Özgün Metin
Vezin: Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün
Yine dil düşdi bugün bir yüzi meh-pâresine
Luṭf idüp raḥm ide mi ‘âşıḳ-ı bî-çâresine
‘Acebâ la‘l-i lebinden yine emsem ḳıla mı
Yüregümde görinen ġamzeleri yâresine
Yâri ben hem-dem iderdüm baña illâ nideyin
Müdde‘î girmese ger ikimüzüñ arasına
‘Aşḳı râhında bulur mı dil ü cân terk idici
Bir benüm gibi cihân içre daḫi arasın a
Ne ḳadar cevr ider iseñ ṣanemâ terk itmez
Mihrî mihrüñi senüñ tâ meger ol vara sine
Günümüz Türkçesiyle
1. Gönül bugün yine yüzü ay parçası gibi parlak bir güzele tutuldu. Acaba o güzel lütfedip çaresiz âşığına acır mı?
2. Acaba yine lal gibi kırmızı dudağından, yüreğimde görünen ve süzgün bakışlarının (gamzelerinin) açtığı yaraya bir ilaç, bir derman verir mi? ("Emsem" ilaç, tedavi anlamındaki em-sem ikilemesidir; sevgilinin dudağı âşığın derdine deva sayılır.)
3. Ne yapayım, rakip ikimizin arasına girmeseydi sevgiliyi kendime dost ve sırdaş ederdim.
4. Onun aşkının yolunda gönlünü ve canını terk edecek, benim gibi bir başkasını bu dünyada bulabilirler mi? Arasınlar bakalım.
5. Ey put gibi güzel sevgili, ne kadar eziyet edersen et, Mihrî senin sevgini ancak mezara girdiği gün bırakır. ("Sin" eski Türkçede mezar demektir; "vara sine", mezarına varıncaya dek anlamına gelir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Divanın yüz yetmiş dördüncü gazeli beş beyittir ve aruzun remel bahrinden "Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Gazel, beyitleri aynı vezinde ve aynı kafiyede söylenen, ilk beyti kendi içinde kafiyeli olan, son beytinde şairin mahlasını taşıyan nazım şeklidir; aşk ve güzellik onun asıl konusudur. Bu şiirde redif "-ine" ekidir; kafiye ise "-âre" ve "-ara" sesleriyle kurulur: meh-pâresine, bî-çâresine, yâresine, arasına, arasın a, vara sine. Divanın Hâ harfi bölümünde yer alan gazel, Arslan neşrinde dört nüshanın dördünde de bulunur. Kime ve hangi vesileyle yazıldığına dair bir bilgi yoktur.
Kafiyede Mihrî'nin ses oyununa dayanan bir tercihi dikkat çeker. Üçüncü beyitte "arasına" (ikimizin arasına) diye geçen söz, dördüncü beyitte "arasın a" biçiminde, "arasınlar bakalım" anlamında bir fiile dönüşür. Beşinci beyitteki "vara sine" de aynı sesleri bir fiil ile eski bir isim yan yana getirilerek kurar. Aynı ya da birbirine çok yakın seslerin farklı anlamlarda kullanılması divan şiirinde cinas diye anılır; burada bu oyun kafiyenin ta kendisine taşınmıştır.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel, gönlün yeni bir güzele tutulmasıyla açılır ve "yine" sözüyle bunun ilk kez olmadığını hissettirir. Sevgilinin yüzü "meh-pâre", yani ay parçasıdır; divan şiirinde parlaklığı ve yuvarlaklığı yüzünden yüz aya benzetilir. Matla beytinin ikinci mısraında âşık "bî-çâre", çaresiz olarak tanıtılır; şiirin bütününde hiç değişmeyen bu durum, gazelin sonunda Mihrî'nin ölümüne kadar sürecek bir bağlılığa bağlanır.
İkinci beyit divan şiirinin bilinen bir mazmununu işler: sevgilinin gamzesi, yani yan bakışı, âşığın yüreğinde yara açan bir oktur; aynı sevgilinin lal renkli dudağı ise bu yaranın ilacıdır. Yarayı açan ile ilacı verenin aynı kişi olması, beyte hem tezat hem de tenasüp kazandırır: gamze, yara, la‘l, leb ve em kelimeleri birbirini çağıran bir anlam ağı kurar.
Üçüncü beyitte rakip, divan şiirinin "müddeî"si olarak sahneye çıkar. Gülşen Kaya, divandaki yoldaş ve hem-dem tasavvurlarını incelerken bu beyti örnek gösterir: âşığın aşk, gam ve gözyaşıyla hem-dem olduğunu, ama asıl yoldaş olmak istediği tek kişinin sevgili olduğunu söyler. Rakip, bu isteğin önündeki engeldir. Dördüncü beyit âşığın kendini övdüğü, fedakârlığını bir meydan okumaya çevirdiği beyittir; benim gibi canını terk eden birini arayın da bulun der gibidir. Bu tür bir övünme, divan şiirinde "fahriye" diye anılan söyleyişin aşk diline uyarlanmış küçük bir örneğidir.
Makta beytinde Mihrî kendi adını "mihr" (sevgi, aynı zamanda güneş) kelimesiyle yan yana getirir: "Mihrî mihrüñi". Şairin mahlasıyla sevgiye dair bir kelimeyi aynı mısrada birleştirmesi divanda sık görülen bir oyundur. Sevgiliye "ṣanem", yani put diye seslenilmesi de aynı geleneğin parçasıdır: sevgili, güzelliğiyle tapınılan bir puta benzetilir. Beyit, ne kadar eziyet görürse görsün âşığın sevgiden vazgeçmeyeceğini söyleyerek gazeli kapatır.
Nüsha farklılıkları küçüktür. Arslan'ın dipnotlarına göre dördüncü beytin ilk mısraında bir nüsha "bulur mı" yerine "ḳalur mı" okur; üçüncü beyitte üç nüsha "nideyin" yerine "nideyim" yazar.
Kaynakça
- Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 141-142, Gazel 174 (F 63b, M 89a, S 65b, Ü 67a). ekitap.ktb.gov.tr
- Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Dîvânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010, s. 101. openaccess.firat.edu.tr






