Özgün Metin

Vezin: Fe‘ilâtün Mefâ‘ilün Fe‘ilün

Cân virürüm saña behey kâfir
Bir naẓar ḳıl baña behey kâfir
Sen gül idüñ çemende ben bülbül
Ol zamânı añ a behey kâfir
Beni cevri ile sen öldürmek
Kim görübdür revâ behey kâfir
Çekmişem ben cefâñı biñ kerre
Sen de it bir vefâ behey kâfir
Bizi bir bûse ile yâd itseñ
Olmaz idi ḫaṭâ behey kâfir
Dil ki derd-mendüñdür evvelden
Derdine ḳıl devâ behey kâfir
Cân u dilden saña bu ‘âlemde
Mihrî'dür mübtelâ behey kâfir

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey kâfir, sana canımı veririm; bana bir kez olsun bak. ("Behey" bir seslenme ünlemidir. "Kâfir" ise divan şiirinde âşığa acımayan, yüz vermeyen, insafsız sevgili için kullanılan bir sıfattır.)

2. Sen bahçede gül idin, ben de bülbül; ey kâfir, o zamanı bir hatırla.

3. Ey kâfir, beni zulmünle öldürmeyi kim reva görmüş, kim doğru bulmuş?

4. Ben senin eziyetini bin kez çektim; ey kâfir, sen de bir kez vefa göster.

5. Bizi bir öpücükle ansan, bunda bir kusur olmazdı, ey kâfir.

6. Gönül eskiden beri senin derdinle dertlidir; ey kâfir, onun derdine bir çare bul.

7. Ey kâfir, bu dünyada canıyla gönlüyle sana tutulmuş olan Mihrî'dir.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Mehmet Arslan'ın neşrinde yirmi dokuzuncu sırada yer alan gazel yedi beyittir ve divanın "Ḥarfü'r-Râ" bölümünde bulunur; divan gazelleri redifin son harfine göre dizildiği için "kâfir" kelimesiyle biten bu şiir r harfinin altına girmiştir. Vezni "Fe‘ilâtün Mefâ‘ilün Fe‘ilün" kalıbıdır. Her mısraı on bir heceden oluşan bu kısa kalıp, gazele hızlı ve konuşma diline yakın bir akış verir. Redif "behey kâfir" seslenmesidir; kafiyeyi saña, baña, aña, revâ, vefâ, ḫaṭâ, devâ ve mübtelâ kelimelerinin sonundaki uzun "â" sesi kurar. Matla beytinin iki mısraı da aynı redifle bittiği için seslenme yedi beyitlik şiirde sekiz kez duyulur; bu tekrar şiire bir yakarış havası verir.

Gazel, neşrin dayandığı dört nüshadan yalnız Ü nüshasında (34a) bulunur. Arslan, altıncı beytin ilk mısraında ("Dil ki derd-mendüñdür evvelden") veznin bozuk olduğunu dipnotta belirtir; bu, metnin tek nüshaya dayanmasının bir sonucu olabilir. İkinci beyitte neşirde "añ a" biçiminde basılan söz, Didem Havlioğlu'nun elektronik metninde "aña" olarak okunmuştur; her iki durumda da "o zamanı an, hatırla" anlamı değişmez. Şiirin kime ve ne zaman yazıldığına dair bir bilgi yoktur.

Anlam ve Söz Sanatları

Şiirin bütün ağırlığı sevgiliye yöneltilen "kâfir" hitabında toplanır. Gülşen Kaya, Mihrî divanındaki kâfir, sanem ve büt benzetmelerini incelerken sevgiliye bu sıfatın ilgisizliği ve zalimliği yüzünden verildiğini belirtir: âşık sevgilinin yoluna can verir, karşılığında yalnız bir bakış bekler; sevgili ise yüz vermez, çektirdiği cefayı anmaz ve derde deva olmaz. Kaya, bu sıfatın anlamını göstermek için tam da bu gazelin üçüncü beytini örnek seçer. Gazelin akışı bu tanımla örtüşür: birinci beyitte bir bakış istenir, dördüncüde bir kez olsun vefa, beşincide bir öpücük, altıncıda derde çare. İstekler küçülerek sıralanır ve her biri reddedilmiş bir dileğin ağırlığını taşır.

