Özgün Metin

Vezin: Mef‘ûlü Fâ‘ilâtü Mefâ‘îlü Fâ‘ilün

Çeşmüme dil uyup ruḫ-ı dildâra gitdiler
Göz göre gör beni nice odlara atdılar
Dil düzdi bâġ-ı ḥüsnine el ṣunmasun deyü
Zülf-i siyâh-ı mârı gülistânda yatdılar
Gül ruḫlarına beñzerem anuñ dimiş meger
Sûsenler üstine yüriyüp dil uzatdılar
Nâzüklük ile mîvesin aldum dehânınuñ
Gör bâġ-bânı ya‘ni ki uġrı gözetdiler
Öldürmege götürdi deyü müdde‘îyi yâr
Çeşmiyle ġamzesi baña birden göz itdiler
Didüm raḳîbi dâra ‘aceb aṣdılar m'ola
Bir ḫayr aġızlu didi ki çoḳdan uzatdılar
Deprendügince ḳût virür câna leblerüñ
Şîrîn sözüñ kelâmına şekker mi ḳatdılar
Bî-mihri Mihrî sevme didüm pend ṭutmaduñ
Her cevri ki'tdiler saña anlar ḫoş itdiler

Günümüz Türkçesiyle

1. Gönlüm gözüme uydu, ikisi birlikte sevgilinin yanağına gittiler; bak, göz göre göre beni ne ateşlere attılar. (Sevgilinin al yanağı, kızıllığı yüzünden ateşe benzetilir. "Göz göre" deyimi, suçlulardan birinin göz olmasıyla ikinci bir anlam kazanır.)

2. Hırsız gönül güzellik bahçesine el uzatmasın diye, gül bahçesine yılan gibi siyah saçı yatırdılar. (Yanak gül bahçesine, yanağın üstüne düşen siyah saç da bahçeyi bekleyen yılana benzetilmiştir.)

3. Gül, "Ben onun yanaklarına benzerim" demiş olmalı; süsenler bunun üzerine gülün üstüne yürüyüp ona dil uzattılar. (Süsen çiçeğinin uzun ve sivri yaprakları dile benzetilir. "Dil uzatmak" hem yaprakların uzanmasını hem de laf atmayı anlatır.)

4. Ağzının meyvesini incelikle, nazlıca aldım; bak, bahçıvanlar hırsız kollayıp duruyorlardı. Beyit iki türlü okunabilir: bahçeyi bekleyenler hırsızı gözetirken âşık meyveyi yine de almıştır; ya da âşık meyveyi aldıktan sonra bahçıvanın onu hırsız diye gözetlemeye başladığı anlatılır.

5. "Sevgili rakibi öldürmeye götürdü" der gibi, onun gözü ile süzgün bakışı (gamzesi) bana aynı anda göz kırptılar.

6. "Acaba rakibi darağacına astılar mı?" dedim. Ağzı hayırlı biri, "Çoktan uzattılar" dedi. (Buradaki "uzatmak", asılan kişinin ipte uzanıp kalmasını anlatır; aynı fiil üçüncü beyitte "dil uzatmak" anlamında geçmişti.)

7. Dudakların kıpırdadıkça cana azık verir; tatlı sözünün içine şeker mi kattılar? ("Kût", canı besleyen azık demektir. "Şîrîn" hem tatlı hem de hoş anlamındadır.)

8. "Mihrî, o sevgisiz vefasızı sevme" dedim, öğüdümü tutmadın. Beyit iki türlü okunabilir: ya sana ettikleri her cefayı yerinde ettiler, bunu hak ettin; ya da sana ettikleri her cefayı sen hoş gördün, katlandın.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Arslan neşrinin otuzuncu gazeli sekiz beyittir ve dört nüshanın dördünde de (F 37a, M 52a, S 39b, Ü 34b) bulunur. Vezni aruzun "Mef‘ûlü Fâ‘ilâtü Mefâ‘îlü Fâ‘ilün" kalıbıdır; divan şiirinde en sık kullanılan bu uzun kalıp, anlatıya ve söyleşiye elverişlidir. Redif, çoğul geçmiş zaman eki olan "-dılar/-diler"dir; kafiyeyi atdı, yatdı, uzatdı, gözetdi, ḳatdı gibi kelimelerdeki "-t" sesi kurar. Kafiye kelimelerinden ikisi şiirde farklı anlamlarla tekrar edilir: "uzatdılar" üçüncü beyitte "dil uzatmak", altıncı beyitte asılan birinin ipte uzanması anlamındadır; "itdiler" ise beşinci beyitte "göz etmek" (göz kırpmak), son beyitte "hoş etmek" deyimlerinin parçasıdır. Şiirin kime ve hangi vesileyle yazıldığına dair bir bilgi yoktur.

