Özgün Metin

Vezin: Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

Muṣḥafında ḥüsnüñüñ cânâ ḫaṭuñ i‘râbdur
Ṣûretüñ ‘uşşâḳa câmi‘ ḳaşlaruñ miḥrâbdur
Āsitânuña nice yüz sürmesün leyl ü nehâr
Ehl-i ‘aşḳuñ secde-gâhı ḳıblesi ol bâbdur
Dil şeb-i zülfüñde güm-râh olmasa olmaz ‘aceb
Ey şeh-i ḫûbân-ı ‘âlem ṣûretüñ meh-tâbdur
Yalıñuz bir ben miyem sen dil-rübâya mübtelâ
Cân u dilden bu cihân ḫalḳı saña aḥbâbdur
Gözleri yaşın revânlar eyleyüp nâlân ider
Mihrî ḥüsnüñ gülsitânında bugün dûlâbdur

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey sevgili, güzelliğinin mushafında yüzündeki ayva tüyleri harekelerdir; yüzün âşıklar için bir camidir, kaşların da mihraptır. ("İ‘râb", Arapça yazıda kelimelerin okunuşunu gösteren hareke işaretleridir; "hat" kelimesi hem yazı hem de yüzdeki ince tüyler anlamına gelir. Kaşlar, kavisli biçimiyle mihraba benzetilir.)

2. Eşiğine gece gündüz nasıl yüz sürmesinler? Aşk ehlinin secde yeri ve kıblesi o kapıdır.

3. Ey dünya güzellerinin şahı, gönül saçının gecesinde yolunu kaybetmezse buna şaşılmaz; çünkü yüzün mehtaptır, karanlıkta yolu aydınlatır.

4. Sana, o gönül çalana tutkun olan yalnız ben miyim? Bu dünyanın bütün halkı candan gönülden senin dostlarındır.

5. Gözlerinin yaşını akıtıp inleyen Mihrî, bugün güzelliğinin gül bahçesinde bir su dolabıdır. ("Dûlâb", bahçeleri sulamak için sudan su çıkaran, dönerken gıcırdayan dolaptır; âşık hem gözyaşı döktüğü hem inlediği için ona benzetilir.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Gazel, divanın Harfü'r-Râ bölümünde ellinci sırada yer alır ve beş beyittir. "Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün" vezniyle yazılmıştır. Redif "-dur" ekidir; kafiye "-âb" sesine dayanır: i‘râb, miḥrâb, bâb, meh-tâb, aḥbâb, dûlâb. Gazel dört nüshanın dördünde de vardır; Ü nüshası son kelimeyi "dollâbdur" diye yazar. Kime yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin ilk iki beyti, sevgilinin güzelliğini ibadet ve kutsal kitap imgeleriyle anlatır. Yüz mushafa, ayva tüyleri harekeye, yüz camiye, kaşlar mihraba, sevgilinin eşiği de secde yerine ve kıbleye benzetilir. Mushaf, i‘râb, câmi‘, miḥrâb, secde-gâh, kıble ve "leyl ü nehâr" (gece ve gündüz) kelimeleri arasında güçlü bir tenasüp vardır. Kaya, matla beytini divandaki bu tasavvurları "en güzel özetleyen beyit" olarak niteler ve aşk ehlinin kıblesinin sevgilinin eşiği, kaşlarının ise şekil itibarıyla mihrap olduğunu belirtir. İkinci beyitte gece gündüz yüz sürmek, Kaya'ya göre namaza işaret eder.

Birinci beyitteki "hat" kelimesi tevriyeye açıktır: yakın anlamıyla yazı, uzak ve kastedilen anlamıyla sevgilinin yüzünde yeni beliren ince tüylerdir. Mushaf benzetmesi kurulunca yüzdeki tüyler, metnin doğru okunmasını sağlayan hareke işaretleri olur. Mihrî, yüz ile mushaf arasındaki benzetmeyi i‘râb kelimesiyle, yani bir dilbilgisi terimiyle inceltir.

Üçüncü beyitte saç ile gece, yüz ile mehtap arasında bir benzetme kurulur. Kaya, gönlü zülfün gecesinde kaybolmaktan alıkoyanın mehtap olan sevgili yüzü olduğunu belirtir. Beyitteki "şeb" (gece) ve "meh-tâb" (ay ışığı) kelimeleri tezat oluşturur. Dördüncü beyitte âşık, sevgiliye tutkun olanın yalnız kendisi olmadığını, bütün dünyanın onu sevdiğini söyler; bu, bir önceki gazelde de görülen "yalıñuz bir ben miyem" söyleyişinin tekrarıdır.

Mahlas beyti, gündelik hayattan alınmış bir benzetmeye dayanır. Kaya'ya göre bağ ve bahçelere dönerek derelerden su çıkaran dolap, burada âşık yerine kullanılmış; âşık, döktüğü gözyaşlarıyla dönüp duran ve aynı zamanda inleyen dolaba benzetilmiştir. Dolabın suyu bahçeyi sular; âşığın gözyaşı da sevgilinin güzellik bahçesine akar. Gözyaşı, inilti, dönmek ve gül bahçesi kelimeleri birbirini tamamlar. Gazel böylece ilk beyitteki cami ve mihrap imgelerinden son beyitteki bahçe dolabına geçer; âşığın hâli, kutsal imgelerin ardından bir bahçe aletiyle anlatılır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar