "Hevâ" hem hava, rüzgâr hem de istek, sevda anlamındadır.)
5. Âşığa "ya sabır gerek ya sefer" derlerdi; bu sözün doğrusu buymuş, insan için gerçekten böyleymiş. (Sefer, yolculuk demektir. Söz, âşığın ya acısına katlanması ya da çekip gitmesi gerektiğini anlatır. İkinci mısra şöyle de anlaşılabilir: "Bu söz gerçekten doğruymuş, insanoğlunda böyle bir hâl varmış.")
6. Ey Mihrî, felek gerçi seni vatandan uzaklaştırdı, ama gurbetin âlemi de gönle hayli hoş geliyormuş. (Mehmet Arslan ikinci mısrayı "bazı gönüllere gurbetin âlemi hoşça gelebilir" diye de anlamlandırır.)
7. Yaralı gönlün için gam çekme; bir gün gelir, gurbet elinde ona merhem de bulursun.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Divanın yüz altmış birinci gazeli yedi beyittir ve aruzun remel bahrinden "Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "de" (da), kafiye "demi, nemi, hem-demi, âdemî, ‘âlemi, merhemi" sözlerindeki "-emi" sesidir. Dördüncü beyitteki "ġamı da" bu sese tam uymaz; neşirde bu biçimde okunmuştur. Mahlas, gazellerde alışılandan farklı olarak altıncı beyitte yer alır ve son beyit şairin kendine söylediği bir teselli olarak mahlastan sonra gelir. Gazel yalnız İstanbul Üniversitesi (Ü) nüshasında bulunur.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin bütünü bir deniz yolculuğu tablosu üzerine kurulmuştur. Mehmet Arslan, şiirde geçen "deryâ, deryâya salmak, gemi, garka vermek, zevrak, nem, rüzgâr, kenâr, kenâra iletmek, hevâ, yelken, yelken açmak, lenger, hicran, sefer, vatan, gurbet, vatandan dûr olmak" sözlerini sıralar ve bunların gurbete çıkıp yolculuğunu gemiyle yapan bir âşığın ruh hâlini anlattığını söyler. Bu sözler arasında sıkı bir tenasüp vardır ve şiir, deniz sözlerini âşığın iç dünyasına uygulayarak ilerler.
İkinci beyitte göz, gözyaşı denizinde batan bir kayıktır. Gülşen Kaya bu beyti, divanda gözün gözyaşı deryasında boğulan bir kayık olarak düşünüldüğü ve böylece âşığın ne kadar çok ağladığının anlatıldığı örnek olarak verir. Beyitte bir hüsn-i ta‘lil de vardır: şair, kendisini denize sürükleyen şeyin gözyaşları olduğunu söyleyerek yolculuğa şiirsel bir sebep bulur. Üçüncü beyitte "rûzgâr" kelimesi iki kez ve iki ayrı anlamla kullanılır. İlkinde talih ve zamaneyi, ikincisinde gemiyi kıyıya iten yeli hatırlatır.
Dördüncü beyit, gazelin en çok anılan beytidir. Kaya, hicranın âşığın yol almasını engelleyen bir lenger, yani gemi demiri olarak anıldığını bu beyitle gösterir; aynı beyti gönlün bir gemiye benzetilip aşk havasıyla yelkenini açtığı örnek olarak da verir. Ayrılık demirini çekip gamı bırakmak, şiirin başındaki "gamı denize atmak" fikrini tamamlar.
Beşinci beyit, Arslan'ın da belirttiği gibi bugün "ya tahammül ya sefer" biçiminde de söylenen eski bir söze dayanır. Sabiha Gemici, kendi okumasında mısrayı "sabr gerek yâhûd sefer" diye verir ve aynı sözün Mihrî'nin yüz doksan ikinci gazelinde "Didiler lâzım durur ‘uşşâḳa ṣabr u yâ sefer" biçiminde tekrar edildiğini gösterir. O gazelde de şair, sabır yerine "terk-i diyâr", yani yurdu bırakmayı seçer. Son iki beyitte ise gurbet, acının yanında bir teselli ve iyileşme ihtimali olarak da görünür.
Tarihî Bağlam
Mehmet Arslan, bu gazeli Mihrî Hatun'un bir süre İstanbul'da bulunmuş olabileceği ihtimaline bağlar. Ona göre beşinci beyitteki "ya sabır ya sefer" sözü ve öteki beyitlerdeki ipuçları, şairin gemiyle bir yolculuk yaptığını, vatanından ayrılıp gurbete çıktığını gösteren deliller olarak değerlendirilebilir; bu gurbet eli de büyük ihtimalle İstanbul'dur. Arslan, altıncı ve yedinci beyitlerdeki ifadeleri Mihrî'nin belki bir aşk acısı yüzünden vatanını bırakıp gurbete çıktığının ve orada teselli bulmayı umduğunun göstergesi olarak görür.
Arslan bu ihtimali başka ipuçlarıyla birlikte ele alır. Mihrî'nin yüz yetmiş altıncı gazelinin makta beytinde ömrünün Amasya'da geçmesine hayıflanıp İstanbul'u anması, Mehmed Zihnî Efendi'nin Meşâhîrü'n-Nisâ'da ondan "İstanbul edîbelerinden olan Mihrî" diye söz etmesi ve Zâtî'nin Letâ’if'inde "Amâsiyyelü bir şâ‘ire var idi, Mihrî Hâtûn dirlerdi, İstanbul'da olurdı" kaydı bu ipuçlarıdır. Ancak Arslan, Mihrî'nin İstanbul'a gidip gitmediğinin kendisi tarafından da kesinliğe kavuşturulamadığını açıkça belirtir ve gitmişse bile Amasya'ya döndüğünü, çünkü bütün önemli kaynakların onun Amasya'da öldüğünü ve orada gömüldüğünü söylediğini ekler.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 135, Gazel 161; giriş s. 7-9 (gazelin gurbet ve gemi yolculuğu açısından yorumu, İstanbul ihtimali). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/58679,mihri-hatun-divanipdf.pdf
Akademik çalışmalar
- Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010, s. 215 (gönül gemisi ve yelken), s. 223 (göz kayığı), s. 236 (hicran lengeri). https://openaccess.firat.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11508/16520/253984.pdf?sequence=1
- Sabiha Gemici, Mihrî Hatun Divanı: Karşılaştırmalı Metin, Cümle Yapısı ve Cümle Türleri, doktora tezi, Uludağ Üniversitesi, Balıkesir 1990, s. 31 (Gemici'de 164. gazel; "sabr ya sefer" sözünün tekrarı). https://archive.org/details/MihriHatunDivann
Çevrimiçi kaynaklar






