Özgün Metin
Vezin: Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün
Dilberüñ bâġ-ı cemâli ki ḳış u yaz açılur
Ṣan cinân gülşenidür gülleri ṭurmaz açılur
Nice şerḥ eyleyeyin ġonca dehânı ḫaberin
Nâ-gehân nâz-ı nihândan yine bir râz açılur
Ḳorḳaram la‘l-i lebinüñ ḫaberin söylemege
Nâ-gehân genc-i nihândan yine bir râz açılur
Her ḳaçan kim iderem ‘aşḳı hevâsında ṣadâ
Āhımuñ perdelerinden nice şehnâz açılur
Araram ḥüsn kitâbın ki vefâ resmi bulam
Hâ cefâ bâbı ile mes’ele-i nâz açılur
Muṣḥaf-ı ḥüsnini gördüñ çün oḳı Sûre-i Nûr
Mihrî ‘âşıḳlara ‘âlemde bu fâl az açılur
Günümüz Türkçesiyle
1. Sevgilinin güzellik bahçesi kışın da yazın da çiçek açar; sanki cennetin gül bahçesidir, gülleri durmadan açılır. (Güllerin açılması, sevgilinin konuşmak için dudaklarını aralamasını da anlatır.)
2. O gonca ağızlının haberini nasıl anlatayım? Ansızın gizli nazından yine bir sır açığa çıkar. (Gonca ağız, konuştuğunda açılan bir tomurcuk gibidir. Kimi okumalarda "nâz" yerine "nâr" geçer; o zaman mısra "gizli ateşten yine bir sır açılır" anlamına gelir.)
3. Onun lal dudağının haberini söylemekten korkarım; ansızın gizli hazineden yine bir sır açığa çıkar. (Lal, kırmızı renkli değerli bir taştır ve dudağa benzetilir; değerli taş ile gizli hazine birbirini çağırır.)
4. Ne zaman onun aşkının havasıyla bir ses çıkarsam, ahımın perdelerinden nice şehnaz açılır. ("Hevâ" hem hava, esinti hem de ezgi anlamına gelir; "perde" hem musikide ses perdesi hem örtüdür; "şehnâz" hem bir makamın adı hem de "şahın nazı" demektir. Âşığın ahı, sevgilinin nazını dile getiren bir ezgiye dönüşür.)
5. Vefa âdetini bulayım diye güzellik kitabını karıştırırım; işte, cefa bölümüyle birlikte naz meselesi açılır. ("Bâb" hem kapı hem kitap bölümü, "mes’ele" kitapta işlenen konu demektir. Âşık sevgilinin kitabında vefa arar, karşısına cefa ve naz çıkar.)
6. Mihrî, onun güzelliğinin Mushaf'ını gördün; öyleyse Nur suresini oku. Âşıklara dünyada böyle bir fal az açılır. (Eskiden Kur'an rastgele açılıp çıkan sayfaya göre fal tutulurdu. Sevgilinin yüzü Kur'an'a benzetilmiş, yüzün aydınlığı da "ışık" anlamına gelen Nur suresiyle anlatılmıştır.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Arslan neşrinin otuz dördüncü gazeli altı beyittir ve yalnız iki nüshada, M (53b) ile Ü (35b) nüshalarında bulunur. Vezni "Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün" kalıbıdır. Redif "açılur" (açılır) fiilidir; kafiyeyi yaz, ṭurmaz, râz, şehnâz, nâz ve az kelimelerindeki "-az" sesi kurar. Şiirin kime ve ne zaman yazıldığına dair bir bilgi yoktur.
Gazelin metninde bir sorun dikkati çeker: ikinci ve üçüncü beyitlerin ikinci mısraları neredeyse aynıdır ("Nâ-gehân nâz-ı nihândan yine bir râz açılur" ve "Nâ-gehân genc-i nihândan yine bir râz açılur"); böylece "râz" kelimesi iki kez kafiye olur. Nüshalar burada birbirini tutmaz. Arslan'ın dipnotuna göre M nüshasında ikinci beytin ikinci mısraı "Nâ-gehân" yerine "Ḳorḳaram" ile başlar; bu kelime üçüncü beytin ilk mısraının da başındadır. Didem Havlioğlu'nun elektronik metni aynı mısrada "nâz-ı nihân" (gizli naz) yerine "nâr-ı nihân" (gizli ateş) okur.
