Özgün Metin
Vezin: Mefâ‘ilün Fe‘ilâtün Mefâ‘ilün Fe‘ilün
Tebârekallah eger dilber ise ancaḳ ola
Güzeller içre bugün server ise ancaḳ ola
Çü düşdi şevḳ-i ruḫı âfitâb çihresinüñ
Cihâna virdi żiyâ enver ise ancaḳ ola
Ṣaçından oldı mu‘aṭṭar demâġ-ı rûy-ı cihân
‘Abîr-i mişk ile bu ‘anber ise ancaḳ ola
Hezâr yerde deler sînesini ‘uşşâḳuñ
Ḫadeng-i ġamzeleri ḫançer ise ancaḳ ola
Dilinde şâm u seḥer Mihrî'nüñ budur ẕikri
Tebârekallah eger dilber ise ancaḳ ola
Günümüz Türkçesiyle
1. Allah'ın şanı yücedir; dünyada gönül alan bir güzel varsa ancak o olabilir. Bugün güzellerin arasında bir baş, bir önder varsa yine ancak o olabilir. ("Tebârekallah", güzel bir şey karşısında söylenen "maşallah, Allah'ın kudretine bak" anlamında bir hayranlık sözüdür.)
2. O güneş yüzlü sevgilinin yanağının ışığı dünyaya düşünce cihana aydınlık verdi; en parlak olan bir şey varsa ancak o olabilir. ("Şevk" burada eski Türkçedeki "şavk", yani ışık, parıltı anlamındadır.)
3. Onun saçından dünyanın yüzü ve burnu güzel kokuyla doldu. Misk karışımı abîr ile anber denen kokular varsa ancak bu (saçın kokusu) olabilir. (Abîr, güzel kokulu maddelerden yapılan bir karışımdır; misk ve anber de en değerli kokular sayılır.)
4. Âşıkların göğsünü bin yerinden deler. Hançer denilen bir şey varsa ancak onun bakışlarından (gamzelerinden) atılan oklar olabilir.
5. Mihrî'nin dilinde akşam sabah anılan söz şudur: Allah'ın şanı yücedir; gönül alan bir güzel varsa ancak o olabilir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Divanın gazeller bölümündeki ikinci şiir beş beyitlik, kısa ve derli toplu bir gazeldir. Aruzun müctess bahrinden "Mefâ‘ilün Fe‘ilâtün Mefâ‘ilün Fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Gazel, aynı vezin ve kafiyeyle yazılan, ilk beytinin iki mısraı kafiyeli olan, sonraki beyitlerde yalnız ikinci mısraları kafiyelenen ve son beytinde şairin mahlasını taşıyan nazım şeklidir. Burada kafiye "-er" sesidir (dilber, server, enver, anber, hançer); her beytin sonunda tekrarlanan "ise ancak ola" sözü ise uzun bir rediftir. Bu redif şiire bir tanım havası verir: her beyit bir niteliği ortaya koyar ve o niteliğin gerçek sahibinin yalnız sevgili olduğunu söyler. Şiirin dört nüshanın dördünde de bulunması, Mihrî'nin okunan ve çoğaltılan gazelleri arasında yer aldığını gösterir. Kime yazıldığı bilinmemektedir.
Gazelin en belirgin yapı özelliği, son beytin ikinci mısraının ilk mısraın aynısı olmasıdır. Mahlas beytinde şair, "Mihrî'nin dilinde akşam sabah anılan söz budur" der ve ardından gazelin açılış mısraını aynen tekrarlar. Böylece şiir başladığı yere döner; ilk mısra, bir dua ya da zikir gibi şairin dilinde durmadan tekrarlanan bir söze dönüşür. "Şâm u seher" (akşam ve sabah) ifadesi bu sürekliliği vurgular. Gülşen Kaya da bu beyti divanda akşam ile sabahın birlikte anılarak devamlılık anlatılan yerlere örnek gösterir.
Anlam ve Söz Sanatları
Şiirin konusu sevgilinin güzelliğidir ve her beyit bu güzelliğin bir yönünü öne çıkarır: genel güzellik ve üstünlük, yüzün parlaklığı, saçın kokusu, bakışın yaralayıcılığı. Bu sıralama divan şiirinde sevgiliyi tasvir ederken izlenen alışılmış yolu izler; yüz güneşe, saç kokulu misk ve anbere, gamze oka ve hançere benzetilir. Kaya, ilk beyti divanda güzelliğin sevgilinin yüzünde toplandığını ve onun bütün güzellerin başı sayıldığını gösteren örnekler arasında anar. İkinci beyitte sevgilinin yüzünün, âşığın gönlüyle birlikte bütün cihanı aydınlattığı söylenir; Kaya bu beyti güneş ile sevgilinin yüzü arasında kurulan ilgiyi açıklarken iki ayrı yerde örnek verir.
Üçüncü beyitte koku imgeleri bir araya gelir. Saçın kokusunun dünyaya yayılması divan şiirinde çok kullanılan bir hayaldir: saç siyahlığı ve kokusuyla miske benzer, sabah rüzgârı onu tarayıp kokusunu âleme dağıtır. "Demâġ-ı rûy-ı cihân" (dünyanın yüzünün burnu) ifadesiyle dünya bir insan gibi düşünülmüş, ona koku alan bir burun verilmiştir; bu bir teşhis (kişileştirme) örneğidir. Misk, abîr ve anberin bir arada anılması tenasüp sanatıdır. Kaya, divanda güzel kokunun kaynağının her zaman sevgili olduğunu, misk ve anber kokusunun onun saçından ya da yanağından yayıldığını belirtir ve bu beyti iki yerde örnek gösterir.
Dördüncü beyit, aynı tasvirin yaralayıcı yüzünü gösterir. Gamze, yani sevgilinin süzgün ve öldürücü bakışı, burada hem ok (hadeng) hem hançer olarak düşünülmüştür. Kaya'ya göre divanda gamzenin kılıca benzetildiği beyitler oka benzetildiği beyitlerden azdır; hançer benzetmesi ise kemerde taşınıp ansızın çekilen bir silah olmasından kaynaklanır. Bin yerden delinen göğüs, âşığın çektiği acının mübalağalı bir ifadesidir. Şiirin redifindeki "ancak" sözü her beyitte bir tür üstünlük iddiası taşır; bu yüzden gazelin bütünü, sevgiliyi her niteliğin tek ve gerçek sahibi olarak gösteren bir övgü niteliği kazanır.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 51-52, Gazel 2 (F 32a, M 46b, S 34b, Ü 27b) ve nüsha farkları dipnotları. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/58679,mihri-hatun-divanipdf.pdf
Akademik çalışmalar
- Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010, s. 121, 149, 162, 166, 258, 269, 292. https://openaccess.firat.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11508/16520/253984.pdf?sequence=1
Diğer kaynaklar
- "Tebârekallah Eger Dilber İse Ancak Ola", Vikikaynak. https://tr.wikisource.org/wiki/Tebârekallah_Eger_Dilber_İse_Ancak_Ola
Çevrimiçi kaynaklar






