Özgün Metin
Vezin: Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün
Neyleyem bî-çâre göñlüm bir dem olmaz yârsuz
Epsem olmaz nitekim cehd eylerem bu ‘ârsuz
Ben dilümde nâmını vird itdüm ammâ dilberüm
Bir dem añmaz adum olmaz bir nefes aġyârsuz
Vaṣlını iḳrâr idüp ṣaldı beni sevdâlara
Döndi inkâr eyledi bu dîni yoḳ iḳrârsuz
Ey ṭabîb-i cân meded bîmâruñam öldüm didüm
Didi ḫûdur ‘âşıḳ öldürmek baña tîmârsuz
Görmedüm bir ḫûb kim yanında olmaya raḳîb
Bu cihân bâġında hiç gül olmaz imiş ḫârsuz
Ḫûblaruñ mihrini Mihrî ölürüz terk itmezüz
Kim ne dir ise disün biz olamazuz yârsuz
Günümüz Türkçesiyle
1. Ne yapayım, çaresiz gönlüm bir an bile sevgilisiz duramıyor; ne kadar uğraşsam da bu utanmaz (gönül) susmuyor.
2. Ben onun adını dilimde bir dua gibi sürekli tekrarladım; ama dilberim bir an bile adımı anmıyor, bir nefes bile rakiplerden ayrı kalmıyor. (Vird: her gün düzenli okunan dua, zikir.)
3. Kendisine kavuşacağıma söz verip beni sevdalara saldı; sonra döndü, sözünü inkâr etti. Bu sözsüz olanın dini imanı yok. (İkrar ile inkâr, din ile iman diliyle söylenmiştir: imanın şartı olan ikrardan dönmek dinsizlik sayılır.)
4. "Ey canın hekimi, yetiş, senin hastanım, öldüm" dedim; "Âşığı tedavi etmeden öldürmek benim huyumdur" dedi.
5. Yanında rakip bulunmayan tek bir güzel görmedim; meğer bu dünya bahçesinde dikensiz gül hiç olmazmış.
6. Mihrî, ölürüz de güzellerin sevgisini bırakmayız; kim ne derse desin, biz sevgilisiz olamayız. ("Mihr" sevgi demektir; şair mahlasını bu kelimenin hemen yanına koyar.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Divanın altmış üçüncü gazeli altı beyittir ve aruzun remel bahrinden "Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Kafiye "-âr" sesidir (yâr, ‘âr, aġyâr, iḳrâr, tîmâr, ḫâr), redif ise yokluk bildiren "-suz" ekidir. Matla beytindeki "yârsuz" kafiyesi makta beytinde aynen tekrarlanır; gazel aynı sözle açılıp aynı sözle kapanmış olur. Şiir yalnız iki nüshada bulunur (M 65b, Ü 41b); F ve S nüshalarında yoktur. Kime yazıldığına dair bir bilgi yoktur.
"-suz" redifi gazelin bütün düşüncesini taşır. Her beyit bir yoksunluğu söyler: sevgilisiz duramayan gönül, utanması olmayan gönül, rakipsiz bir an geçirmeyen sevgili, verdiği sözü tutmayan sevgili, hastasını tedavisiz öldüren hekim, dikensiz olmayan gül. Küçük bir ekin şiirin anlamını bu ölçüde yönlendirmesi, redifin divan şiirindeki işlevini iyi gösterir.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel, sevgilinin vefasızlığı ve âşığın buna rağmen sevgisinden vazgeçmeyişi üzerine kurulmuştur. Matla beytinde gönül hem "bî-çâre" (çaresiz) hem "‘ârsuz" (utanmaz) diye anılır. Âşık kendi gönlünü ayıplar gibi konuşur, çünkü gönül her şeye rağmen sevgiliyi istemekten ve bunu dile getirmekten vazgeçmez. "Epsem" kelimesi sessiz, dilsiz demektir; gönlün susmaması aşkın gizlenemeyişini anlatır.
İkinci beyitte âşık ile sevgilinin tutumu karşı karşıya konur. Âşık sevgilinin adını "vird" edinmiştir; bu kelime dervişlerin her gün belirli sayıda tekrarladıkları duayı anlatır ve âşığın bağlılığına dinî bir derinlik katar. Sevgili ise âşığın adını bir kez bile anmaz ve vaktini rakiplerle geçirir. "Dil" (gönül, dil) ile "dilber" kelimeleri arasındaki ses yakınlığı da beytin ahengini kurar.
Üçüncü beyit, Gülşen Kaya'nın sevgilinin cevr ü cefası üzerine verdiği örnekler arasındadır. Kaya bu bölümde sevgilinin önce vuslat ümidi verip sonra yüze bakmadığını, sözünde durmadığını, ikrarsız ve vefasız olduğunu söyler. Beyitte ikrar, inkâr ve din kelimeleri bir araya gelerek tenasüp kurar; ikrar ile inkâr arasında tezat vardır. Dinî terimlerin sevgi ilişkisine taşınması, sözünden dönen sevgiliyi imandan dönen biri gibi gösterir.
Dördüncü beyit kısa bir konuşmadır. Âşık sevgiliye "can hekimi" diye seslenir ve derdinin dermanını ister. Sevgilinin cevabı acı bir nükte taşır: bu hekim, hastasını tedavi etmeden öldürmeyi huy edinmiştir. Ṭabîb (hekim), bîmâr (hasta) ve tîmâr (bakım, tedavi) kelimeleri arasında tenasüp vardır; bîmâr ile tîmâr arasındaki ses benzerliği de beyte ayrı bir ahenk verir.
Beşinci beyit gül ile diken mazmununu kullanır. Kaya'ya göre gül olan sevgilinin yanında bulunan diken rakiptir; nasıl ki dünya bağında gül dikensiz olmazsa, her güzelin yanında da diken olan biri bulunur. Beyit bir atasözü gibi kurulmuştur: "dikensiz gül olmaz" sözü, rakibin varlığını bir doğa kanunu gibi kabul ettirir. İkinci mısra ilk mısradaki iddiayı genel bir örnekle doğruladığı için bu beyit irsâl-i mesel sanatına örnek sayılabilir.
Makta beytinde şair, mahlası olan "Mihrî" kelimesini sevgi anlamındaki "mihr" kelimesinin hemen ardına koyar. Kaya bu beyti, Mihrî Hatun'un kendini âşık olarak tanıttığı beyitler arasında verir: şair ölse bile güzellerin sevgisini bırakmaz ve sevgilisiz kalmaz. "Kim ne dir ise disün" sözü, gazelin sonunda bir çeşit kararlılık beyanıdır. Bu sözün bir kadın şairin dilinden çıkması, çevresinin yorumlarına aldırmadığını söyleyen bir ses olarak da okunabilir; ancak beyit divan şiirinin genel âşık tavrı içinde kalır ve şairin hayatına dair belirli bir olayla ilişkilendirilmiş değildir.
Kaynakça
- Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 84, Gazel 63 (M 65b, Ü 41b). ekitap.ktb.gov.tr
- Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010, s. 130, 135, 192. openaccess.firat.edu.tr






