Özgün Metin
Vezin: Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün
Hem-dem olmasun İlâhî âh u efġân kimseye
Maḥrem olmasun cihânda zâr u giryân kimseye
Devr-i ḥüsnüñdür bugün sâyeñde ḫoş gör ‘âşıḳı
Bâḳi ḳalmaz dostum bil kim bu devrân kimseye
Tîġ-ı ḳahr ile deler çün şerḥa şerḥa sînemi
Bir naẓar ḳılsa gözi ucıyla cânân kimseye
Ḳorḫaram aġyâr bir gün yâr kûyından beni
Sürdüre cennetden uymasun bu şeyṭân kimseye
Mihrümi terk eylemiş Mihrî dimişsin dostum
İtmegil billâh nâ-ḥaḳ yere bühtân kimseye
Günümüz Türkçesiyle
1. Allah'ım, ah ve feryat kimseye yoldaş olmasın; dünyada inleyip ağlamak kimsenin sırdaşı olmasın.
2. Bugün senin güzelliğinin devridir; gölgende âşığı hoş tut, ona iyi bak. Bil ki dostum, bu devran kimseye kalmaz.
3. Sevgili göz ucuyla bir başkasına bir bakış atsa, (bu) öfke kılıcıyla göğsümü dilim dilim deler.
4. Korkarım, rakipler bir gün beni sevgilinin mahallesinden, cennetten kovdurur gibi sürdürürler; kimse bu şeytana uymasın. (Âdem'in şeytana uyup cennetten çıkarılmasına işaret edilir.)
5. "Mihrî benim sevgimi terk etmiş" demişsin, dostum; Allah aşkına, kimseye haksız yere iftira etme.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Divanın yüz yetmiş birinci gazeli beş beyittir ve remel bahrinin "Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redifi "kimseye"dir; kafiye "-ân" sesiyle kurulur: efġân, giryân, devrân, cânân, şeyṭân, bühtân. Şiir dört nüshanın dördünde de (F, M, S, Ü) bulunur ve nüsha farkları küçüktür; dikkate değer olanı, F nüshasında son beytin başındaki "Mihrümi" kelimesinin "Mihrî" biçiminde yazılmasıdır. Gazelin kime ya da hangi vesileyle yazıldığına dair bir bilgi yoktur.
Sıtkı Nazik, Mihrî Hatun ile aynı yıllarda yaşamış Amasyalı şair Tâcîzâde Cafer Çelebi'nin divanlarındaki ortak redifleri karşılaştırdığı çalışmasında, "kimseye" redifini iki şairin ortak redifleri arasında sayar: Mihrî'de bu gazel, Cafer Çelebi'de ise divanının yüz doksan dördüncü gazeli bu redifle yazılmıştır. Nazik'in tablosu yalnız redif ortaklığını gösterir; iki gazelden birinin ötekine nazire olarak yazıldığını belirtmez.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel bir duayla açılır: "İlâhî", ah ve feryat kimseye yoldaş, ağlayıp inlemek kimseye sırdaş olmasın. Âşık kendi çektiği acıyı başka kimsenin yaşamamasını dilerken bu acının büyüklüğünü de dolaylı yoldan anlatmış olur. "Hem-dem" (soluk arkadaşı, yoldaş) ile "maḥrem" (sırdaş) kelimeleri iki mısrada karşılıklı yerlere konmuştur; "âh u efġân" ile "zâr u giryân" ikilileri de aynı düzenle birbirine cevap verir. Mısralar arasındaki bu denge, beyitte bir tür paralel yapı kurar.
İkinci beyit sevgiliye bir öğüt niteliği taşır. Bugün onun güzelliğinin devridir, ama "devran kimseye kalmaz". Güzelliğin geçiciliği divan şiirinde sık işlenen bir düşüncedir; âşık, sevgiliden bu kısa ömürlü saltanatın gölgesinde kendisini hoş tutmasını ister. "Devr-i ḥüsn" ile "devrân" kelimeleri aynı kökten gelir ve beyitte iştikak sanatına yakın bir söyleyiş oluşturur; "sâye" (gölge) de sevgiliyi bir hükümdar gibi gösteren bir kelimedir, çünkü eski şiirde padişahın gölgesi himaye anlamına gelir.
Üçüncü beyit kıskançlığı anlatır. Sevgili göz ucuyla bir başkasına baktığında âşığın göğsü öfke kılıcıyla dilim dilim yarılır. "Şerḥa şerḥa" (dilim dilim) ikilemesi beyte sert ve somut bir resim kazandırır; bakışın kılıca dönüşmesi de divan şiirinde gözün ve bakışın silah olarak düşünülmesine dayanır.
Dördüncü beyit gazelin en zengin beytidir. Gülşen Kaya, Mihrî divanında sevgilinin mahallesinin Kâbe'nin yanında cennet olarak da nitelendirildiğini belirtir ve bu beyti örnek gösterir: mahalle cennet, dolaylı olarak sevgili huri, rakip şeytan, âşık ise cennetten kovulan Âdem'dir. Beyit böylece Âdem ile Havva'nın şeytana uyarak cennetten çıkarılması hikâyesine telmih yapar. "Uymasun bu şeyṭân kimseye" ifadesi hem Kur'an kıssasını hatırlatan bir dua hem de rakibe yönelmiş bir sitemdir.
Makta beytinde şair, "Mihrî sevgimi terk etmiş" diyen sevgiliye cevap verir ve bunun haksız bir iftira olduğunu söyler. "Mihrüm" (sevgim) ile "Mihrî" kelimeleri aynı mısrada yan yana gelir; şairin mahlası ile sevgi anlamındaki "mihr" kelimesi arasındaki ses ve kök ortaklığı Mihrî'nin şiirlerinde sık kullanılan bir oyundur. Sevgiyi terk etmekle suçlanan kişinin adının "sevgi" anlamı taşıması, iftiranın ne kadar yersiz olduğunu da ima eder. F nüshasındaki "Mihrî" okuyuşunda mısra "Mihrî terk eylemiş" biçimine döner ve kelime oyunu kaybolur; neşir öteki üç nüshanın "Mihrümi" okuyuşunu esas almıştır.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 140-141, Gazel 171 (F 66b, M 94a, S 68a, Ü 66b). ekitap.ktb.gov.tr
Akademik çalışmalar
- Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010, s. 186. openaccess.firat.edu.tr
- Sıtkı Nazik, "Benzer Redifli Şiirleri Bağlamında Mihrî Hatun ve Tâcî-zâde Cafer Çelebi'nin Karşılaştırılması", Uluslararası Amasya Âlimleri Sempozyumu Bildiriler Kitabı II, Amasya 2017, s. 140.
Çevrimiçi kaynaklar






