Özgün Metin

Vezin: Mef‘ûlü Fâ‘ilâtü Mefâ‘îlü Fâ‘ilün

Şol dil-rübâ ki ḥüsn ilinüñ kişveri geçer
Bir şehdür ol ki cân u göñül leşkeri geçer
Ol dil-rübâya dil nice olmaya müşterî
Cümle cihân güzellerinüñ serveri geçer
Virse żiyâ cemâli cihâna ‘aceb midür
Ol dilberüñ ki ḥüsni cihân enveri geçer
Cellâd-ı çeşmi cânuma ḳaṣd itmedin henüz
Derdlü yürege ġamzesinüñ ḫançeri geçer
Cân viremez yolumda dime Mihrî dostum
Ṣâdıḳlaruñ cihânda bu daḫi biri geçer

Günümüz Türkçesiyle

1. O gönül çelen güzel ki güzellik ülkesinin hükümdarı sayılır; o öyle bir şahtır ki can ve gönül onun ordusu sayılır. (Beyit iki türlü okunabilir: "geçer" fiili "sayılır" anlamında alınabileceği gibi "hükmü geçer" anlamında da alınabilir; o zaman "güzellik ülkesine hükmü geçen, can ve gönül ordusuna sözü geçen bir şah" diye anlaşılır.)

2. Gönül o gönül çelene nasıl alıcı olmasın; o, bütün dünya güzellerinin başı sayılır.

3. Güzelliği dünyaya ışık verse şaşılır mı; o güzelin yüzü dünyanın en parlağı sayılır.

4. Gözünün celladı daha canıma kastetmeden, bakışının hançeri dertli yüreğe saplanır. (Burada "geçer" saplanır, deler geçer anlamındadır.)

5. Dostum, "Mihrî yolumda can veremez" deme; o da dünyadaki sadık âşıklarından biri sayılır.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Divanın kırkıncı gazeli beş beyittir ve aruzun muzâri bahrinden "Mef‘ûlü Fâ‘ilâtü Mefâ‘îlü Fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Kafiye "-eri" sesidir (kişveri, leşkeri, serveri, enveri, ḫançeri, biri), redif ise "geçer"dir. Gazel dört nüshada da bulunur (F 44a, M 62a, S 46a, Ü 36b); nüshalar arasında yalnız birkaç kelimelik farklar vardır, örneğin F nüshasında dördüncü beyitteki "yürege" yerine "yüzine" yazılmıştır. Kime yazıldığına dair bir bilgi yoktur.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin bütün yükü "geçer" redifinin taşıdığı anlam çeşitliliğindedir. Eski Türkçede "geçmek" fiili "sayılmak, itibar görmek" anlamına geldiği gibi "hükmü yürümek" ve "delip geçmek" anlamlarına da gelir. Şair ilk üç beyitte fiili sayılmak ve hükmü geçmek anlamlarında kullanır, dördüncü beyitte hançerin yüreğe saplanmasına bağlar, son beyitte yine "sayılır" anlamına döner. Aynı redifin her beyitte başka bir yüzüyle ortaya çıkması, kısa gazele bir çeşitlilik kazandırır.

İlk iki beyitte sevgili bir hükümdar olarak düşünülür. Güzellik bir ülkedir (ḥüsn ili, kişver), sevgili o ülkenin şahıdır, can ile gönül onun askerleridir (leşker), sevgili dünyanın bütün güzellerinin başıdır (server). Gülşen Kaya, server, serdâr, leşker gibi askerlik ve yönetimle ilgili kelimelerin divanda kullanılışını incelediği bölümde ikinci beyti örnek verir ve server kelimesinin güzellerin başkanı olarak sevgiliyi anlattığını belirtir. Bu kelimeler arasındaki anlam ilgisi tenasüp sanatını oluşturur. İkinci beyitte gönül sevgiliye "müşterî", yani alıcıdır: güzellik bir mal gibi düşünülür, gönül de onu satın almaya hazırdır.

Üçüncü beyit, sevgilinin yüzünün dünyayı aydınlatmasını anlatır. "Żiyâ" (ışık) ve "enver" (en parlak) kelimeleri yüzün güneşe benzetildiğini sezdirir, ama güneş adıyla anılmaz. Kaya bu beyti iki yerde anar: dünyanın sevgilinin ışığıyla aydınlanan bir yer olarak düşünüldüğünü gösterdiği bölümde ve ışık-aydınlık kavramlarını ele aldığı bölümde. Beyitteki "‘aceb midür" (şaşılır mı) sorusu, cevabı belli olan bir soru olarak övgüyü güçlendirir.

Dördüncü beyitte göz bir cellada, gamze (süzgün bakış) bir hançere benzetilir. Kaya bu beyti, saray ve şehir hayatındaki görev adlarının (pâs-bân, der-bân, cellâd) benzetme unsuru olarak kullanıldığı bölümde örnekler. Göz daha öldürmeye girişmeden bakışın hançeri yüreğe saplanmıştır. Kaya'nın gamze bahsinde belirttiği gibi gamze bu konuda "cellâd-ı çeşm"den bile çabuktur; hançerin belde taşınıp umulmadık bir anda çekilmesi bu tasavvurun kaynağıdır.

Makta beytinde konuşan sevgiliye "dostum" diye seslenir ve onun aklından geçebilecek bir şüpheye cevap verir: Mihrî de aşk yolunda can verebilecek sadıklardan biridir. Mahlasın üçüncü kişi olarak anılması ve beytin bir itiraz biçiminde kurulması, gazelin övgüden sonra kişisel bir sese geçmesini sağlar.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 71-72, Gazel 40 (F 44a, M 62a, S 46a, Ü 36b). ekitap.ktb.gov.tr

Akademik çalışmalar

  • Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010, s. 48, 88, 89, 162, 261. openaccess.firat.edu.tr
  • Sabiha Gemici, Mihrî Hatun Divanı: Karşılaştırmalı Metin, Cümle Yapısı ve Cümle Türleri, doktora tezi, Uludağ Üniversitesi, Balıkesir 1990 (gazelin karşılaştırmalı metni).

Çevrimiçi kaynaklar