İkinci beyit gazelin en dikkat çekici yeridir. Gül ile bülbül, divan şiirinde sevgili ile âşığın en bilinen karşılığıdır; Kaya, bu benzetmenin sevgilinin güle, âşığın bülbüle, rakibin dikene benzetilmesine dayandığını ve Mihrî'nin bu beyti örnek olarak verdiğini gösterir. Ancak burada fiil geçmiş zamandadır: "Sen gül idüñ, ben bülbül." Şair, bir zamanlar karşılıklı olan bir yakınlığı hatırlatır ve sevgiliden o günü anmasını ister. Gazelin geri kalanındaki sitem bu hatırlatmadan güç alır.

Söz sanatları sade tutulmuştur. Üçüncü beyitteki "Kim görübdür revâ" sorusu cevap beklemeyen, bir şeyi reddetmek için sorulan bir sorudur (istifham). Dördüncü beyitte "cefâ" ile "vefâ", altıncı beyitte "derd" ile "devâ" karşıt ya da birbirini tamamlayan kavramlar olarak yan yana getirilmiştir (tezat ve tenasüp). Son beyitteki "cân u dil" ikilemesi âşığın kendini bütünüyle adadığını anlatır; "mübtelâ" ise hem tutkun hem de bir derde yakalanmış anlamına gelir. Erünsal'ın belirttiği sade ve samimi üslup bu gazelde açıkça görülür: Arapça ve Farsça terkip yok denecek kadar azdır, cümleler gündelik konuşmanın sırasını izler.

Aynı Redifle Yazan Bir Amasyalı Çağdaş

Sıtkı Nazik, Mihrî Hatun ile yine Amasyalı olan çağdaşı Tâcîzâde Cafer Çelebi'nin divanlarındaki ortak redifleri karşılaştırırken bu gazeli, Cafer Çelebi'nin aynı "behey kâfir" redifiyle yazdığı yirmi beşinci gazelle yan yana koyar. Cafer Çelebi'nin şiirinde de âşık, cefa taşını yeterince atmış olan sevgiliden merhamet ister ("Yiter atdun cefâ taşın raḥm it / Burç degüldür beden behey kâfir") ve ondan nazını artırıp kaçmamasını diler. Nazik'e göre iki gazelde "cevr" ile "naz", "vefa" ile "rahm" anlamca birbirine karşılık gelir, "cefa" kelimesi ise ikisinde de aynen geçer. İki şiirin kafiyeleri farklıdır; ortak olan redif ve konudur.

Nazik, iki şair arasındaki benzerlikleri değerlendirirken birinin ötekine nazire yazdığına dair bir bilgi bulunmadığını açıkça söyler. Aynı yıllarda, II. Bayezid ve Şehzade Ahmed'in Amasya'daki çevresinde anılan bu iki şairin birbirinin şiirlerini görmüş olabileceğini, duygusallık bakımından daha güçlü bulduğu Mihrî'nin Cafer Çelebi'yi etkilemiş olabileceğini düşünür; ama hangisinin hangisini etkilediği konusunda kesin bir hükme varmaz ve her iki şairin de Ahmed Paşa ile Necâtî gibi daha üst örneklerden beslenmiş olabileceğini ekler.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 65-66, Gazel 29 (Ü 34a) ve nüsha farkları dipnotu. ekitap.ktb.gov.tr

Akademik çalışmalar

  • Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010 (gül-bülbül ile kâfir, sanem, büt bahisleri). openaccess.firat.edu.tr
  • Sıtkı Nazik, "Benzer Redifli Şiirleri Bağlamında Mihrî Hatun ve Tâcî-zâde Cafer Çelebi'nin Karşılaştırılması", Uluslararası Amasya Âlimleri Sempozyumu Bildiriler Kitabı II, Amasya 2017, s. 133-148 (özellikle s. 140-141).

Kitaplar

  • Didem Havlioğlu (hzl.), Ġazeliyyât-ı Mihrî-i Ḥaḳîre, OTAP elektronik edisyonu, gazel 30 (türkoloji-iran sayfasında yayımlanan metin, 2007).
  • İsmail E. Erünsal, "Mihrî Hatun", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 30, s. 37-38. islamansiklopedisi.org.tr

Çevrimiçi kaynaklar