Özgün Metin
Vezin: Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Fa‘ûlün
Göñül vireli sen nâ-mihribâna
Teraḥḥum ḳılmaduñ bir demde câna
Olaldan ‘aşḳun ile cân yoldaş
Enîsüm ġam olupdur ġuṣṣa ḫâne
Ayaġın öpmege sen serv-i nâzuñ
Gözümüñ yaşı olmışdur revâne
Raḳîbe la‘l-i nâbuñ ṣun ḳo ‘âşıḳ
Ciger ḳanını içsün ḳana ḳana
İçürür çarḫ elinden ‘âdetidür
Kime şerbet kime zehri zamâne
Düşelden ‘aşḳuñuñ nârına Mihrî
Vücûdın maḥv ḳıldı yana yana
Günümüz Türkçesiyle
1. Gönlümü sana, o merhametsiz sevgiliye verdim vereli, bir an olsun canıma acımadın.
2. Canım senin aşkınla yoldaş olalı beri can yoldaşım gam, evim de keder oldu.
3. Sen nazlı servinin ayağını öpmek için gözümün yaşı akıp gitmektedir. (Servi divan şiirinde ırmak kenarında biter; sevgilinin boyu serviye benzetildiği için âşığın gözyaşı onun ayağına doğru akan bir dere olur. "Revân", hem "akan" hem "yola düşmüş" demektir.)
4. Saf yakut gibi dudağının şarabını rakibe sun; âşığı bırak, o kendi ciğerinin kanını kana kana içsin. (Kırmızı dudak ile kırmızı şarap aynı "la‘l-i nâb", yani saf yakut sözüyle anılır; âşığa kalan, acıdan kan olmuş ciğeridir.)
5. Felek kendi eliyle içirir, âdeti budur: zaman kimine şerbet, kimine zehir sunar.
6. Mihrî senin aşkının ateşine düşeli, yana yana varlığını yok etti.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Mihrî Hatun divanının yüz altmış beşinci gazeli altı beyittir ve hezec bahrinin "Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Fa‘ûlün" kalıbıyla yazılmıştır. Bu kalıp, mısraları kısa ve akıcı tuttuğu için divan şiirinde en çok sevilen ölçülerdendir. Gazel ayrı bir redif kullanmaz; kafiye "-ân" sesi ve ardından gelen "-a/-e" ünlüsüyle kurulur: nâ-mihribâna, câna, ḫâne, revâne, ḳana ḳana, zamâne, yana yana. Gazel nazım şeklinin kuralına uygun olarak ilk beytin iki mısraı kafiyelidir (matla), sonraki beyitlerde yalnız ikinci mısralar bu sesi tekrarlar; son beyitte şair mahlasını anar (makta). Şiir dört nüshanın dördünde de (F, M, S, Ü) bulunur ve aralarında yalnız son beyitte "‘aşḳuñuñ / ‘aşḳınuñ" türünden küçük bir fark vardır. Kime ya da hangi vesileyle yazıldığına dair bir bilgi yoktur.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin konusu, karşılık görmeyen aşkın âşığı adım adım tüketmesidir. İlk beyitteki "nâ-mihribân" (merhametsiz, sevgisiz) sözü, şairin mahlası olan "Mihrî" ile aynı kökten, "mihr" kelimesinden gelir. Mihr Farsçada hem güneş hem sevgi ve şefkat anlamını taşır; sevgiliye "nâ-mihribân" diyen şairin, son beyitte kendi adını "Mihrî" olarak anması, gazelin başı ile sonu arasında bir ses ve anlam köprüsü kurar. Sevgide eksik olan sevgili ile sevginin adını taşıyan âşık böylece karşı karşıya getirilmiş olur.
İkinci beyitte âşığın yeni hayatı bir ev düzeni gibi anlatılır: can aşkla yoldaş olmuş, gam ona "enîs" (dost, can yoldaşı), keder de ona ev olmuştur. Gülşen Kaya, Mihrî divanındaki gam imgelerini incelerken bu düşünceyi, âşığın aşkla yoldaş olunca arkadaşının gam, evinin de keder olması diye özetler. Üçüncü beyit servi ile ırmak arasındaki eski ilişkiye dayanır. Sevgilinin boyu "serv-i nâz", yani nazlı servidir; servi su kıyısında yetiştiği için âşığın gözyaşı ona doğru akan bir dereye dönüşür. "Revân" kelimesi divan şiirinde "serv-i revân" (salınan servi) terkibiyle de bilinir; burada akan yaş için kullanılması servi ile su arasında bir tenasüp oluşturur.
Dördüncü beyit gazelin en acı beytidir. Sevgilinin "la‘l-i nâb"ı, yani saf yakut renkli dudağı ya da şarabı rakibe sunulacak, âşık ise kendi ciğerinin kanını "kana kana" içecektir. Divan şiirinde ciğer, acının toplandığı yer sayılır ve ciğer kanı içmek büyük dert çekmenin karşılığıdır. "Ḳana ḳana" ikilemesi hem "doyasıya" anlamını verir hem de "ḳan" kelimesini tekrarlayarak beytin kanlı imgesini güçlendirir. Son beyitteki "yana yana" ikilemesi de aynı yapıda kurulmuştur; iki ikileme kafiye yerinde birbirine cevap verir.
Beşinci beyit, gazelin özel aşk hikâyesinden çıkıp genel bir hükme varır: felek, yani zaman ve talih, herkese kendi elinden içirir; kimine şerbet, kimine zehir sunar. Kaya bu beyti Mihrî divanında zamanın değişmez âdetini anlatan örnekler arasında gösterir ve zamanın kimini sevindirip kimini gözden düşürdüğünü belirtir. Şerbet ile zehrin aynı mısrada karşı karşıya getirilmesi tezat sanatıdır; "içürür" fiili ise beyti bir önceki beytin içme imgesine bağlar.
Makta beytinde aşk bir ateştir ve Mihrî bu ateşe düşüp yana yana varlığını yok etmiştir. Kaya bu beyti aşkın ateş olarak anlatıldığı beyitler arasında sayar ve aşk ateşiyle yanıp yok olmanın tasavvuftaki "fenâ" düşüncesine yakın durduğunu hatırlatır. Pervanenin muma düşüp yanması imgesi beyitte adıyla geçmez, ama ateşe düşüp tükenen âşık tasviri aynı geleneğe yaslanır. Gazelin kadın bir şairin kaleminden çıkmış olması, sevgiliye seslenişte bir farklılık yaratmaz; Mihrî burada divan şiirinin ortak âşık sesini kullanır.
Kaynakça
- Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 137, Gazel 165 (F 65b, M 92a, S 67b, Ü 65a). ekitap.ktb.gov.tr
- Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010, s. 230, 263, 273. openaccess.firat.edu.tr






