Özgün Metin
Vezin: Mef‘ûlü Fâ‘ilâtü Mefâ‘îlü Fâ‘ilün
Ġam gicesinde geçdi günüm âh u vâh ile
Bir dem muṣâḥib olmadum ol yüzi mâh ile
Cürmüm nedür ḳatuñda senüñ bir gün ey felek
Kim hem-ser itmedüñ beni zülfi siyâh ile
Ḥecrüñ ġamında dil ne çeker şimdi dostum
Bir ben bilürem ancaḳ anı bir İlâh ile
Sen bî-vefâ firâḳıla cân irdi ḥulḳuma
Cânâ yoluñda çıḳsa gerek bir gün âh ile
Ṣûfî ḳatuñda ḫûbları sevmek günâh ise
Sen fâriġ ol ḳo ben yanayın ol günâh ile
Hey ġâfil olma ġamzelerinden güzellerüñ
Biñ şeyḫi yoldan eylediler bir nigâh ile
Mihrî Necâtî şi‘rine dirsin naẓîre lîk
Sen bir gedâ vü müflis o bir pâdişâh ile
Günümüz Türkçesiyle
1. Gam gecesinde günüm ah ve feryatla geçti; o ay yüzlü sevgiliyle bir an bile sohbet edemedim. (Muṣâḥib, birlikte oturup sohbet eden yakın arkadaştır. "Gece" ile "gün" ve sevgilinin ay yüzü bir arada düşünülmüştür.)
2. Ey felek, senin katında benim suçum ne ki beni bir gün olsun siyah saçlı sevgiliyle baş başa getirmedin? (Hem-ser, eş, baş başa olan demektir; "ser" baş anlamına geldiği için saçla birlikte anılır. F nüshası "zülf-i siyâh", yani siyah zülüf okur.)
3. Dostum, senin ayrılığının gamıyla gönlün şimdi neler çektiğini bir ben bilirim, bir de Allah. (M nüshası "Hecrüñ" yerine "Zülfüñ" okur: "zülfünün gamıyla".)
4. Ey vefasız, senin ayrılığınla can boğazıma geldi; ey sevgili, bir gün senin yolunda bir ah ile çıkıp gidecek gibi. (Canın boğaza gelmesi, ölümün yaklaşması demektir.)
5. Ey sofu, senin gözünde güzelleri sevmek günahsa sen bundan uzak dur; bırak ben o günahla yanayım. ("Yanmak" burada hem aşk ateşiyle yanmayı hem de günahın cezası olarak yanmayı düşündürür.)
6. Hey, güzellerin süzgün bakışlarından gafil olma; onlar bin şeyhi bir bakışla yoldan çıkardılar. (Ġamze, sevgilinin yan bakışı, göz süzüşüdür. M nüshası ikinci mısrada "eylediler" yerine "ayıralar" okur.)
7. Mihrî, Necâtî'nin şiirine nazire söylüyorsun ama sen yoksul bir dilencisin, o ise bir padişah. (Nazire, bir şairin başka bir şairin şiirine aynı vezin, kafiye ve redifle söylediği karşılık şiirdir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Divanın yüz altmışıncı gazeli yedi beyittir ve aruzun muzâri bahrinden "Mef‘ûlü Fâ‘ilâtü Mefâ‘îlü Fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "ile", kafiye "vâh, mâh, siyâh, İlâh, âh, günâh, nigâh, pâdişâh" sözlerindeki "-âh" sesidir. Mahlas son beyittedir ve aynı beyitte Necâtî'nin adı da geçer. Gazel dört nüshanın dördünde de (F, M, S, Ü) bulunur; bu da şiirin divanın çok okunan parçalarından biri olduğunu düşündürür.
Anlam ve Söz Sanatları
İlk beyit, gece ile gün arasındaki karşıtlıkla kurulmuştur. Âşığın "günü" bir "gam gecesinde" geçmiştir; yani ayrılık onun gündüzünü de geceye çevirmiştir. Gülşen Kaya, divanda gamın gönle verdiği sıkıntı ve kasvet yüzünden gece olarak anıldığını bu beyitle örnekler. Mısranın sonunda sevgilinin ay yüzlü olarak anılması da geceyle uyumludur; âşık gecesini geçirmiş ama ayı görememiştir.
İkinci beyitte âşık feleğe sitem eder. Kaya, saçın karalığı ile bahtın karalığı arasında ilgi kurulan beyitler arasında bunu da sayar. "Hem-ser" sözündeki "ser" (baş) ile "zülf" arasındaki yakınlık, sevgiliyle baş başa olma isteğini saçla birlikte düşündürür. Üçüncü ve dördüncü beyitler ayrılığın verdiği acıyı ölüme kadar götürür; can boğaza gelmiştir ve bir ah ile çıkıp gidecektir.
Beşinci ve altıncı beyitler, aşkı kınayan sofu ve şeyh tiplerine yönelir. Âşık, sofuya güzelleri sevmenin günah olduğunu kabul etmiş gibi görünür, ama bu "günah" ile yanmayı seçer. Altıncı beyitte ise güzellerin bir bakışının bin şeyhi yoldan çıkardığı söylenir. "Bin" ile "bir" arasındaki karşıtlık, güzelliğin gücünü abartılı bir dille anlatır.
