Özgün Metin

Vezin: Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

Nice bir iñledesin derd ile ey yâr beni
Nice bir öldüresin cevr ile her bâr beni
Gözlerüñ ḳanım içer laḥẓada bir ṣu yerine
Ḳanda buldı ‘acebâ bu iki ḫûn-ḫâr beni
‘Aḳl u dil yoluña gitdi dil ü cân ḳalmış idi
Fürḳatüñ eyledi andan daḫi bîzâr beni
İşidüp derd ile iñledi mi dûlâb daḫi
Girye vü zâr ile her dem dönüp aġlar beni
Fürḳatüñden nice bir Mihrî senüñ cân çekişe
Dostum başuñ içün öldür e ḳurtar beni

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey sevgili, beni ne zamana kadar dertle inleteceksin; ne zamana kadar her defasında eziyetle öldüreceksin.

2. Gözlerin her an su içer gibi kanımı içiyor; bu iki kan dökücü acaba beni nerede buldu. (Beyit iki türlü okunabilir: "ḳanda" kelimesi "nerede" anlamına geldiği gibi "kanda, kan içinde" diye de anlaşılabilir; bu okumada "bu iki kan dökücü beni kanda mı buldu" denmiş olur.)

3. Aklım ve gönlüm senin yoluna gitti, geriye bir gönül ve bir can kalmıştı; ayrılığın beni onlardan da bezdirdi.

4. Su dolabı (dönerken gıcırdayıp inleyen su çarkı) da benim dertle inlediğimi mi işitti ki her an dönüp ağlayıp inleyerek benim için ağlıyor.

5. Mihrî senin ayrılığından ne zamana kadar can çekişsin; dostum, başın için (Allah aşkına), öldür de kurtar beni.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Divanın iki yüz sekizinci gazeli beş beyittir ve remel bahrinin "Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redifi "beni"dir; kafiye "-ar" sesiyle kurulur: yâr, bâr, ḫûn-ḫâr, bîzâr, aġlar, ḳurtar. Son iki kelimede ünlü uzun değildir, kafiye kulağa dayalı bir uyumla sürdürülür. Gazel F, S ve Ü nüshalarında bulunur; nüshalar arasında yalnız üçüncü beyitte "yoluña / yolına" farkı vardır. İlk beyitteki iki "nice bir" (ne zamana kadar) sorusu, makta beytinde yeniden karşımıza çıkar ve gazelin başını sonuna bağlar.

Tarihî Bağlam

Bu gazel, Mihrî'nin Necâtî'nin şiirlerine yazdığı nazireler arasındadır. Metin Hakverdioğlu, kaynaklarda sık sık tekrarlanan "Mihrî, Necâtî'nin mukallididir" yargısını sınamak için iki divanı tarayarak Mihrî'nin Necâtî'ye yazdığı yirmi nazireyi yan yana getirmiş ve bu gazelleri kafiye, redif, vezin ve içerik bakımından birbirinin eşi olmalarına bakarak seçtiğini belirtmiştir. Karşılaştırmanın son çifti bu gazeldir. Necâtî'nin gazeli de aynı vezinle, aynı "-âr beni" kafiye ve redifiyle yazılmıştır ve şu matlaıyla başlar: "Nice bir iñledesiñ derdile ey yâr beni / Raḥm ḳıl başuñ içün şöyle ḳoma zâr beni". Mihrî'nin ilk mısraı, Necâtî'nin ilk mısraını hemen hemen kelimesi kelimesine tekrarlar. Necâtî'nin matlaındaki "başuñ içün" yemini Mihrî'nin makta beytinde yeniden görünür; Necâtî'nin ikinci beyitteki "Evvel öldür kerem eyle beni zinhâr beni" isteği de Mihrî'nin "öldür e ḳurtar beni" sözüyle karşılık bulur. Necâtî'nin makta beyti ise "Diyesin derd ile iñlerdi Necâtî miskîn / Ey ṣabâ ṣorar ise ol yüzi gül-zâr beni" mısralarıyla, "derd ile iñlemek" sözünü bir kez daha tekrar eder.

Mihrî'nin Necâtî ile ilişkisi tezkirelerden beri tartışılır. Latîfî'ye göre Necâtî, "Ey benüm şi‘rüme naẓîre diyen" diye başlayan bir kıt‘ayı Mihrî için yazmıştır; ancak Enes İlhan, bir Necâtî Dîvânı nüshasında bu kıt‘anın Revânî'ye yazıldığı kaydını bularak bu rivayeti sorgular. Hakverdioğlu'nun çalışması bu tartışmanın şiirdeki somut izlerini gösterir: Mihrî, Necâtî'nin zeminini alır, ilk mısraını korur, ama beyitlerin çoğunu kendi imgeleriyle kurar. Göz, kan ve su dolabı imgeleri Necâtî'nin gazelinde bulunmaz.

