Özgün Metin

Vezin: Mef‘ûlü Mefâ‘îlü Mefâ‘îlü Fa‘ûlün

Ḳaddüñ gibi yoḳ serv-i ḫırâmânlar içinde
Ḫaddüñ gibi yoḳ berg-i gülistânlar içinde
Getürmeye sen mâh gibi rûy-ı cihânda
Biñ yıl ki felek devr ide devrânlar içinde
Gördi çü gözüm ḳâmet-i dil-cûyuñı cânâ
El-minnetü lillâh yine bustânlar içinde
Çün ḥoḳḳa dehânuñ ṣanemâ ḳılsa tebessüm
Rûşen görinür lü’lü ü mercânlar içinde
La‘lüñ n'ola ger teşnelere virse ḥayâtı
Biñ dürlü nihân çeşme-i ḥayvânlar içinde
Ḫaddüñ gibi gül bitmedi bir bâġ-ı cihânda
La‘lüñ gibi yoḳ la‘l-i Bedaḫşânlar içinde
‘Uşşâḳlaruñ cem‘ idicek defter-i ‘aşḳa
Evvel yazalar Mihr'ola dîvânlar içinde

Günümüz Türkçesiyle

1. Salınarak yürüyen selviler arasında senin boyun gibisi yok; gül bahçesinin yaprakları arasında senin yanağın gibisi yok. (Serv-i ḫırâmân, salınan selvidir; uzun ve düzgün boy selviye, al yanak gül yaprağına benzetilir.)

2. Felek bin yıl devirler boyunca dönse de dünyanın yüzüne senin gibi ay yüzlü birini getiremez. (F ve M nüshaları "cihânda" yerine "cihâna" okur.)

3. Ey can, gözüm senin gönül okşayan boyunu görünce, Allah'a şükür, yine bahçeler içindeymiş gibi oldum. (El-minnetü lillâh, "minnet Allah'adır, şükür Allah'a" demektir. Sevgilinin boyunu görmek, âşığa bir bahçeyi seyretmek kadar ferahlık verir.)

4. Ey put gibi güzel, hokka gibi küçük ağzın gülümseyince inciler ve mercanlar arasından apaçık parlar. (Ṣanem, put demektir; güzelliği yüzünden tapılacak kadar güzel sevgili için kullanılır. Küçük ağız hokkaya, dişler inciye, dudaklar mercana benzetilir. Ü nüshası "lü’lü-i" okur.)

5. Dudağın susuzlara hayat verse buna şaşmamalı; çünkü onda bin türlü gizli âb-ı hayat çeşmesi vardır. (La‘l, kırmızı değerli taştır ve dudak yerine kullanılır. Çeşme-i ḥayvân, içene ölümsüzlük verdiğine inanılan hayat suyunun kaynağıdır.)

6. Dünya bahçesinde senin yanağın gibi bir gül bitmedi; Bedahşan lalleri arasında senin dudağın gibi bir lal yoktur. (Bedahşan, değerli kırmızı taşlarıyla ünlü bir bölgedir.)

7. Âşıkları aşk defterine topladıklarında, divanlar içinde ilk önce Mihrî'yi yazsınlar. ("Mihr'ola", "Mihrî ola" demektir. Dîvân hem kayıt defteri, kurul hem de şiir divanı anlamına geldiği için beyit, Mihrî'nin şair olarak da ilk sırada anılma isteğini düşündürebilir.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Divanın yüz altmış ikinci gazeli yedi beyittir ve aruzun hezec bahrinden "Mef‘ûlü Mefâ‘îlü Mefâ‘îlü Fa‘ûlün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "içinde", kafiye "ḫırâmânlar, gülistânlar, devrânlar, bustânlar, mercânlar, ḥayvânlar, Bedaḫşânlar, dîvânlar" sözlerindeki "-ânlar" sesidir. Mahlas son beyittedir. Gazel dört nüshanın dördünde de (F, M, S, Ü) bulunur. Kime yazıldığına dair bir kayıt yoktur.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel, baştan sona sevgilinin güzelliğini anlatan bir övgü şiiridir. Âşığın acısından çok sevgilinin boyu, yanağı, ağzı, dişleri ve dudağı üzerinde durulur. Birinci beyitteki iki mısra aynı kalıpla kurulmuştur: "Ḳaddüñ gibi yoḳ" ile "Ḫaddüñ gibi yoḳ" arasındaki ses benzerliği (kadd ve hadd) bir cinas oluşturur ve iki mısranın birbirine paralel yapısı beyte ahenk verir. Altıncı beyit aynı kalıbı tekrar eder: "Ḫaddüñ gibi gül bitmedi" ile "La‘lüñ gibi yoḳ la‘l". Bu tekrar, gazelin bir övgü listesi gibi ilerlemesini sağlar.

İkinci beyitte feleğin bin yıl dönse de sevgilinin bir benzerini getiremeyeceği söylenir. Gülşen Kaya, iç içe geçmiş ve sürekli dönen felekler inancının divanda sıkça işlendiğini anlatırken bu beyti örnek gösterir. Sabiha Gemici ise Mihrî'nin kendini tekrar ettiği yerleri sıralarken bu mısrayı yüz elli sekizinci gazelin son beytiyle yan yana koyar. Orada felek bin yıl dönse de "bir Mihrî gibi" âşık getiremez; burada getiremediği şey sevgilinin ay yüzüdür.

Dördüncü beyitte ağız hokkaya, dişler inciye, dudaklar mercana benzetilmiş; tebessümle hokkanın kapağı açılıp içindeki mücevherler görünür olmuştur. Kaya, divanda dudakların "hokka-i yâkut" olarak anıldığını ve dişlerin hokka içindeki mücevherlere benzetildiğini belirtir. Beşinci beyitte dudak, susuz âşıklara hayat veren âb-ı hayat kaynağıdır; Kaya bu beyti, âşığın sevgilinin hayat suyu olan dudağına susamışlığını anlatan örnekler arasında sayar. Altıncı beyitte "la‘l" sözü hem dudak hem de Bedahşan'ın kırmızı taşı anlamında kullanılır; Kaya, dudağın öyle kırmızı ve değerli bir lal olduğunu, Bedahşan yakutunun bile bu güzelliğe erişemeyeceğini bu beyitle örnekler.

Son beyit, gazelin sevgiliye yönelen övgüsünü şairin kendisine çevirir. Kaya, Mihrî'nin âşıklar arasındaki yerinin özel olduğunu söylediği ve aşk defterinde ilk sırada anılması gerektiğini dile getirdiği beyitlerden biri olarak bunu gösterir. "Defter" ile "dîvân" sözleri birbirini tamamlar; âşıkların adlarının toplandığı defter, aynı zamanda bir şairin şiirlerini topladığı divanı da hatırlatır.

Aynı Zeminde Yazılmış Şiirler

Sıtkı Nazik, Mihrî Hatun ile Amasyalı çağdaşı Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi'nin aynı redif ve kafiyeyi kullandığı şiirleri karşılaştırırken bu gazeli Ca‘fer Çelebi'nin "Bir serv ki yoḳ mis̱li gülistânlar içinde / Yir itdi elif gibi girüb cânlar içinde" matlaıyla başlayan gazeliyle yan yana verir. Nazik'e göre Mihrî sevgilinin boyunu, yanağını, ağzını ve dişlerini ilgili unsurlarla birlikte anar; Ca‘fer Çelebi ise selvi olan sevgilinin elife benzeyişine ve gümüş bedenine değinerek dudak, ağız ve dişlere dolaylı yoldan işaret eder. Ca‘fer Çelebi'nin "mercan kâseleri içinde şeker şerbeti" ifadesi ile Mihrî'nin "lü’lü ü mercânlar içinde" ifadesi aynı benzetme alanından gelir.

Nazik, iki gazelde de Necâtî'nin etkisi bulunduğunu belirtir. Necâtî'nin "Yerin var eyâ ḳaddi elif cânlar içinde / Ḥayf ola ki ömrüñ geçe dükkânlar içinde" matlaıyla başlayan gazeli, bu iki şiirle aynı vezin, kafiye ve redifte yazılmıştır ve içerik bakımından da onlara benzer. Böylece "-ânlar içinde" zemini, Necâtî'den başlayarak Mihrî ve Ca‘fer Çelebi gibi Amasya çevresinden iki şairin elinde yeniden işlenmiş olur.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 135-136, Gazel 162. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/58679,mihri-hatun-divanipdf.pdf
  • Ali Nihat Tarlan (hzl.), Necatî Beg Divanı, Ankara: Akçağ, 1992, s. 397, G.553 (Nazik'in bildirdiği künyeyle; görülemedi).

Akademik çalışmalar

  • Sıtkı Nazik, "Benzer Redifli Şiirleri Bağlamında Mihrî Hatun ve Tâcî-zâde Cafer Çelebi'nin Karşılaştırılması", Uluslararası Amasya Âlimleri Sempozyumu Bildiriler Kitabı II, Amasya 2017, s. 133-148 (karşılaştırma: Mihrî G.162 / Ca‘fer Çelebi G.170, Necâtî G.553 notu, s. 144-145). https://isamveri.org/pdfdrg/G00226/2017/2017_NAZIKS.pdf
  • Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010, s. 178 (la‘l, yâkut, hokka), s. 192 ve 243 (aşk defteri), s. 201 (âb-ı hayat), s. 253 (felek). https://openaccess.firat.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11508/16520/253984.pdf?sequence=1
  • Sabiha Gemici, Mihrî Hatun Divanı: Karşılaştırmalı Metin, Cümle Yapısı ve Cümle Türleri, doktora tezi, Uludağ Üniversitesi, Balıkesir 1990, s. 31 (Gemici'de 165. gazel; şairin kendini tekrarı). https://archive.org/details/MihriHatunDivann

Çevrimiçi kaynaklar