Tarihî Bağlam
Gazelin tarihî önemi son beyitten gelir. Mihrî burada kendi şiirini Necâtî'ye nazire olarak anar. Metin Hakverdioğlu, Mihrî'nin Necâtî'ye yazdığı nazireleri karşılaştırdığı çalışmasında bu gazeli Necâtî'nin "Aġla gözüm firâḳ ile derd ile âh ile / Kim yılduzuñ barışmadı gün yüzlü mâh ile" matlaıyla başlayan gazeliyle yan yana verir. İki şiir aynı vezin, redif ve kafiyededir; Mihrî'nin matlaı da Necâtî'ninki gibi "mâh ile" ile kapanır. Necâtî'nin gazelinde "günâh ile", "nigâh ile" ve "pâdişâh ile" kafiyeleri de geçer. Mihrî'nin son beyitte Necâtî'yi "pâdişâh" diye anması, bu bakımdan ustanın kendi kafiye sözüyle ona saygı göstermek gibidir.
Gülşen Kaya, Necâtî'nin Mihrî divanında en çok anılan şair olduğunu, Mihrî'nin divanında onu üç yerde (kırk altıncı ve yüz altmışıncı gazellerde ve tahmiste) andığını belirtir ve bu beyitte Mihrî'nin Necâtî'nin şiirine duyduğu saygıyı dile getirdiğini söyler. Sabiha Gemici de beyti, Mihrî'nin sanatkârlıkta Necâtî'ye yetişemediğini ve ondan aşağı olduğunu kabul ettiği yer olarak okur ve Nihad Sami Banarlı'nın Mihrî'nin Necâtî'ye yetişme ya da onunla yarışma iddiasının ciddiye alınamayacağı yolundaki sözünü aktarır. Hakverdioğlu ise beyti başka bir yönden yorumlar: Necâtî İstanbul'da itibar görmüş bir şairken Mihrî'nin Amasya'nın kapalı bir çevresinde ancak bu kadar başarılı olabileceğini söyler.
Beyit, Mihrî ile Necâtî arasındaki ilişkiye dair tezkire rivayetleriyle birlikte de okunmuştur. Latîfî'ye göre Necâtî, "Ey benüm şi‘rüme naẓîre diyen" diye başlayan ve kendisine nazire söyleyen bir şairi azarlayan kıtasını Mihrî için yazmıştır. Enes İlhan, bir Necâtî Dîvânı nüshasında bu kıtanın Revânî'ye yazıldığını gösteren bir kayıt bularak rivayeti sorgular ve bu beyti de tartışmasına katar. İlhan'a göre Mihrî bu beyitte Necâtî'nin şairliğini teslim ederek kendini âciz gösterir; bu tevazu, Necâtî'nin onu eleştiren bir kıta yazmış olması ve Mihrî'nin buna cevap vermemesiyle bağdaşmaz. İlhan, kadın şairlerin kendilerini âciz göstermesini kabul görme çabasına bağlayan görüşleri de aktarır, ancak Mihrî'nin başka şiirlerinde gösterdiği özgüveni hatırlatarak bu açıklamanın onun için yeterli olmadığını düşünür.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 134-135, Gazel 160. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/58679,mihri-hatun-divanipdf.pdf
- Latîfî, Tezkiretü'ş-Şu‘arâ ve Tabsıratü'n-Nuzamâ, hzl. Rıdvan Canım, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı e-kitap, 2018, s. 496-498 (Mihrî maddesi). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/60327,latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzamapdf.pdf
Akademik çalışmalar
- Metin Hakverdioğlu, "Mihrî Hâtun'un Necâtî Bey'in Şiirlerine Nazîreleri", Turkish Studies 4/2 (Kış 2009), s. 522-551 (Necâtî ile karşılaştırma s. 524-525; Necâtî CDLIII / Mihrî CLXIII, yazarın kendi edisyonundaki numarayla, s. 546-547), doi:10.7827/TurkishStudies.638.
- Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010, s. 65-66 (Necâtî), s. 147 (zülf ve baht), s. 270 (gam gecesi). https://openaccess.firat.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11508/16520/253984.pdf?sequence=1
- Sabiha Gemici, Mihrî Hatun Divanı: Karşılaştırmalı Metin, Cümle Yapısı ve Cümle Türleri, doktora tezi, Uludağ Üniversitesi, Balıkesir 1990, s. 31-32 (Gemici'de 163. gazel). https://archive.org/details/MihriHatunDivann
- Enes İlhan, "Mihrî Hâtun mu Revânî mi? 'Ey Benüm Şiirüme Nazire Diyen' Kim?", Hikmet-Akademik Edebiyat Dergisi 10/20 (2024), s. 148-170. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/3697235
Çevrimiçi kaynaklar
- https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/58679
- https://dx.doi.org/10.7827/TurkishStudies.638
- https://openaccess.firat.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11508/16520/253984.pdf?sequence=1
- https://archive.org/details/MihriHatunDivann
- https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/3697235
- https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/60327






