Özgün Metin
Vezin: Mef‘ûlü Fâ‘ilâtü Mefâ‘îlü Fa‘ilün
Çoḳdur cihânda gerçi güzeller nenüñ gibi
Bir nâzenîn görmedüm el-ḥaḳ senüñ gibi
Ḳomam ölince elden etegüñi dostum
Buldum sa‘âdet ise yeter dâmenüñ gibi
Cânâ ḳapuñda cân ile serden geçenlerüz
Uyma raḳîbe sürme bizi düşmenüñ gibi
Dil zülfüñe aṣıldı didüm didi neyleyin
Her bir ḳılında biñ aṣılupdur anuñ gibi
Dil zülfüñi vaṭan ideli dir ḳamu ünâs
Yoḳdur cihânda Mihrî senüñ meskenüñ gibi
Günümüz Türkçesiyle
1. Dünyada bir yanıyla sana benzeyen güzeller gerçi çoktur, ama doğrusu senin gibi bir nazlı güzel görmedim. (Mısra sonundaki "nenüñ gibi" sözü kapalıdır. "Senin bir şeyin gibi", yani bir yanıyla sana benzeyen diye anlaşılabileceği gibi, yazmada bir aksama varsa "senin gibi" anlamına da gelebilir.)
2. Dostum, ölünce bile eteğini elimden bırakmam; eğer bir saadet bulduysam, eteğin gibisi bana yeter.
3. Ey can, biz senin kapında canımızdan ve başımızdan geçenleriz; rakibe uyma, bizi bir düşmanı kovar gibi kovma.
4. "Gönül zülfüne asıldı" dedim; dedi ki: "Ne yapayım, her bir telinde onun gibi bin gönül asılmış durur." ("Asılmak" hem tutunmak hem de darağacında asılmak anlamındadır.)
5. Gönül saçını kendine yurt edineli beri bütün insanlar şöyle diyor: "Ey Mihrî, dünyada senin yurdun gibi bir yer yoktur."
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Divanın yüz seksen yedinci gazeli beş beyittir ve muzari bahrinin "Mef‘ûlü Fâ‘ilâtü Mefâ‘îlü Fa‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "gibi" kelimesidir; kafiye "-enüñ" ve "-anuñ" sesleriyle kurulur: nenüñ, senüñ, dâmenüñ, düşmenüñ, anuñ, meskenüñ. Gazel F, S ve Ü nüshalarında bulunur. F nüshasında dördüncü ve beşinci beyitlerde "zülfüñe", "zülfüñi" yerine "zülfine", "zülfini" okunur; bu fark beyitlerin muhatabını ikinci kişiden üçüncü kişiye çevirir. Gazelin kime ya da hangi vesileyle yazıldığına dair bir kayıt yoktur.
Anlam ve Söz Sanatları
Kısa bir gazel olmasına karşın, her beyit sevgiliyle ilgili ayrı bir mazmunu işler: benzersiz güzellik, etek tutmak, kapıda can vermek, zülfe asılmak ve zülfü yurt edinmek. Redifteki "gibi" kelimesi bu mazmunları bir karşılaştırma zincirine bağlar. Sevgilinin benzeri yoktur, eteği gibisi yoktur, saçı gibi yurt yoktur; ama âşıklar da onun saçında birbirinin benzeri olarak sayısızdır.
İkinci beyitte etek tutma mazmunu işlenir. Gülşen Kaya, Mihrî'nin divanında sevgilinin eteğini tutmanın, saadeti onda bulmanın, ölünce bile elini sevgilinin eteğinden çekmemenin sıkça işlendiğini, eteğin sevgiliyle kavuşmanın simgesi olduğunu belirtir. "Etek" ile "dâmen" aynı şeyin Türkçe ve Farsça adlarıdır; beyitte aynı nesne iki mısrada iki ayrı adla anılır ve bu tekrar mısralar arasında bir ses ve anlam bağı kurar. Üçüncü beyitte âşıklar sevgilinin kapısında "cân ile serden geçenler" olarak tanıtılır; "cân" ile "ser" (baş) arasındaki tenasüp, hem hayattan hem de başlarından vazgeçmeyi anlatır. Rakip ile düşman arasındaki benzetme de âşığın sevgiliden, kendisine rakibin gözüyle bakmamasını istemesidir.
Dördüncü beyit gazelin en canlı beytidir ve küçük bir konuşma sahnesi gibi kurulmuştur. Âşık "Gönül zülfüne asıldı" der, sevgili kayıtsızca cevap verir: "Ne yapayım, her telinde onun gibi bin tane asılı." Kaya, zülfün darağacı olarak tasavvurunun her bir telinde bir canın asılı olması düşüncesine dayandığını söyler ve bu beyti örnek verir. "Aṣılmak" fiili burada bir tevriye oluşturur: âşığın kastettiği tutunmak, sarılmaktır; sevgilinin cevabı ise kelimeyi darağacında asılmak anlamına çeker ve âşığı sayısız kurbandan biri yapar. Sevgilinin bu umursamaz cevabı, gazele divan şiirinde sık görülmeyen bir hafiflik verir.
Makta beyti zülüf imgesini sürdürür. Gönül zülfü vatan edinmiştir; bütün insanlar da Mihrî'nin yurdu gibi bir yer olmadığını söyler. Zülüf bir önceki beyitte darağacıydı; burada bir yurt, bir sığınak olur. Aynı imgenin iki ardışık beyitte zıt anlamlarla kullanılması, zülfün hem âşığın ölüm yeri hem de evi olduğunu düşündürür. "Vaṭan" ile "mesken" kelimeleri arasındaki anlam yakınlığı beyitte bir tenasüp kurar.
Kaynakça
- Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 148-149, Gazel 187 (F 72b, S 74b, Ü 70a). ekitap.ktb.gov.tr
- Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010, s. 141, 188. openaccess.firat.edu.tr






