Özgün Metin
Vezin: Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün
Ol mübârek ẕâtuña her demde ṣıḥḥat yaraşur
Ol muṭahhar cismüñe her anda râḥat yaraşur
Dâr-ı rif‘atde ṣafâ vü ẕevḳ ile leyl ü nehâr
Ṣaḥn-ı ṣıḥḥatde güzel ḫânumla ṣoḥbet yaraşur
Ol vücûd-ı nâzenînüñden ıraġ olsun elem
Düşmenüñe ḫâne-i ġam içre miḥnet yaraşur
Teb niçün ṭutar seni ṭutsun raḳîb-i kâfiri
Saña ṣıḥḥatler ‘adûña renc ü ẕillet yaraşur
Tîġ-i ḳahr ile ‘adûñuñ başını ḳaṭ‘ itmege
Ẕâtuña cür’et ü hem bâzûña ḳuvvet yaraşur
Nây gibi iñleyen her dem ḥasûd olsun müdâm
Çeng ü ḳânûn ile her dem saña ‘işret yaraşur
Ḥaḳ baġışlasun İlâhî seni ol vâlîdeñe
Kim anuñ bir dânesisin saña rif‘at yaraşur
Ḥamdü-lillâh kim mülâḳât oldı Mihrî Dâ‘iye
Dir görenler ẕâtuña erkân-ı devlet yaraşur
Günümüz Türkçesiyle
1. O mübarek varlığına her an sağlık yakışır; o tertemiz bedenine her zaman rahatlık yakışır.
2. Yüce makamının sarayında gece gündüz neşe ve zevk içinde, sağlığın genişliği içinde güzel hanımınla sohbet etmek yakışır. ("Ḫânum" kelimesi "hanımım" diye de "hanım, hükümdarım" diye de okunabilir; ikinci okumayla: "güzel hükümdarımla sohbet etmek yakışır.")
3. O nazlı varlığından dert uzak olsun; düşmanına gam evinin içinde sıkıntı çekmek yakışır.
4. Sıtma seni niçin tutar? Varsın o kâfir rakibi tutsun. Sana sağlık üstüne sağlık, düşmanına hastalık ve aşağılanma yakışır.
5. Kahır kılıcıyla düşmanının başını kesmek için senin varlığına yüreklilik, koluna da kuvvet yakışır.
6. Kıskanç olan, ney gibi her an inleyip dursun; sana ise çeng ve kanun eşliğinde her an işret meclisi (içkili, sazlı eğlence) yakışır.
7. Allah'ım, Hak seni o annene bağışlasın (onun için seni esirgesin); çünkü sen onun bir tanesisin, sana yücelik yakışır.
8. Allah'a şükür, duacın Mihrî ile görüşme nasip oldu. Seni görenler, "Bu zata devletin ileri gelenleri arasında olmak yakışır" der. (İkinci mısra "Devletin direkleri ona yakışır, ona hizmet eder" diye de anlaşılabilir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Divanın yirmi ikinci gazeli sekiz beyittir ve bir önceki gazel gibi remel bahrinin "Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "yaraşur" (yakışır) fiilidir; kafiye, Arapça kökenli ve "-at/-et" sesiyle biten kelimelerden kurulur: ṣıḥḥat, râḥat, ṣoḥbet, miḥnet, ẕillet, ḳuvvet, ‘işret, rif‘at, devlet. Redifin bir fiil olması, her beyti "şu sana yakışır, bu düşmanına yakışır" biçiminde bir dilek cümlesine dönüştürür ve şiire baştan sona bir dua havası verir.
Arslan neşrinde gazel yalnız İstanbul Üniversitesi nüshasında (Ü 32a) bulunur. Sabiha Gemici de tezinde bu gazelin yalnız Ü nüshasında ve Maştakova'nın 1967 neşrinin dayandığı metinde yer aldığını not eder; Gemici'nin "S" siglasıyla gösterdiği bu metin, Arslan'ın S'si (Ayasofya nüshası) değildir. Ü nüshasının 206 gazel içerdiği düşünülürse, bu şiirin daha az gazel barındıran F, M ve S nüshalarına girmemiş olması şaşırtıcı değildir.
