Özgün Metin

Vezin: Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

Çekmeyen bilmez nedür yârüñ cefâsı özgedür
Düşmeyen bilmez nedür hecrüñ belâsı özgedür
Olmayan ‘âşıḳ ne bilsün ehl-i ‘aşḳuñ ḥâlini
Şerḥ olunmaz bu beyânuñ mâ-cerâsı özgedür
Râstî seyr eyle ‘uşşâḳı nevâlar gösterür
Dilleri ḥayrân ider ‘aşḳuñ ṣadâsı özgedür
Ḫalvetüñde zâhidâ ‘ayb itme ehl-i ‘aşḳa sen
Ḳünc-i ġamda ‘âşıḳuñ da bî-riyâsı özgedür
İşüñ altun itmek isterseñ yüzüñ zer eylegil
Ṭâlib-i iksîr-i ‘aşḳ ol kîmyâsı özgedür
Bûy-ı zülf-i dilberüñ ġayrin getürme ey ṣabâ
Bu dil-i sûzânuma ḳıble hevâsı özgedür
Bir ṭabîbe ben didüm bîmâr-ı ‘aşḳa çâre ne
Didi dilber vaṣlıdur anuñ devâsı özgedür
Bir perînüñ ḥalḳa-i zülfine nâ-gâh oldı ṣayd
Şimdi Mihrî miskinüñ dâm-ı belâsı özgedür

Günümüz Türkçesiyle

1. Çekmeyen, sevgilinin eziyeti nedir bilmez; o bambaşka bir şeydir. Ayrılığa düşmeyen, ayrılığın belası nedir bilmez; o da bambaşkadır.

2. Âşık olmayan, aşk ehlinin hâlini nereden bilsin? Bu hâl anlatmakla açıklanamaz; onun serüveni başkadır.

3. Doğrusu, âşıkları bir seyret; ne nağmeler gösterirler. Aşkın sesi başkadır, gönülleri hayran bırakır. ("Râst", "nevâ" ve "‘uşşâḳ" aynı zamanda üç musiki makamının adıdır; "râstî" doğrusu, "nevâ" nağme, "‘uşşâḳ" âşıklar anlamıyla okunurken makam adları da çağrıştırılır.)

4. Ey zahit, sen inziva köşende aşk ehlini ayıplama; gam köşesine çekilmiş âşığın riyasızlığı da başkadır.

5. İşini altın etmek istersen yüzünü altın gibi sarart; aşk iksirinin peşine düş, onun kimyası başkadır. (Eski simyada iksir, değersiz madeni altına çevirdiğine inanılan maddedir. Aşk acısıyla sararan yüz altına benzetilir.)

6. Ey sabah rüzgârı, sevgilinin saçının kokusundan başka bir şey getirme; bu yanık gönlümün kıblesinin havası başkadır. (Âşığın kıblesi, yani yöneldiği yer sevgilidir. "Hevâ" hem esinti hem de istek, arzu anlamına gelir; gönlün özlediği yalnız sevgiliden esen rüzgârdır.)

7. Bir hekime "Aşk hastasının çaresi ne?" dedim. "Sevgiliye kavuşmaktır; onun ilacı başkadır" dedi.

8. Zavallı Mihrî ansızın bir perinin saçlarının halkasına av oldu; şimdi onun düştüğü bela tuzağı başkadır.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Arslan neşrinde otuz birinci sırada yer alan gazel sekiz beyittir ve dört nüshada da bulunur (F 43a, M 61a, S 45b, Ü 34b). Vezni "Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün" kalıbıdır; remel bahrinin bu uzun ve ağırbaşlı kalıbı, divan gazellerinde en sık kullanılan ölçülerden biridir. Redif "özgedür" (başkadır) kelimesidir; kafiyeyi cefâsı, belâsı, mâ-cerâsı, ṣadâsı, bî-riyâsı, kîmyâsı, hevâsı ve devâsı kelimelerindeki "-âsı" sesi kurar. "Belâsı" kelimesi matlada ayrılık belası, son beyitte ise tuzağın belası olarak iki kez kullanılmıştır. Şiirin kime ve ne zaman yazıldığına dair bir bilgi yoktur.