Gazelin dikkat çeken yanı küçük sahnelerden kurulmasıdır. Beyitlerin çoğunda bir şey olur: gönül ile göz yanağa gider, birileri bahçeye yılan yatırır, süsenler gülün üstüne yürür, göz ile gamze birbirine göz kırpar, âşık birine soru sorar ve cevap alır. Altıncı ve sekizinci beyitler "didüm" (dedim) ile başlayan kısa konuşmalardır. Bu canlılık, gazeli tek bir duygunun tekrarından çıkarıp olaylı bir anlatıya yaklaştırır.

Anlam ve Söz Sanatları

Şiirin imgeleri sevgilinin yüzünü bir bahçe olarak düşünmeye dayanır. Gülşen Kaya, Mihrî'nin saçı yılana benzetmesini incelerken ikinci beyti örnek gösterir: siyah, uzun ve dalgalı saç yüzü örttüğü için hazineyi ya da bahçeyi bekleyen yılan gibi düşünülür, âşığın gönlü de bu bahçeye girmek isteyen hırsız olur. Dördüncü beyitteki "bâġ-bân" (bahçıvan) ve "uġrı" (hırsız) kelimeleri aynı benzetmeyi sürdürür; sevgilinin ağzı bu bahçenin meyvesidir. Böylece bahçe, meyve, hırsız ve bekçi kavramları beyitler boyunca birbirine bağlanır (tenasüp).

Üçüncü beyit, bir doğa olayına şiirsel bir sebep bulan güzel bir örnektir. Kaya'nın belirttiği gibi süsenin uzun, sivri yaprakları divan şiirinde dile benzetilir. Şair, süsenlerin yapraklarını gülün üstüne doğru uzatmasını, gülün kendini sevgilinin yanağına benzetme cüretine bir tepki olarak yorumlar. Gerçek sebebin yerine hayalî bir sebep koymaya hüsn-i ta‘lîl denir. Aynı beyitte gül ile süsenin konuşup yürümesi de onlara insan özellikleri verildiğini gösterir (teşhis).

Yedinci beyitte dudak ile söz arasındaki ilişki tat üzerinden kurulur. Kaya, Mihrî divanında dudakların tat bakımından şekere benzetildiğini ve ağızdan çıkan tatlı sözün de böylece anlatıldığını belirtirken bu beyti örnek verir.

Altıncı beytin hafif alaycı havası gazele ayrı bir renk katar. Âşık, rakibin darağacına çekilip çekilmediğini merakla sorar, "ağzı hayırlı" biri de ona müjde verir gibi rakibin çoktan asıldığını söyler. Bir önceki beyitte göz ile gamzenin âşığa göz kırpıp rakibin öldürülmeye götürüldüğünü haber vermesiyle birlikte düşünülünce, şiirin ortasında rakibin cezalandırılmasını hayal eden kısa bir sahne kurulduğu görülür.

Son beyitte mahlasla bir kelime oyunu yapılır: "bî-mihr" (sevgisiz, vefasız) ile "Mihrî" yan yana gelir. "Mihr" hem sevgi hem güneş anlamına geldiği için şairin mahlası şiirde çoğu zaman bu tür oyunlara konu olur. Âşık burada kendine öğüt veren bir sese dönüşür; öğüt tutulmamış, cefa da kaçınılmaz olmuştur.

Nüshalar arasındaki farklar anlamı yer yer değiştirir. İkinci beyitte F nüshası "mârı" (yılanı) yerine "yâri" okur. Üçüncü beyitte Ü nüshasında "beñzerem" (benzerim) yerine "beñzedüm" (benzettim) vardır; Havlioğlu'nun elektronik metni de bu okumayı verir ve yedinci beyitte "ḳût virür" yerine "ḳuvvet virür" okur. Beşinci beyitte F nüshası "itdiler" yerine "atdılar" kaydeder.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 66-67, Gazel 30 (F 37a, M 52a, S 39b, Ü 34b) ve nüsha farkları dipnotları. ekitap.ktb.gov.tr

Akademik çalışmalar

  • Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010 (mâr, sûsen ve şeker bahisleri). openaccess.firat.edu.tr

Kitaplar

  • Didem Havlioğlu (hzl.), Ġazeliyyât-ı Mihrî-i Ḥaḳîre, OTAP elektronik edisyonu, gazel 31 (türkoloji-iran sayfasında yayımlanan metin, 2007).

Çevrimiçi kaynaklar