Anlam ve Söz Sanatları
Şiir bir sevgiliye yazılmış gazel kalıbında olsa da içeriği bir "geçmiş olsun" mektubudur. Gülşen Kaya, Mihrî divanında hastalık adlarının geçtiği yerleri incelerken sıtma anlamına gelen "teb" kelimesinin, bir şehzadeye hastalığı dolayısıyla yazılmış bu gazelde geçtiğini belirtir. Dördüncü beyit şiirin merkezidir: "Teb niçün ṭutar seni ṭutsun raḳîb-i kâfiri." Burada "tutmak" fiili, hastalığın insanı yakalaması anlamıyla iki kez kullanılmış; şair dileğini bir yer değiştirme isteği olarak söyler. Sağlık sevilen kişiye, hastalık ve aşağılanma rakibe yakışır. Bu karşıtlık bütün şiire yayılır: üçüncü beyitte dert sevilenden uzak, sıkıntı düşmanın evinde; altıncı beyitte inleme kıskancın, sazlı eğlence memduhun payıdır. Altıncı beyitteki ney, çeng ve kanun bir tenasüp (anlamca birbirine bağlı kelimeleri bir arada kullanma) örneğidir; neyin inleyen sesi de kıskancın hâline benzetilmiştir.
Beşinci beyitteki "tîġ-i ḳahr" (kahır kılıcı) ifadesini Kaya, divanda genellikle memduhun gücünü anlatmak için kullanılan bir terkip olarak gösterir. Kılıç, cesaret ve bilek kuvvetinden söz edilmesi, hitap edilen kişinin sıradan bir sevgili olmadığını, bir yönetici ya da asker şehzade olduğunu düşündürür. Yedinci beyit bu yönden en açık ipucunu verir: "Hak seni o annene bağışlasın, sen onun bir tanesisin." Kaya, divanda "vâlide" kelimesinin yalnız bu beyitte geçtiğini ve şehzadenin annesini kastettiğini söyler. "Bir dânesi" sözü günümüz Türkçesinde olduğu gibi "biricik, çok değerli" anlamı taşır; tek çocuk olduğunu bildirmek zorunda değildir.
Son beyit, şiiri bir ziyaretin ardından yazılmış gibi gösterir: "Ḥamdü-lillâh kim mülâḳât oldı Mihrî Dâ‘iye" (Allah'a şükür, duacın Mihrî ile görüşme oldu). "Dâ‘î" (duacı) kelimesi divan şairlerinin büyüklere yazdığı şiirlerde kendilerini anarken kullandıkları alçakgönüllü bir sıfattır. Şair, hasta olan büyüğü ziyaret etmiş ya da iyileştikten sonra huzuruna çıkmış ve bu sevinci şiire dökmüştür; metin hangisi olduğunu kesinleştirmez.
Tarihî Bağlam
Gazelde hitap edilen kişinin adı geçmez. Kaya'nın yorumuna göre şiir bir şehzadeye yazılmıştır, ancak hangi şehzade olduğu belirtilmez. Mihrî'nin şiirlerini sunduğu şehzadeler arasında divanda adı en çok geçen kişi, Amasya sancakbeyi olan Şehzade Ahmed'dir; Arslan, on yedi kasideden onunun ve muhtevasından anlaşıldığı kadarıyla üç gazelin ona sunulduğunu yazar. Kaya bu üç gazeli 147, 168 ve 196. gazeller olarak sayar; bu gazel o listede yoktur. Divanda Ahmed'in oğlu Şehzade Süleyman'a yazılmış şiirler de bulunur. Bu yüzden gazelin Ahmed'e mi, Süleyman'a mı, yoksa başka bir büyüğe mi yazıldığı kaynaklarda kesinleşmiş değildir. Hastalığın ne zaman geçirildiği de bilinmemektedir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 62, Gazel 22 (Ü 32a); giriş s. 6. ekitap.ktb.gov.tr
Akademik çalışmalar
- Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010, s. 59-61, 98, 100, 294. openaccess.firat.edu.tr
- Sabiha Gemici, Mihrî Hatun Divanı: Karşılaştırmalı Metin, Cümle Yapısı ve Cümle Türleri, doktora tezi, Uludağ Üniversitesi, Balıkesir 1990, s. 464-465 (Gemici'de 23. gazel).
Çevrimiçi kaynaklar






