Özgün Metin

Vezin: Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

Ol ṣaçı sünbül yüzi bedr aya ṣıḥḥat yaraşur
Ol ruḫı lâle lebi ḥamrâya ṣıḥḥat yaraşur
Ol güzeller içre bî-hemtâ vü ra‘nâ lâ-naẓîr
Nâzenînler serveri ġarrâya ṣıḥḥat yaraşur
Ol şeh-i ḫûbân-ı ‘âlem ḥüsn içinde bî-bedel
Ol gözi şehlâ ḳadi bâlâya ṣıḥḥat yaraşur
Ol perî-peyker melek-manẓar yüzi gül ġonca-leb
Ġamzesi oḳ ol ḳaşı hem yaya ṣıḥḥat yaraşur
Ol Süleymân-ı zamânuñ müntehâ cânânesi
Ol semen-sîmâ güzel ḥavrâya ṣıḥḥat yaraşur
İmdi Mihrî bu kelâmı cân u dilden di müdâm
Ol ṣaçı sünbül yüzi bedr aya ṣıḥḥat yaraşur

Günümüz Türkçesiyle

1. Saçı sümbül, yüzü dolunay olan o güzele sağlık yakışır; yanağı lale, dudağı kırmızı olan o güzele sağlık yakışır.

2. Güzeller arasında eşi benzeri olmayan, endamlı ve dengi bulunmayan, nazlıların başı, yüzü parlak o güzele sağlık yakışır.

3. Dünya güzellerinin padişahı, güzellikte karşılığı bulunmayan, gözü şehla (ela, hafif şaşı ve süzgün), boyu uzun o güzele sağlık yakışır.

4. Peri yüzlü, melek görünüşlü, yüzü gül, dudağı gonca; yan bakışı ok, kaşı da yay olan o güzele sağlık yakışır.

5. Zamanın Süleyman'ının en son varılan (en yüce) sevgilisi, yasemin yüzlü, kara gözlü o güzele sağlık yakışır. ("Süleymân-ı zamân", hükümdarları Hz. Süleyman'a benzeten bir övgü sözüdür.)

6. Ey Mihrî, şimdi bu sözü candan ve gönülden hep söyle: Saçı sümbül, yüzü dolunay olan o güzele sağlık yakışır.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Divanın yirmi üçüncü gazeli altı beyittir. Vezin, bir önceki gazelde olduğu gibi "Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün" kalıbıdır; redif de aynıdır: "ṣıḥḥat yaraşur" (sağlık yakışır). Kafiye, yönelme ekini almış ve "-â/-a" sesiyle biten kelimelerden kurulmuştur: bedr aya, ḥamrâya, ġarrâya, bâlâya, yaya, ḥavrâya. Gazelin son mısraı, ilk mısraın aynen tekrarıdır. Şair mahlas beytinde kendine "bu sözü hep söyle" diye seslenir ve söylenecek sözü de matla mısraıyla verir; böylece şiir başladığı yerde kapanır ve bir dua gibi tekrarlanmaya açık kalır.

Şiir Arslan neşrinde yalnız Ankara Millî Kütüphane nüshasında (M 54b) bulunur. Aynı redif ve vezinle yazılmış 22. gazel ise yalnız İstanbul Üniversitesi nüshasındadır. Divanın "Râ" harfiyle biten gazelleri arasında yan yana duran bu iki şiir, hiçbir nüshada birlikte yer almaz. Gazelin kime yazıldığı kaynaklarda belirtilmez.

Anlam ve Söz Sanatları

Şiirin her beyti sevgilinin güzelliğini bir sıfat dizisiyle sayar ve sonunda ona sağlık diler. Bu yönüyle gazel, divan şiirinde güzelliğin parça parça anlatıldığı tasvirlerin yoğun bir örneğidir: saç sümbüle, yüz dolunaya, yanak laleye, dudak goncaya, kaş yaya, yan bakış (gamze) oka benzetilir. Dördüncü beyitteki "Ġamzesi oḳ ol ḳaşı hem yaya" ifadesi, ok ile yay arasında kurulan tenasübün bilinen bir örneğidir; yay kaş, ok bakıştır ve ikisi birlikte âşığı vuran bir silaha dönüşür. Gülşen Kaya bu beyti, sevgilinin yüzünün meleğe benzetilmesine örnek gösterir ve bu benzetmeyi sevgilinin güzelliği ve göze görünmez, hayal mi gerçek mi olduğu bilinmez oluşuyla açıklar.

Kafiye kelimelerinin çoğu Arapçadaki dişil sıfat kalıbıyla kurulmuştur: ḥamrâ (kırmızı), ġarrâ (parlak yüzlü), şehlâ (şehla gözlü), ḥavrâ (gözünün akı ile karası belirgin, kara gözlü güzel). Divan şiirinde bu kelimeler sevgiliyi nitelemek için kalıplaşmış olarak kullanılır; bu yüzden yalnız bunlara dayanarak övülen kişinin kadın mı erkek mi olduğuna hüküm verilemez. Beşinci beyitteki "semen-sîmâ" (yasemin yüzlü) ve "ḥavrâ" kelimeleri cennet hurilerini hatırlatır; ikinci beyitte "bî-hemtâ", "lâ-naẓîr", üçüncüde "bî-bedel" gibi eşsizlik bildiren sözlerin üst üste gelmesi de övgüyü mübalağa (abartma) düzeyine taşır.

Şiirin en dikkat çekici beyti beşincisidir: "Ol Süleymân-ı zamânuñ müntehâ cânânesi". Divan şiirinde "Süleymân-ı zamân" (zamanın Süleyman'ı) ifadesi bir hükümdarı, Hz. Süleyman'ın mülkü ve ihtişamıyla övmek için kullanılır. Kaya, Mihrî divanında bu ifadenin çoğunlukla memduhu, özellikle Şehzade Ahmed'in oğlu Şehzade Süleyman'ı karşıladığını gösterir. Bu beyitte ise sağlık dilenen kişi, "Süleymân-ı zamân"ın "müntehâ cânâne"si, yani onun sevgisinin vardığı en son ve en yüce kişi olarak anılır. Beyit iki türlü okunabilir: hitap edilen güzel, zamanın Süleyman'ı sayılan bir büyüğün çok sevdiği biridir; ya da "cânâne" sözü doğrudan memduha yönelmiş bir övgüdür ve şair onu "Süleyman'ın bile en son sevgilisi" kadar güzel bulduğunu söyler. Kaynaklar bu konuda bir açıklama getirmez.

Kaynakça

  • Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 62-63, Gazel 23 (M 54b). ekitap.ktb.gov.tr
  • Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010, s. 20-21, 60-61, 128, 132, 169. openaccess.firat.edu.tr