Özgün Metin
Vezin: Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün fe‘ilâtün Fe‘ilün
Hâşimî ṣoḥbet-i mey it heme ḫânlar ile
‘Ayş u ‘işretle ṣafâ sür şeh-i ḫûbânlar ile
Mest-i ‘aşḳ ol yüri çâk eyle girîbânuñı
Hem-dem ol ‘ârif iseñ zülf-i perîşânlar ile
Külḫana girseñ eger bulursun ehl-i kemâl
Gülşene girme ḥaẕer it hele nâdânlar ile
Gâh rüsvâ vü ḫarâbât olup it ‘âlemi geşt
Gâh ḥaşr ol gice gündüz şeh-i devrânlar ile
Sen de Mihrî gibi gül yüzlilerüñ şevḳi ile
Oḳı dîvânuñı bülbül gibi efġânlar ile
Günümüz Türkçesiyle
1. Hâşimî, bütün hanlarla, beylerle şarap sohbeti eyle; güzellerin şahlarıyla zevk ve eğlence içinde safa sür.
2. Aşkın sarhoşu ol, yürü, yakanı yırt (aşkından çılgına dön); eğer ârif isen dağınık zülüflerle (o zülüflerin sahibi güzellerle ve onların derdiyle perişan olanlarla) dost ol.
3. Külhana girersen orada kemal ehlini, olgun insanları bulursun; gül bahçesine girme, hele cahillerden sakın. (Külhan, hamamın ateşlendiği ve kimsesizlerin, serserilerin, kalender dervişlerin barındığı yerdir.)
4. Kimi zaman rezil rüsva olup meyhanelere düşerek dünyayı dolaş; kimi zaman da gece gündüz devrin şahlarıyla bir arada bulun.
5. Sen de Mihrî gibi gül yüzlülerin özlemiyle, bülbül gibi feryatlar ederek divanını oku.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Divanın yüz yetmiş üçüncü gazeli beş beyittir ve remel bahrinin "Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redifi "ile"dir; kafiye "-ânlar" sesiyle kurulur: ḫânlar, ḫûbânlar, perîşânlar, nâdânlar, devrânlar, efġânlar. Şiir dört nüshadan yalnız M nüshasında bulunur. Gazelin bütün beyitleri ikinci şahsa, "sen"e seslenir; bu kişi ilk mısrada adıyla anılır: Hâşimî. Mihrî kendi adını da makta beytinde, Hâşimî'ye örnek göstererek anar.
Tarihî Bağlam
Gülşen Kaya, Mihrî divanında adı geçen kişileri sıralarken Hâşimî'yi on altıncı yüzyıl divan şairi olarak tanıtır; babasıyla birlikte II. Bayezid devrinde İran'dan Anadolu'ya geldiğini, şiirlerinin tezkirelerde yer aldığını ve divanda yalnız bu gazelde adının geçtiğini belirtir. Kaya, makta beytindeki "dîvânuñı oḳı" sözüne dayanarak Hâşimî'nin bir divanı olduğunun da ifade edildiğini söyler.
Tezkireler bu şair hakkında daha fazla bilgi verir. Latîfî, Hâşimî'nin Acem ülkesinden, seyyid ailesinden geldiğini, Yavuz Sultan Selim Trabzon sancağının yöneticisi iken onun yanında şairi, musahibi ve şiirlerinin kâtibi olduğunu yazar. Kınalızâde Hasan Çelebi de babasının İran'dan göç ederek Osmanlı ülkesine geldiğini, Hâşimî'nin peygamber soyundan geldiği için bu mahlası aldığını, Sultan Selim'in musahiplerinden olduğunu kaydeder. İki tezkireye göre babası, Selim'in babası Sultan Bayezid ile yaptığı savaşta yaralanarak ölmüştür; Kınalızâde, Hâşimî'nin kendisinin de Rumeli'de kadılık yaparken öldüğünü ekler ve şiirinin söyleyişini "Türkâne ve tarz-ı garîb üzre" diye niteler.
