Özgün Metin

Vezin: Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

‘Āşıḳ iseñ ‘aşḳ yolında ṣaḳlama nâmûs u ‘âr
Cehd idüp bu yolda cân vir yoḫsa elden gitdi yâr
Fâriġ olup ger göñülsüz ister isen yâruñı
Ġâfil olma key ḥaẕer ḳıl ġayrınuñ olur nigâr
‘Ālemi ġarḳ eyler iseñ kimse silmez yaşuñı
Ṣoñra ger ḳan aġlar iseñ günde biñ kez zâr zâr
Gülsitânında bugün ol ġoncanuñ feryâd ḳıl
Yoḫsa yarın gül gider ḳalursın ey miskîn hezâr
Ḫâr elinden dâmenin ḳurtarmaġ içün dilberüñ
Sen daḫi her gülsitâna yüz urup yalvar ne var
Merd iseñ ġayret demidür sür raḳîbi hey meded
Dâmenine ter gülüñ yapışmasun sa‘y eyle ḫâr
Bir zamân Mihrî felekde seyr iderdi şimdi gör
Bu sebebden oldı uş ayaḳlar altında ġubâr

Günümüz Türkçesiyle

1. Âşıksan aşk yolunda namus ve utanç kaygısı gütme; bu yolda çabala ve canını ver, yoksa sevgili elden gitti demektir. (Ü nüshasında ikinci mısranın sonu "yâr" yerine "‘âr" diye okunur.)

2. Eğer kaygısız davranıp sevgilini gönülsüzce, yarım ağızla istersen gaflete düşme, çok sakın: o güzel başkasının olur.

3. (Sevgiliyi kaybettikten) sonra gözyaşınla dünyayı boğsan da, günde bin kez inleyerek kan ağlasan da kimse gözyaşını silmez.

4. Bugün o goncanın gül bahçesinde feryat et; yoksa yarın gül gider, sen de ey zavallı bülbül, öylece kalırsın. (Ü nüshasında "bugün" yerine "iken" okunur: "gül bahçesindeyken feryat et.")

5. Sevgilinin eteğini dikenin elinden kurtarmak için sen de her gül bahçesine yüz sür, yalvar; bunda ne sakınca var.

6. Yiğitsen şimdi gayret zamanıdır; rakibi kov, yetişin. Çalış ki diken taze gülün eteğine yapışmasın. (Diken rakip, taze gül sevgilidir.)

7. Mihrî bir zamanlar göklerde dolaşırdı; şimdi bak, bu yüzden işte ayaklar altında toz oldu. ("Mihr" güneş demektir; güneşin gökte dolaşması ile şairin bir zamanki yüksek hali arasında ilgi kurulur.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Divanın kırk üçüncü gazeli yedi beyittir ve aruzun remel bahrinden "Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Gazelde redif yoktur, kafiye "-âr" sesiyle kurulur (‘âr, yâr, nigâr, zâr, hezâr, ne var, ḫâr, ġubâr). Beşinci beyitteki "yalvar ne var" sözü, kafiyeyi "ne var" (ne sakıncası var) gibi iki kelimelik bir deyimle karşılar. Gazel yalnız iki nüshada bulunur (M 61b, Ü 37a). Kime yazıldığına dair bir bilgi yoktur.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel bir öğüt şiiridir. Konuşan, aşk yolunda tecrübe kazanmış biri gibi âşığa seslenir ve ona ne yapması gerektiğini söyler: utanç kaygısını bırakmalı, gönülsüz davranmamalı, vakit varken feryat etmeli, gerekirse yalvarmalı, rakibi kovmalıdır. İlk altı beyitte emir kipleri arka arkaya gelir (ṣaḳlama, cân vir, ġâfil olma, ḥaẕer ḳıl, feryâd ḳıl, yalvar, sür, sa‘y eyle). Divan şiirinde âşık çoğunlukla kendi halinden yakınır; bu gazelde ise sözün büyük kısmı bir başkasına verilen nasihattir ve yakınma ancak son beyitte, şairin kendi adıyla ortaya çıkar.

İlk beyitteki "nâmûs u ‘âr" (namus ve utanç) ile aşk yolunda can vermek arasındaki karşıtlık, aşkı toplumun ölçüleriyle çatışan bir yol olarak gösterir. İkinci beyitte "fâriġ" (kaygısız) ve "göñülsüz" kelimeleri, gönülsüz bir sevginin sonunu haber verir: sevgili başkasının olur.

Dördüncü, beşinci ve altıncı beyitler gül, bülbül ve diken üçlüsüyle kurulur. Sevgili gül ya da goncadır, âşık bülbüldür, rakip dikendir. Dördüncü beyitte "bugün" ile "yarın" karşıtlığı tezat oluşturur ve gülün ömrünün kısalığı üzerinden vakit kaybetmemek gerektiğini anlatır. "Hezâr" kelimesi burada bülbül anlamındadır. Beşinci ve altıncı beyitlerde dikenin gülün eteğine yapışması, rakibin sevgiliye sokulmasının imgesidir; âşıktan bu eteği kurtarması istenir. Altıncı beyitteki "merd iseñ" (yiğitsen) ve "ġayret demidür" (gayret zamanıdır) sözleri, öğüdü bir meydan okumaya çevirir. Kelimelerin hepsinin gül bahçesine ait olması, beyitler arasında bir tenasüp kurar.

Makta beyti öğütten şairin kendi hikâyesine geçer. Mihrî bir zamanlar "felekte", göklerde dolaşırdı; şimdi ayaklar altında toz olmuştur. "Mihr" kelimesinin güneş anlamı, mahlas ile gökte dolaşma arasında bir tevriye kurar: gökte seyreden güneş ile bir zamanlar yükseklerde olan şair aynı sözle anlatılır. "Bu sebebden" ifadesi, bu düşüşün yukarıda sayılan öğütlere zamanında uyulmamasından kaynaklandığını sezdirir; böylece öğüt veren sesin tecrübesinin nereden geldiği de anlaşılır. Gülşen Kaya, divanda toprak ve tozun ayaklar altında bulunuşu ve değersiz sayılışı yönüyle ele alındığını, âşığın sevgilinin yolunda toprak olmasının ise onun için bir izzet sayıldığını belirtir; bu gazelde ise toz olmak, gökten yere inen bir düşüşün son noktasıdır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 73, Gazel 43 (M 61b, Ü 37a). ekitap.ktb.gov.tr

Akademik çalışmalar

  • Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010, s. 272-273. openaccess.firat.edu.tr
  • Sabiha Gemici, Mihrî Hatun Divanı: Karşılaştırmalı Metin, Cümle Yapısı ve Cümle Türleri, doktora tezi, Uludağ Üniversitesi, Balıkesir 1990 (gazelin karşılaştırmalı metni).

Çevrimiçi kaynaklar