Özgün Metin
Vezin: Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün
Dili virdüm yalıñuz ṣanma saña cân biledür
Dil nedür cân daḫi cânâ saña ḳurbân biledür
Geçdi ey ḳaşı kemân ġamzeñ oḳı cândan öte
Daḫi çeşmüñ nice bir sîneme müjgân biledür
Nidelüm gözden ıraġ olduñ ise dost yeter
Çün ḫayâlüñ dil-i vîrânuma mihmân biledür
Görüp ol yâri baña söylemesün deyü raḳîb
Muttaṣıl sâye gibi gör nice şeyṭân biledür
Mihrî bülbül gibi efġânuñı dilden ḳoma kim
Lâle ḫaddinde anuñ çün gül-i ḫandân biledür
Günümüz Türkçesiyle
1. Sana yalnız gönlümü verdim sanma; canım da onunla beraberdir. Ey sevgili, gönül de nedir ki, canım da gönülle beraber sana kurbandır. ("Bile", Eski Anadolu Türkçesinde "birlikte, beraber" demektir; "biledür" "beraberdir" anlamına gelir.)
2. Ey kaşı yay gibi olan, süzgün bakışının oku canımı delip öteye geçti; gözün daha ne zamana dek kirpikleriyle birlikte göğsüme yönelecek? (Kaş yaya, bakış oka, kirpikler de oklara benzetilir.)
3. Ne yapalım, gözden uzak olduysan; dostum, yeter ki hayalin harap gönlümde misafir olarak benimle beraberdir.
4. Rakip, o sevgiliyi görüp bana bir söz söylemesin diye, bak, şeytan gibi, gölge gibi durmadan onunla beraberdir.
5. Mihrî, bülbül gibi feryadını gönlünden bırakma; çünkü onun lale yanağında gülen bir gül de beraberdir. (Sevgilinin yanağı hem lale gibi kırmızı hem de açılmış bir gül gibidir; gül olan yerde bülbülün feryadı da yerindedir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Arslan neşrinin otuz altıncı gazeli beş beyittir ve dört nüshada da yer alır (F 39b, M 55b, S 41b, Ü 35b). Vezni "Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün" kalıbıdır. Redif "biledür" (beraberdir) kelimesidir; kafiyeyi cân, ḳurbân, müjgân, mihmân, şeyṭân ve ḫandân kelimelerindeki "-ân" sesi kurar. Gazelin redifi, Mihrî'nin dilinde Eski Anadolu Türkçesinin izlerini gösteren kelimelerden biridir: bugün "bile" daha çok "dahi" anlamında kullanılırken burada eski "birlikte" anlamını korur. Şiirin kime ve ne zaman yazıldığına dair bir bilgi yoktur.
Anlam ve Söz Sanatları
Redif şiire bir "birliktelik" teması kazandırır, ama bu birlikteliklerin çoğu âşığın aleyhinedir. İlk beyitte gönül ile can birlikte sevgiliye verilmiştir; ikincide göz kirpikleriyle birlikte âşığın göğsüne yönelir; üçüncüde sevgilinin hayali âşığın gönlünde misafirdir; dördüncüde rakip gölge gibi sevgilinin yanından ayrılmaz; beşincide ise sevgilinin lale yanağında gül de vardır. Âşığın sevgiliyle tek gerçek beraberliği, gözden uzak olan sevgilinin hayalidir.
Birinci beyitte "cân" ile "cânâ" (ey sevgili) kelimeleri arasındaki ses benzerliği bir söz oyunu kurar; "Dil nedür" sorusu ise gönlü küçümseyerek canın daha büyük bir armağan olduğunu söyler. İkinci beyitte kaş, gamze, göz ve kirpik yay ile ok benzetmesi içinde bir araya gelir. Kaya, Mihrî divanında sevgilinin kaşının yay, gamzesinin ok, gözünün yağmacı olarak düşünüldüğünü gösterir; bu beyitte bakış oku canı aşıp geçmiş, ama göz kirpik oklarıyla saldırmayı bırakmamıştır.
Üçüncü beyit divan şiirinde sık işlenen "gönül evi" düşüncesine dayanır. Kaya, Mihrî divanında gönlün içinde âşığın yaşadığı ve bazen sevgili hayalinin misafir olduğu bir ev olarak düşünüldüğünü, bu evin vîrân ya da vîrâne diye de anıldığını belirtir. Harap gönle konuk olan hayal, gözden ırak sevgilinin yerini tutar ve âşığı teselli eder.
Dördüncü beyitte rakip, sevgilinin yanından hiç ayrılmayan bir gölgeye ve âşıkla sevgilinin arasına giren şeytana benzetilir. "Sâye gibi" benzetmesi rakibin sürekli varlığını, "şeyṭân" kelimesi de onun kötü niyetini anlatır; iki benzetme aynı mısrada yan yana gelir. Son beyitte bülbül, lale ve gül bir araya gelir (tenasüp). Kaya, lalenin divanda genellikle gülle birlikte yanak için kullanıldığını belirtir ve bu beyti örnek verir. Şair kendine seslenerek bülbül gibi inlemeyi sürdürmesini ister; çünkü sevgilinin yanağında gül vardır ve gülün olduğu yerde bülbülün susması beklenmez. "Gül-i ḫandân" (gülen gül) terkibi, açılmış gülü gülen bir yüze benzetir.
Nüsha farkları küçüktür: üçüncü beyitte M nüshası "Nidelüm" yerine "nola ger" (ne olur eğer) okur; dördüncü beyitte F nüshası "yâri" yerine "yâr" kaydeder; beşinci beyitte M nüshasında kelime sırası değişiktir ("efġânuñı bülbül gibi").
Kaynakça
- Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 69-70, Gazel 36 (F 39b, M 55b, S 41b, Ü 35b) ve nüsha farkları dipnotları. ekitap.ktb.gov.tr
- Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010 (kaş, göz, gönül evi ve lâle bahisleri). openaccess.firat.edu.tr






