Özgün Metin

Vezin: Mef‘ûlü Fâ‘ilâtü Mefâ‘îlü Fâ‘ilün

Ey dil bahâr faṣlı vü çün devr-i lâledür
Lâ dimezüz ki ‘âşıḳa sevdâ ḥavâledür
Bezm-i çemende ṣaḥn-ı gülistânda devr iden
Sâḳî elinde sâġar-ı ṣâfî piyâledür
Dilber cemâli üzre ‘araḳlar ki dizlüdür
Gül yapraġında ṣanasın anı ki jâledür
Ma‘şûḳ elinde cevr ü cefâ vü ‘itâb u nâz
‘Āşıḳ dilinde şâm u seḥer âh u nâledür
Bu devr içinde gûşe-i gülşende Mihriyâ
Devlet anuñ ki hem-demi bir çeşmi aladur

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey gönül, bahar mevsimidir ve lale zamanıdır; âşığa sevda yüklendiğine "hayır" diyemeyiz. ("Lâ", Arapçada "hayır, yok" demektir ve "lâle" kelimesinin ilk hecesiyle ses oyunu yapar. "Sevdâ" hem aşk tutkusu hem de eski hekimlikte deliliğe yol açtığına inanılan kara safra demektir. F nüshasında "vü çün" yerine "çü hem" okunur.)

2. Çimenlikteki mecliste, gül bahçesinin ortasında elden ele dolaşan şey, sâkinin elindeki saf şarap dolu kadehtir.

3. Sevgilinin yüzünde dizilen ter damlaları, gül yaprağının üzerindeki çiy taneleri sanılır.

4. Sevgilinin elinde eziyet, cefa, sitem ve naz; âşığın dilinde akşam sabah ah ile inleyiştir.

5. Ey Mihrî, bu mevsimde gül bahçesinin bir köşesinde ela gözlü biriyle baş başa olan ne bahtiyardır. ("Devlet" burada talih, mutluluk anlamındadır. Ü nüshasında "devr" yerine "rûz", yani gün okunur: bu günde.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Yirminci gazel beş beyittir ve muzâri bahrinin "Mef‘ûlü Fâ‘ilâtü Mefâ‘îlü Fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Kafiye "-âle/-ale" sesleri (lâle, ḥavâle, piyâle, jâle, nâle, ala), redif ise "-dur/-dür" ekidir. Redifin son harfi râ olduğu için şiir neşirde "Ḥarfü'r-Râ" bölümünde yer alır. Dört nüshada da bulunur, ancak nüshalardaki yeri dikkat çekecek kadar farklıdır: Ü nüshasında 31b'de, öteki "Râ" gazelleriyle birlikteyken, F nüshasında 74a'da, S nüshasında 76b'de, yani çok daha geride, M nüshasında ise 62b'de yer alır. Nüsha farkları birinci beyitteki "faṣlı vü / faṣlı" ile "vü çün / çü hem", üçüncü beyitteki "cemâli / cemâl", dördüncü beyitteki "cevr ü / cevr" ve son beyitteki "devr / rûz" okumalarıdır. Kime yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel, divan şiirinde bahar mevsimini ve bahar eğlencelerini anlatan şiirlerin havasını taşır. Bahar, lale, çemen, gülistan, sâki, kadeh, gül yaprağı ve çiy kelimeleri bir bahar meclisi tablosu kurar; şair bu tabloya sevgilinin cefası ile âşığın inleyişini yerleştirir ve son beyitte mevsimin asıl mutluluğunun sevgiliyle bir köşede baş başa kalmak olduğunu söyler.

Matla beytinde "devr-i lâle" lale mevsimi, laleyle süslenen bahar günleri demektir. Gülşen Kaya bu beyti aşk ile ilgili tasavvurlar arasında örnek verir: aşk delilik gibi bahar aylarında alevlenir ve bu yönüyle "sevdâ" diye anılır; sevdâ deliliğe yakın bir aşk hâlini anlatır ve kelimedeki "kara" anlamı da bunu kuvvetlendirir. Baharın sevdayı kışkırttığı düşüncesi, "Lâ dimezüz", yani "hayır diyemeyiz" sözüyle birleşir. "Lâ" ile "lâle" arasındaki ses yakınlığı beyte bir söz oyunu katar: lale zamanı gelmişken "lâ" (hayır) denemez. "Ḥavâle" kelimesi de sevdanın âşığa bir görev ya da yük gibi verildiğini anlatır.

İkinci beyitte "bezm", "devr", "sâḳî", "sâġar" ve "piyâle" kelimeleri bir içki meclisinin tenasübünü oluşturur. "Devr iden" ifadesi, kadehin mecliste elden ele dolaşmasını anlatır ve birinci beyitteki "devr-i lâle" ile ses ve anlam bakımından bağ kurar: lale mevsiminin dönüşü ile kadehin dönüşü aynı kelimeyle söylenir. Üçüncü beyit açık bir teşbihtir. Sevgilinin yüzündeki ter damlaları, gül yaprağının üzerindeki çiy tanelerine benzetilmiştir; yüz güle, ter çiye karşılık gelir. "Dizlüdür" (dizilmiştir) fiili, damlaları bir gerdanlıktaki inciler gibi sıra sıra gösterir.

Dördüncü beyit gazelin en düzenli kurulmuş beytidir. İki mısra birbirinin tam karşılığıdır: "Ma‘şûḳ elinde" karşısında "‘Āşıḳ dilinde", "cevr ü cefâ vü ‘itâb u nâz" karşısında "şâm u seḥer âh u nâle" yer alır. Sevgilinin elindekiler ile âşığın dilindekiler bu karşılıklı dizilişle tezat oluşturur; bu, mukabele sanatının açık bir örneğidir. Sevgilinin "elinde" olan dört şey eziyetin türleridir, âşığın "dilinde" olan ise sabah akşam süren ah ve inleyiştir.

Makta beytinde "devlet" kelimesi talih ve mutluluk anlamında kullanılmıştır. Kaya, divanda devletin talih, zenginlik ve saadet anlamlarıyla kullanıldığını ve baharda sevgiliyle vuslatın âşığa en büyük devlet olduğunun ifade edildiğini belirterek bu beyti örnek gösterir. "Gûşe-i gülşen" (gül bahçesinin köşesi) ile "hem-dem" (can yoldaşı) birlikte, kalabalık meclisten ayrı, iki kişilik bir mutluluğun resmini çizer. Kafiyedeki "ala" kelimesi, ela göz anlamında Türkçe bir kelimedir ve Arapça, Farsça kökenli "lâle", "piyâle", "jâle" kelimeleriyle aynı kafiyeye girer.

Kaynakça

  • Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 61, Gazel 20 (F 74a, M 62b, S 76b, Ü 31b) ve nüsha farkları dipnotları. ekitap.ktb.gov.tr
  • Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010 (aşk ve sevdâ, devlet maddeleri). openaccess.firat.edu.tr