Özgün Metin
Vezin: Mef‘ûlü Fâ‘ilâtü Mefâ‘îlü Fâ‘ilün
Düşmenler üstine ṣanemüñ el üşürdiler
Yatlu ḫaberle uş beni gözden düşürdiler
Hecr âteşiyle dil ḫod ezelden kebâb idi
Sînemde yaḳdılar cigerümde bişürdiler
Öldürdüm idi müdde‘iyi bir çalmada tîz
Neylersin itler ‘av‘avı ‘aḳlum şaşurdılar
Öldürmesi ġazâ deyü ‘uşşâḳ cem‘ olup
Kâfir raḳîbe her birisi bir ṭaş urdılar
Dertlü yürek i Mihrî cefâya ideydi ṣabr
Cevri zamâne ḫûbları ḥadden aşurdılar
Günümüz Türkçesiyle
1. Düşmanlar (rakipler) o put güzelin başına el birliğiyle üşüştüler; yabancı ağızlardan çıkma haberlerle işte beni onun gözünden düşürdüler. (Beyit iki türlü okunabilir: ilk mısra "rakipler yüzünden sevgilinin elini benden çektirdiler" diye de anlaşılabilir. "Yatlu" kelimesi eski Türkçede yabancı anlamındaki "yad"dan gelir; F nüshası bu kelimeyi "yanlu" diye yazar.)
2. Gönül, ayrılık ateşiyle zaten ezelden beri kebap olmuştu; onu bir de göğsümde yaktılar, ciğerimde pişirdiler.
3. Rakibi bir vuruşta hemen öldürecektim; ne yaparsın, itlerin havlaması aklımı şaşırttı. (İtler, sevgilinin çevresinde dolaşıp laf taşıyanlardır. F ve S nüshalarında ilk mısra "Öldürmedi müddeî", yani "rakip öldürmedi" diye okunur.)
4. Âşıklar "Onu öldürmek gazadır" diyerek toplandılar ve her biri kâfir rakibe birer taş attı.
5. Ey Mihrî, dertli yürek cefaya sabrederdi; ama zamanın güzelleri eziyetlerini haddinden aşırdılar.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Divanın otuz yedinci gazeli beş beyittir ve aruzun muzâri bahrinden "Mef‘ûlü Fâ‘ilâtü Mefâ‘îlü Fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Gazel, aşk ve güzellik konularını işleyen, genellikle beş ile on beyit arasında kalan, ilk beytinin iki mısraı birbiriyle kafiyeli olan ve son beytinde şairin mahlasını taşıyan nazım şeklidir. Burada kafiye "-şür/-şur" sesleriyle kurulur (üşür, düşür, bişür, şaşur, aşur); redif ise geçmiş zaman çokluk ekinden oluşan "-diler/-dılar"dır. Dördüncü beyitte kafiye iki kelimeye bölünür: "ṭaş urdılar" (taş vurdular) sesçe "şaşurdılar" ve "aşurdılar" ile örtüşür. Şiir dört nüshada da bulunur (F 40a, M 56b, S 42b, Ü 36a). Kime ya da hangi vesileyle yazıldığına dair bir kayıt yoktur.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin konusu, rakiplerin dedikodusuyla sevgilinin gözünden düşen âşığın öfkesidir. Divan şiirinde rakip, sevgilinin çevresinde dolaşan, âşığı kıskanan ve ona iftira eden kişidir; bu gazelde de bütün fiillerin öznesi o kalabalıktır. Matla beytinde sevgili "ṣanem", yani put diye anılır. Gülşen Kaya, Mihrî'nin divanında sanem kelimesinin, sevgilinin güzelliği ile âşığa karşı taş gibi soğuk ve sağır oluşunu birlikte anlattığını belirtir ve örnek olarak bu beyti verir. "El üşürmek" ile "gözden düşürmek" arasındaki ses benzerliği ilk beyte bir iç ahenk kazandırır.
İkinci beyit, ayrılık ateşinin âşığın içini yakmasını mutfak imgeleriyle anlatır. Gönül çoktan kebap olmuştur, rakipler onu bir kez daha göğüste yakar, ciğerde pişirir. Kaya bu beyti, divanda ayrılığın bir ateş olarak düşünüldüğü örnekler arasında gösterir. "Ezelden" sözü, aşk acısının âşığın yaradılışına yazılmış olduğu inancını da hatırlatır.
Üçüncü ve dördüncü beyitlerde ton sertleşir. Âşık rakibi bir vuruşta öldürebileceğini söyler, fakat "itlerin havlaması" aklını karıştırmıştır. Ardından gelen beyitte rakip açıkça "kâfir" diye anılır ve onu öldürmek gaza sayılır; âşıklar toplanıp ona taş atarlar. Kaya, divanda rakibin kâfir, onu öldürmenin de gaza sayıldığı beyitleri topladığı bölümde bu beyti anar ve aynı düşüncenin sekizinci gazelde sevgiliye bir öğüt olarak geçtiğini gösterir: sevgili masum âşıkları öldüreceğine kâfir rakibi öldürüp gaza sevabı kazanmalıdır. Burada ise işi âşıklar kendileri yapar. Taşlama sahnesi, gelenekteki mübalağanın bir örneğidir; rakibe duyulan öfke din diliyle büyütülür.
Makta beytinde Mihrî kendine seslenir ve öfkenin yerini bir yakınma alır. Yürek cefaya katlanmaya hazırdır, ama "zamane güzelleri" cevri ölçüsüz bir yere taşımıştır. Kaya, divanda cevir ve cefanın âşıkta önce sabır, sonra sitem doğurduğunu söylerken buna benzer beyitleri örnek verir. "Zamâne ḫûbları" sözü, şikâyeti tek bir sevgiliden çıkarıp çağın güzellerine genelleştirir; bu, Mihrî'nin başka gazellerinde de görülen bir kapanış tarzıdır.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 70, Gazel 37 (F 40a, M 56b, S 42b, Ü 36a). ekitap.ktb.gov.tr
Akademik çalışmalar
- Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010, s. 38, 138, 233, 235. openaccess.firat.edu.tr
- Sabiha Gemici, Mihrî Hatun Divanı: Karşılaştırmalı Metin, Cümle Yapısı ve Cümle Türleri, doktora tezi, Uludağ Üniversitesi, Balıkesir 1990 (gazelin karşılaştırmalı metni).
Çevrimiçi kaynaklar