Anlam ve Söz Sanatları
Redif, gazelin bütününe bir "açılma" hareketi verir: gül açılır, sır açılır, makam açılır, kitap açılır, fal açılır. Aynı fiil her beyitte başka bir anlam alanına taşınır ve şiir bu çeşitlemeden güç alır.
İlk beyit cennet benzetmesiyle açılır. Gülşen Kaya, Mihrî divanında cennetin sevgilinin bulunduğu yeri ya da güzelliğini anlatmak için kullanıldığını belirtir ve bu beyti örnek verir. Kaya'ya göre cemal gül bahçesine benzetilirken güller dudaklardır ve güllerin açılması sevgilinin konuşması anlamına gelir; güller bitmeyen bir baharın içindedir, toplamakla tükenmez. Kaya bu beyit için tasavvufî bir okuma da önerir: tecellinin merkezi olan cemal birliği (vahdet) temsil eder, güllerin durmadan açılması ise çokluğa (kesret) işaret eder. Bu ikinci okuma beytin doğrudan anlamı değil, yorumcunun eklediği bir katmandır.
Dördüncü beyit musiki terimleriyle kurulmuştur. Kaya, Mihrî'nin şehnâz başta olmak üzere makam adlarını ve "ṣadâ", "perde" gibi terimleri çoğu zaman tevriyeli, yani iki anlamlı olarak kullandığını gösterir. Burada "hevâ", "ṣadâ", "perde" ve "şehnâz" musikiye ait bir küme oluşturur (tenasüp). "Şehnâz" kelimesi hem makamın adı hem de "şahın nazı" anlamıyla okunabildiği için beyit, âşığın inleyişinden sevgilinin nazına dair ezgiler doğduğunu söyler.
Beşinci ve altıncı beyitler kitap imgesini paylaşır. Beşinci beyitte sevgilinin güzelliği bir kitaptır: âşık onda vefa âdetini arar, ama sayfaları açtıkça "cefa bâbı" ve "naz meselesi" çıkar. "Kitâb", "bâb", "mes’ele" ve "resm" kelimeleri birbirini tamamlar. Altıncı beyitte bu kitap kutsal kitaba dönüşür. Kaya, Mihrî divanında "Mushaf", "hüsn kitabı", "Mushaf-ı hüsn" ve "cemâl mushafı" ifadeleriyle sevgilinin yüzünün Kur'an'a benzetildiğini, kutsal kitapla niyete göre fal açma geleneğinin de anıldığını belirtir; bu beyti âyetlere yapılan göndermeler arasında, Nur suresinin adının doğrudan geçtiği örnek olarak verir. Sevgilinin yüzü Mushaf olunca, bu yüzün aydınlığı da Nur suresine karşılık gelir. "Fâl" kelimesi rediften gelen "açılur" ile birleşerek "fal açılmak" deyimini oluşturur; mahlas beytinde böylece hem kitabın hem talihin açılması bir arada anlatılır.
Öteki nüsha farkları küçüktür: M nüshası ikinci beyitte "eyleyeyin" yerine "eyleyeyim", "dehânı" yerine "dehânuñ", altıncı beyitte "Muṣḥaf-ı" yerine "Muṣḥafı" okur.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 68-69, Gazel 34 (M 53b, Ü 35b) ve nüsha farkları dipnotları. ekitap.ktb.gov.tr
Akademik çalışmalar
- Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010 (âyetler, cennet, musiki ve fal bahisleri). openaccess.firat.edu.tr
Kitaplar
- Didem Havlioğlu (hzl.), Ġazeliyyât-ı Mihrî-i Ḥaḳîre, OTAP elektronik edisyonu, gazel 35 (türkoloji-iran sayfasında yayımlanan metin, 2007).
Çevrimiçi kaynaklar






