Özgün Metin

Vezin: Mef‘ûlü Mefâ‘îlü Mefâ‘îlü Fa‘ûlün

Ḫaddüñ görinelden gül-i ḫandân unuduldı
Ḫaṭṭuñ ireli sünbül ü reyḥân unuduldı
Cânâ bu cihân içre güzellikde cemâlüñ
Meşhûr olalı Yûsuf-ı Ken‘ân unuduldı
Çekdi lebüñüñ ḥasretile sînesine dâġ
Ṭaġlara düşüp lâle-i nu‘mân unuduldı
Maḫmûr gözüñ gülşen-i ḥüsnüñde görelden
Her gûşede bu nergis-i mestân unuduldı
‘Ahd itmiş idüñ Mihrî'yi öldürmege cânâ
Beñzer begüm ol ‘ahd ile peymân unuduldı

Günümüz Türkçesiyle

1. Yanağın göründüğünden beri gülen gül unutuldu; yüzünde ayva tüylerin belireli beri sümbül ve reyhan unutuldu.

2. Ey can, bu dünyada güzellikte yüzün meşhur olalı beri Kenan ilinin Yusuf'u unutuldu.

3. Dudağının hasretiyle göğsüne yara izi basan Nu‘mân lalesi, dağlara düşüp unutuldu. (Lalenin ortasındaki kara leke, göğüsteki dağlanmış yaraya benzetilir.)

4. Mahmur gözünü güzelliğinin bahçesinde göreli beri, her köşedeki bu sarhoş nergis unutuldu.

5. Ey can, Mihrî'yi öldürmeye ahdetmiştin; beyim, görünüşe göre o ahit ve o söz de unutuldu.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Divanın yüz seksen sekizinci gazeli beş beyittir ve hezec bahrinin "Mef‘ûlü Mefâ‘îlü Mefâ‘îlü Fa‘ûlün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "unuduldı" fiilidir; kafiye "-ân" sesiyle kurulur: ḫandân, reyḥân, Ken‘ân, nu‘mân, mestân, peymân. Gazel F, S ve Ü nüshalarında bulunur; nüshalar arasında yalnız küçük farklar vardır. F ve S'de ilk mısra "görinelden" yerine "göreliden", F'de üçüncü beytin ilk mısraı "sînesine ḥasretle" diye okunur. Gazelin kime ya da hangi vesileyle yazıldığına dair bir kayıt yoktur.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel tek bir düşünce üzerine kurulmuştur: sevgilinin güzelliği ortaya çıkınca, o güzelliğin benzetildiği her şey unutulur. Divan şiirinde sevgilinin yanağı güle, ayva tüyleri sümbül ve reyhana, dudağı laleye, gözü nergise, güzelliği Yûsuf'a benzetilir. Mihrî bu benzetmelerin her birini ele alır ve aslı ortaya çıkınca benzetilenin artık anılmadığını söyler. Böylece benzetme tersine çevrilir: gül, sümbül, lale ve nergis sevgilinin yanında silikleşir ve unutulur. Gazelin her beyti bu üstün tutma düşüncesini başka bir çiçek ya da başka bir güzellik örneği üzerinden tekrarlar.

İlk beyitte "ḫadd" (yanak) ile "ḫaṭṭ" (yüzdeki ayva tüyleri) arasında ses benzerliği vardır. Gülşen Kaya, reyhanın divanda genellikle "ḫaṭṭ-ı reyḥân" biçiminde bir yazı çeşidine de benzetildiğini, bu beyitte de kokusuyla sümbülle birlikte anıldığını belirtir; başka bir yerde reyhanın sevgilinin yüzündeki tüylere benzetilerek güzel kokulu ve düzgün oluşunun vurgulandığını, bir yazı türü olan reyhanın da tevriyeli olarak hatırlatıldığını söyler. "Ḫaṭṭ" kelimesinin hem ayva tüyü hem de yazı anlamına gelmesi, beyitte bu ikinci anlamı da uyandırır. Gül, sümbül ve reyhan ise bir bahçe tenasübü oluşturur.

İkinci beyitte sevgilinin güzelliği Hz. Yûsuf'un güzelliğiyle karşılaştırılır. Kaya, divanda Yûsuf'un güzellik timsali olarak sevgiliye benzetildiğini ve bu beyitte sevgilinin cemali güzellikte meşhur olalı Kenan'ın Yûsuf'unun unutulduğunu belirtir. Kaya'nın açıkladığı gibi Kenan, Hz. Yûsuf'un memleketi olduğu için "Yûsuf-ı Ken‘ân" terkibi içinde anılır.

Üçüncü beyit gazelin en ustalıklı beytidir. Kaya, lalenin ortasındaki siyahlıkla âşığın gönlünde aşk acısından oluşan yanık arasında ilişki kurulduğunu, lalenin dağlarda, şehirden uzakta yetişmesinin de sevgilinin hasretiyle "kendini dağlara vurmak" biçiminde işlendiğini söyler. Lale sevgilinin kırmızı dudağına benzediği için onun hasretiyle göğsüne dağ basmış, sonra dağlara düşüp unutulmuştur. Beyitte "dâġ" (yara izi, dağlama) ile "ṭaġ" (dağ) arasında güçlü bir ses benzerliği vardır; bu cinasa yakın ses oyunu beytin iki mısraını birbirine bağlar.

Dördüncü beyitte sevgilinin mahmur gözü nergise karşı konur. Kaya, gözlerin mahmurluğuyla nergise benzetildiğini, bu benzetmede biçim benzerliğinin yanında nergisin uyuşturucu etkisinin de rol oynadığını belirtir. Nergis "mestân", yani sarhoş olarak nitelenir; ama sevgilinin gözü güzellik bahçesinde görününce bahçenin her köşesindeki nergisler unutulmuştur.

Makta beyti gazelin akışını beklenmedik bir yöne çevirir. Dört beyit boyunca sevgilinin güzelliği karşısında unutulan çiçekler ve güzeller sayılmıştır; beşinci beyitte unutulan, sevgilinin Mihrî'yi öldürme ahdidir. Beyitte ölüm ahdinin unutulması bir kayıp gibi anlatılır; âşık, sevgilinin elinden ölmeyi bile bir ilgi işareti saymaktadır. Sevgilinin bu sözü unutması, onun âşıkla artık hiç ilgilenmediğini gösterir ve beyit ince bir sitemle kapanır. "Beñzer" (görünüşe göre) kelimesi bu sitemi alaycı bir tona büründürür. Beyitte sevgiliye "begüm" (beyim) diye, erkek bir hitapla seslenilmesi de dikkat çeker.

Kaynakça

  • Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 149, Gazel 188 (F 68b, S 70a, Ü 70b). ekitap.ktb.gov.tr
  • Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010, s. 80, 131, 157, 171, 285, 286. openaccess.firat.edu.tr