Latîfî'nin kaydında bu gazel için önemli bir ayrıntı vardır. Tezkireye göre Hâşimî "cânânlar ile" kafiyesini ilk bulan şairdir ve öteki nazire söyleyenler ona uymuştur. Latîfî örnek olarak Hâşimî'nin "Bezm-i mey eylemişüm dûn gice sulṭânlar ile / Nice sulṭânlar ile bî-ser ü sâmânlar ile" matlaıyla başlayan gazelini verir; Kınalızâde de aynı matlaı Hâşimî'nin şiiri olarak aktarır. Mihrî'nin gazeli de "-ânlar ile" kafiye ve redifiyle yazılmıştır, ilk mısraı da bir şarap meclisinden söz eder ve Hâşimî'ye seslenir. Hâşimî'nin gazelinde "sulṭânlar" ile "bî-ser ü sâmânlar" (başıboş, perişan kimseler) yan yana anılır; Mihrî'nin gazelinde de bir yanda hanlar, devrin şahları, öte yanda külhandakiler ve "rüsvâ vü ḫarâbât" olanlar karşılaşır. Bu ortaklıklar gazelin Hâşimî'nin şiirine yazılmış bir cevap ya da nazire olabileceğini düşündürür; ancak kaynaklarda Mihrî'nin bu gazelinin Hâşimî'ye cevap olarak yazıldığına dair açık bir kayıt bulunmaz. İki şairin nerede ve ne zaman karşılaştığı da bilinmez.
Sıtkı Nazik'in Mihrî Hatun ile Tâcîzâde Cafer Çelebi'nin ortak rediflerini gösteren tablosunda bu gazel, Cafer Çelebi'nin "-lar ile" redifli yüz yetmiş sekizinci gazeliyle aynı sırada yer alır. Tablo yalnız redif ortaklığını gösterir; Cafer Çelebi'nin gazelinin kafiyesi ve Hâşimî ile ilişkisi hakkında bir şey söylemez.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel bir öğüt dizisi biçimindedir ve öğütler meclis hayatı ile rint yaşayışı etrafında toplanır. İlk beyit Hâşimî'yi beylerle, güzellerle şarap sohbetine çağırır. İkinci beyitte aşk sarhoşluğu ve yaka yırtmak, divan şiirinde aşktan aklını yitirmenin bilinen işaretleridir; "zülf-i perîşân" ise hem dağınık zülfü hem de o zülfün yüzünden perişan olan âşıkları düşündürür. "‘Ârif" kelimesi beyte tasavvufi bir anlam katar: gerçeği bilen kişi, aşkın perişanlığından kaçmaz.
Üçüncü beyit gazelin en dikkat çekici beytidir. Külhan, hamamın ateşlendiği yerdir ve eski şehirlerde kimsesizlerin, serserilerin ve kalender dervişlerin barınağıdır. Gülşen Kaya, Mihrî divanında bir başka beyitte gariplerin yerinin külhanlar olduğunun söylendiğini ve kimsesizlerin sıcak olduğu için hamamlarda kalışına telmih yapıldığını belirtir. Mihrî bu beyitte, beklenenin aksine, kemal ehlini külhanda arar; gül bahçesinden ise uzak durmayı öğütler, çünkü orada cahiller vardır. "Külḫan" ile "gülşen" kelimelerinin ses benzerliği ve karşıt anlamları beyte hem cinasa yakın bir ses oyunu hem de tezat kazandırır.
Dördüncü beyit "gâh … gâh" (kimi zaman … kimi zaman) yapısıyla iki uç hayatı yan yana koyar: bir yanda rüsvalık ve meyhane, öte yanda gece gündüz devrin şahlarıyla bir arada olmak. Bu ikilik, Hâşimî'nin tezkirelerde anlatılan saray çevresindeki hayatıyla da örtüşür, ama beyit bunu açıkça söylemez. Makta beytinde Mihrî kendini örnek gösterir: Hâşimî de, Mihrî gibi, gül yüzlülerin özlemiyle bülbül gibi inleyerek divanını okumalıdır. Bülbül ile gül, efgân ile şevk kelimeleri beyitte tenasüp oluşturur. Mihrî'nin Necâtî, Maḳâmî ve Ḫâtemî gibi çağdaşlarıyla şiir alışverişi tezkirelerde anlatılır; bu gazel, divanda adıyla bir başka şaire seslenilen az sayıdaki şiirden biridir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 141, Gazel 173 (M 94a). ekitap.ktb.gov.tr
- Latîfî, Tezkiretü'ş-Şu‘arâ ve Tabsıratü'n-Nuzamâ, hzl. Rıdvan Canım, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı e-kitap, 2018, s. 557 (Hâşimî maddesi). ekitap.ktb.gov.tr
- Kınalızâde Hasan Çelebi, Tezkiretü'ş-Şu‘arâ, hzl. Aysun Sungurhan, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı e-kitap, s. 912 (Hâşimî maddesi). ekitap.ktb.gov.tr
Akademik çalışmalar
- Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010, s. 67, 104. openaccess.firat.edu.tr
- Sıtkı Nazik, "Benzer Redifli Şiirleri Bağlamında Mihrî Hatun ve Tâcî-zâde Cafer Çelebi'nin Karşılaştırılması", Uluslararası Amasya Âlimleri Sempozyumu Bildiriler Kitabı II, Amasya 2017, s. 140.
Çevrimiçi kaynaklar