Redif şiirin konusunu da belirler. Her beyit aşkla ilgili bir şeyin "başka", yani sıradan ölçülerle tartılamaz olduğunu söyler: sevgilinin cefası, ayrılığın belası, âşığın serüveni, aşkın sesi, âşığın riyasızlığı, aşkın kimyası, sevgiliden esen rüzgâr, aşk hastalığının ilacı ve sonunda şairin düştüğü tuzak. Gazel böylece aşkın ancak yaşayan tarafından anlaşılabileceği düşüncesini sekiz ayrı görünüşüyle işler. Gülşen Kaya, Mihrî divanındaki âşık tasavvurunu özetlerken bu fikri "âşıklığın macerası başkadır ve bunu ancak âşık olanlar anlayabilir" diye ifade eder ve ikinci beyti örnek gösterir.

Anlam ve Söz Sanatları

Matla beytinin iki mısraı aynı yapıyla kurulmuştur: "Çekmeyen bilmez nedür… / Düşmeyen bilmez nedür…". Bu paralellik beyte bir atasözü sağlamlığı kazandırır. Kaya, divandaki hicran bahsini bu beyitle bağlar: hasretin belasını ve sevgilinin cefasını çekmeyen, bunların acısının ne kadar başka olduğunu bilemez.

Üçüncü beyit musiki terimleriyle örülüdür. Kaya, Mihrî'nin ‘uşşâk, râst, nevâ ve şehnâz makamlarını çoğu zaman iki anlamlı olarak kullandığını, "sadâ" ve "perde" gibi terimleri de aynı biçimde şiire kattığını gösterir. Bu beyitte "râstî" (doğrusu), "‘uşşâḳ" (âşıklar) ve "nevâ" (nağme) kelimeleri cümlede kendi anlamlarıyla dururken üç makamın adını da hatırlatır; bir kelimenin yakın ve uzak iki anlamını birlikte kullanmaya tevriye denir. "Ṣadâ" (ses) kelimesi bu musiki havasını tamamlar.

Dördüncü beyit divan şiirinin bilinen zahit ile âşık karşıtlığına dayanır. Kaya'nın belirttiği gibi Mihrî, halvethanede oturan zahidin riyakârlığı karşısında gam köşesini kendine yurt edinmiş riyasız âşığı daha değerli sayar. "Ḫalvet" ile "künc" (köşe) burada iki ayrı yalnızlığın adıdır: biri gösterişli bir ibadetin, öteki sessiz bir acının yeri.

Beşinci beyitte aşk bir simya işlemine benzetilir. Kaya, divanda toprak başta olmak üzere çeşitli maddelerden altın elde etme ilmi olan kimyanın ve onun hammaddesi iksirin sıkça işlendiğini, aşkın da iksir ve kimya olarak anlatıldığını belirtir; aşk iksirinin talibi olan âşığın yüzünü ve gönlünü altın kılar. "Altun" ile "zer" aynı şeyin Türkçe ve Farsça adlarıdır, "iksîr" ile "kîmyâ" da aynı ilmin terimleridir (tenasüp).

Yedinci beyit kısa bir konuşmadır. Âşık hekime gider, hekim de kavuşmadan başka çare olmadığını söyler. Kaya, Mihrî divanında aşkın tabibin tedavi edemeyeceği bir hastalık olarak düşünüldüğünü ve tek devanın sevgilinin vuslatı sayıldığını bu beyitle örnekler. "Ṭabîb", "bîmâr", "çâre" ve "devâ" kelimeleri birbirini çağıran bir küme oluşturur. Son beyitte ise av ve tuzak benzetmesine geçilir: Kaya'nın gösterdiği gibi bu benzetmede âşığın gönlü avlanan kuş, sevgilinin saçı da tuzaktır. Saçın "halka"sı, kıvrımlarıyla tuzağın ilmeklerini hatırlatır; "perî" kelimesi ise sevgilinin insan üstü güzelliğini anlatır.

Nüsha farkları sınırlıdır: üçüncü beyitte M ve S nüshaları "eyle" yerine "eyler" okur; beşinci beyitte F nüshası "yüzüñ" yerine "yüzin" kaydeder.

Kaynakça

  • Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 67, Gazel 31 (F 43a, M 61a, S 45b, Ü 34b) ve nüsha farkları dipnotları. ekitap.ktb.gov.tr
  • Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010 (âşık, zâhid, musiki, kimya, tabib, av ve hicran bahisleri). openaccess.firat.edu.tr