Sıtkı Nazik de Mihrî ile Tâcîzâde Cafer Çelebi'nin benzer redifli şiirlerini karşılaştırırken bu gazeli Cafer Çelebi'nin "beni" redifli gazelleriyle yan yana koyar. Nazik'e göre iki şair de sevgilinin tavırlarının ve bazı güzelliklerinin âşık üzerindeki öldürücü etkisi üzerinde durur; Mihrî öldürücülüğü sevgilinin cevrine, verdiği derde ve gözlerine bağlar.

Anlam ve Söz Sanatları

İkinci beyit, gazelin en çok yoruma açık beytidir. Sevgilinin gözleri su içer gibi kan içen iki "ḫûn-ḫâr"a, iki kan dökücüye benzetilir. Nazik, "ḳanda" kelimesinin "nerede" anlamına da gelebildiğini, bu yüzden mısraın "Bu iki kan dökücü acaba beni nerede buldu" şeklinde de anlaşılabileceğini belirtir. Kelimenin hem "kanda" hem "nerede" diye okunabilmesi, bir önceki mısradaki "ḳanım içer" sözüyle birleşince beyte tevriye kazandırır. "Ṣu" ile "ḳan" ve "içmek" kelimeleri arasında da tenasüp vardır.

Üçüncü beyit, âşığın elinde kalanları sayar. Akıl ve gönül zaten sevgilinin yoluna gitmiştir; geriye kalan da ayrılık yüzünden bezginliğe düşmüştür. Mısrada "dil" kelimesinin iki kez geçmesi, kayıpların birbiri ardınca sayıldığı bir döküm havası verir.

Dördüncü beyit, Mihrî'nin kendi buluşudur ve gazelin en özgün imgesini taşır. Bahçe ve tarlaları sulamak için kullanılan, dönerken gıcırtılı bir ses çıkaran su dolabı, âşığın inleyişini duymuş da ona ağlıyormuş gibi anlatılır. Dolabın dönüşü, sesi ve döktüğü su, ağlayan bir insanın hâlleriyle eşleştirilir; bu yönüyle beyitte hüsn-i talil (güzel bir sebep gösterme) ve teşhis (cansız varlığa insan özelliği verme) sanatları birlikte kullanılmıştır. "Dönüp" kelimesi hem dolabın dönmesini hem de dönüp bakmayı düşündürür; "girye vü zâr" ise ağlamayı ve inlemeyi bir arada anar.

Makta beytinde Mihrî, ilk beyitteki şikâyeti son noktaya taşır: ayrılıkta can çekişmektense ölmeyi ister. "Başuñ içün" sözü, eski Türkçede yalvarırken kullanılan bir yemin kalıbıdır. Âşığın sevgiliden ölümü bir lütuf olarak istemesi divan şiirinde bilinen bir tavırdır; Necâtî'nin gazelinde de aynı istek vardır. Mihrî bu isteği "ḳurtar" kelimesiyle bitirir ve ölümü bir kurtuluş olarak adlandırır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 159-160, Gazel 208 (F 70b, S 72a, Ü 76a). ekitap.ktb.gov.tr
  • Latîfî, Tezkiretü'ş-Şu‘arâ ve Tabsıratü'n-Nuzamâ, hzl. Rıdvan Canım, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı e-kitap, 2018, s. 496-498 (Mihrî maddesi).

Akademik çalışmalar

  • Metin Hakverdioğlu, "Mihrî Hâtun'un Necâtî Bey'in Şiirlerine Nazîreleri", Turkish Studies 4/2 (Kış 2009), s. 522-551 (genel değerlendirme s. 524-527; karşılaştırma: Necâtî DCXXXIII / Mihrî CCXIV, yazarın kendi edisyonundaki numarayla, s. 550-551), doi:10.7827/TurkishStudies.638.
  • Sıtkı Nazik, "Benzer Redifli Şiirleri Bağlamında Mihrî Hatun ve Tâcî-zâde Cafer Çelebi'nin Karşılaştırılması", Uluslararası Amasya Âlimleri Sempozyumu Bildiriler Kitabı II, Amasya 2017, s. 140-141. https://isamveri.org/pdfdrg/G00226/2017/2017_NAZIKS.pdf
  • Enes İlhan, "Mihrî Hâtun mu Revânî mi? 'Ey Benüm Şiirüme Nazire Diyen' Kim?", Hikmet-Akademik Edebiyat Dergisi 10/20 (2024), s. 148-170. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/3697235

Diğer kaynaklar

  • Didem Havlioğlu (ed.), "Ğazeliyyāt-ı Mihri-i Hāqīre", türkoloji-iran, 2007 (gazelin farklı bir çeviriyazısı, 214. gazel).

Çevrimiçi kaynaklar